Avukat Enes Şahin: Eğitimsizlik şiddeti doğurur

Avukat Enes Şahin: Eğitimsizlik şiddeti doğurur

‘İnci Gül’le Gazette Manşeti’ programının konuğu olan Avukat Enes Şahin kadına şiddet ve kadın cinayetleri konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Son zamanlarda artış gösteren cinayetlerin basına yansıtılmasının mahkemelerin kararlar verirkenki kanaatini etkilediğini söyleyen Avukat Şahin, “Mahkemeler, basına yansıyan olayların kararını verirken bu kararın basında yer alacağı düşüncesiyle o dosya hakkında daha detaylı araştırma yapıyor ve vereceği cezaların caydırıcı bir ceza olmasını yeğliyor” diye konuştu.

Kadına şiddetten, kadın cinayetlerinde verilen cezai indirimlere kadar bilgiler veren Avukat Şahin ile o röportaj;

Kadına şiddet nedir? ‘Kadına şiddet’ derken bu sadece fiziksel şiddet mi demek oluyor?
Kadına şiddet dediğimiz olayda, kadının cinsel kimliğinden dolayı kadına karşı uygulan fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddetlerdir. İlk adım olarak; aile birlikteliklerinin daha sağlıklı olması ve  insanların birbirlerini tanıyarak evlenmeleri ile şiddeti önüne geçilebilir. Eşler arasında yaşanan şiddet, genellikle eşlerin birbirlerini dinlemeyip ve dinlemedikleri için de anlamadıklarından oluyor. Bu da zaten sağlıksız ve de  mutsuz evliliklerden doğuyor. Günümüzde kadına şiddet olaylarına baktığımızda, boşanma davalarının artması, ekonomik krizlerin meydana gelmesi şiddeti tetikleyen asıl nedenlerdir. Bunların artmasıyla birlikte şiddette doğru orantıda artıyor. Aile reisi olarak kendini niteleyen ve bütün sorumluluğun kendinde olduğunu hisseden erkeklerin, ekonomi gücünü yitirmesiyle beraber evde huzursuz bir ortam oluşuyor ve bu da bazen şiddete kadar dönüşebiliyor. Ama elbetteki bu kabul edilebilir bir mazeret değildir.

Kadına şiddetin ve cinayetlerin son zamanlarda artış göstermesinin nedenleri nelerdir Sayın Şahin?
Polis Akademisi’nin hazırladığı bir raporla sözlerime başlamak istiyorum. Polis Akademisi Başkanlığı'nca hazırlanan "Dünya ve Türkiye'de Kadın Cinayetleri 2016-2017-2018 Verileri ve Analizler" raporuna göre, “Türkiye'de son 3 yılda 932 kadın cinayete kurban gitti. En çok cinayet İstanbul, Ankara ve İzmir'de işlenirken, faillerin ve maktullerin yüzde 46'sının ilkokul mezunu olduğu belirlendi. Kadın cinayetlerinin yarısından fazlası ateşli silahlarla gerçekleşirken bu silahların yüzde 83'ünün ruhsatsız olduğu belirlendi. Bu rakamı yüzde 31,9 ile kesici ve delici aletler takip etti. Kadın cinayetlerinin 72,8'i konut ve metruk binalarda, yüzde 15'i ise sokak ortasında işlendi. Rapordaki verilere göre, cinayete kurban giden her dört kadından biri 26-35 yaş aralığındayken, son 3 yıldaki cinayetlerde en yaşlı kurban 88, en genci ise henüz bir yaşına bile basmamış bir bebek oldu.” 2019 yılında ise ağustos ayına kadarki zamanda 221 kadın maalesef cinayete kurban gitti. Bu sözü edilen yüzde 46’lık oran gerçekten ciddi bir oran olup şiddetin nedenlerinden birinin de eğitimsizlikten geçiyor olduğunu göstermektedir. Eğitimin temeli aileden başlar. Ama ailede de şiddet gören biri şiddet uygulamaya başlıyor ve bu döngü maalesef böyle devam ediyor. Ruhsatsız silah temin edenler için de kolluk güçlerine büyük görev düşüyor. Satıcıdan alıcıya kadar denetlenme yapılmalı. Silaha sahip olan kişi kendini daha güçlü hissetmekte ve bu gücü böylesi vakalarda kullanmaktadır. Bunun bir an önce önüne geçilmesi gerekmektedir. Kadın cinayetlerinin 72,8'i konut ve metruk binalarda geçekleşiyor olmasının nedeni de, kadının kapalı alanlarda kendini daha savunmasız hissetmesinden dolayıdır. Açık alanlarda yardım istemesi daha kolay olacağından, bu cinayetler kapalı alanlarda gerçekleşiyor. Cinayete kurban giden her dört kadından biri 26-35 yaş aralığında olmasının ortak özellikleri de yeni bir düzen kurmak isteyenlerin yolun başında olduklarını göstermektedir.


 
Kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinin basında yer almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Basında yer almasını kesinlikle onaylıyorum. Zaten bu zamana kadar ülkemizde ve dünyada bu vakalar çokça gerçekleştirilmiştir. Ancak basına ve medyaya yansımadığından dolayı bu denli göremiyorduk. Basına bu denli yansıması da sosyal linçe neden oluyor ve bunun sosyal ortamda bu kadar konuşulması, ayıplanması ve kişilerin dışlanmasının caydırıcı olabileceğini düşünüyorum. Öte yandan bu olayların basına yansıması, mahkemelerin de karar verirkenki kanaatini etkilemektedir. Mahkemeler, basına yansıyan olayların kararını verirken bu kararın basında yer alacağı düşüncesiyle o dosya hakkında daha detaylı araştırma yapıyor ve vereceği cezaların caydırıcı bir ceza olmasını yeğliyor. Cinayeti gerçekleştiren kişi ilk ifadesinde bir anlık öfkeyle ve kadının sarf ettiği tahrik edici bir söz ile cinayeti işlediğini söylüyor. Bunlar mahkeme kanaatinde şöyle, siz tahrik altında bir cinayet işlerseniz bundan dolayı mahkeme size indirim verir. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesine göre de  pişman olan herkes için de bir indirim söz konusu oluyor. Bu indirimler cinayetler için ciddi indirim söz konusu olan indirim sebepleridir. Ancak bu tür cinayetlere bakıldığında silahla, bıçakla işlendiği göz önünde tutulursa bu cinayetlerin bir anlık öfkeyle değil de planlanarak ve kasti bir şekilde işlendiğini gösterir. Kimse boşanma evresinde olan ya da boşanmış eşinin yanına bu şeklide gitmez. Kesinlikle bu cinayetler planlanmıştır. Ki zaten kesici, yaralayıcı aletlerle gezmek zaten başlı başına bir suçtur. Bu kişilerin herhangi bir indirimden yaralanması söz konusu olamaz olmamalıdır. Cinayeti işleyen bu kişilerin kesinlikle planlayarak ve kasti adam öldürme suçundan yargılanması kanaatindeyim.  


 
Kadına şiddetin yanı sıra çocuk cinayetleri ve istismarı, çocuğa şiddet, hayvan istismarı ve şiddeti nasıl engellenebilir?
Zaten kadın cinayetlerini işleyen insanların ruh halleriyle diğer suçları işleyen insanların ruh halleri aynıdır. Bu kişilerin içinde kesinlikle merhamet duygusu kalmamış insanlardır çünkü bu insanlar kesinlikle ruh sağlığı yerinde olmayan insanlardır. Kadına şiddeti engelleyecek olan etmenlerden biri, erkeklerin eşlerine meta gibi bakmamalarından geçmektedir. Ve aile de kızını verirken dikkatli davranmalı ve onu sahiplenmelidir. Bunun da öncesinde iki insan da birbirlerini iyi tanımalıdır. Sağlıklı evlilikler yapıldığı takdirde, ileri oluşabilecek ekonomik krizlerde bile bu evlilikler hüsranla sonuçlanmazlar. Eğitimsiz kişilerin eğitilmesiyle de bu cinayetlerin, istismarın ve şiddetin önünü geçilir.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER