Aylin Cucu Şangül: Sorumluluk ebeveynlerde

Aylin Cucu Şangül: Sorumluluk ebeveynlerde

Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi Fatma İnci Gül’ün moderatörlüğünü yaptığı “İnci Gül ile Biz Bize” canlı yayın programının bu haftaki konuğu, 24+4 Danışmanlık Merkezi’nin kurucularından Aylin Cucu Şangül oldu. Gazette TV Youtube hesabında “Evde Yaşam” konusunun konuşulduğu programda Şangül, “Durum belirsiz ama biz ebeveyn olarak bunun belirsizliğini ortadan kaldırabiliriz. Çocuğa durumla alakalı net açıklamalar yaparsak ve çocuğumuzun bu süreçte bize güvenebileceğini ifade edersek, çocuklar kendini daha güvende hissedecektir” dedi.

OKUMAK İSTEMİYORSAN, İZLE!


Öncelikle sizi yakından tanıyabilir miyiz? Aylin Cucu Şangül kimdir?

Psikoloğum, çocuklar ve ergenlerle çalışıyorum. Çocuklardaki duygu durum ve davranış bozukluklarıyla ilgili çalışıyoruz. Bunlarla bağlantılı olarak da ebeveynleriyle de iş birliği içerisinde süreçlerine destek olmaya çalışıyoruz. 24+4 Psikolojik danışmanlık merkezinde çalışıyorum.

1 ayı aşkın bir süredir Koronavirüs yüzünden evlerimize neredeyse hapsolmuş durumdayız... Psikolojimiz zarar görecek mi? Süresi belli olmayan bu hapis sürecine alışmak zorundayız genel anlamda bunu başarabilir miyiz? 

Son sorudan başlayayım, genel olarak bunu başarabilir miyiz? İnsanlığın varoluşunun temelinde zaten bu vardır. Doğal seleksiyonla insanoğlu, oluşan, gelişen, değişik durumlara karşı defan mekanizması geliştirir. Bu, her insanda vardır ve bir anda olmaz. Belli bir zaman aşımından sonra psikolojimiz ve bedenimiz bununla savaşır ve bunun akabinde de bu sürecı alışarak yeneriz. Daha sonrasında bu durum bize fizyolojik olduğu kadar psikolojik de zarar verir. Nasıl? En başta herkeste net bir kaygı var. Önümüzdeki belirsizliğe dair.
Bu kaygıyla nasıl baş edebileceğimize dair sizin gibi değerli gazeteciler bizleri davet ediyor daha sonrasında sosyal mecralardan bizler insanlara destek olabilmek ve bilgilendirmek amacıyla sunumlar yapıyoruz. Doğru bilgiye yöneliyor olmak ve doğru bilgi ışığında hareket ediyor olmak; fiziksel olarak da zihinsel olarak da kendimize destek sağlar.

Bu dönemde bozuk psikolojinin tetikleyebileceği ne tür problemlerle karşı karşıya kalacağız?

Davranışsal olarak problemler yaşayabiliriz. Davranışsallığın da yanı sıra düşünsel ve duygusal problemler de yaşarız. İnsan sisteminde şu şöyle ilerler; ilk önce aklımıza bir düşünce gelir, düşünce bizi duyguya, duygularımız bizi davranışa yönlendirir. Misal veriyorum, bir köpek gördüğümüz zaman köpek biraz saldırgan ve vahşice bir köpekse ilk düşüncemiz bu köpek bana zarar verecek. Daha sonrasında ya kaçmalıyım ya da kalıp savaşmalıyım. Eğer ki kişi kendisinde o cesareti görebilirse, dayanıklılığı görebilirse kalır. Eğer ki kişi kendinde o dayanıklılığı göremezse kaçar ve kalmak ya da kaçmak gibi bir davranış gösterir. 
Bu yüzden bizim ilk önce düşüncelerimiz değişir. En başta ne dedik kaygılandık. Hepimiz çok korktuk ve kaygılandık. İlk başta kendimize korktuk, bir şey olacak mı, hastalık kapacak mıyız? Yakınlarımıza korktuk daha sonrasında gözümüzü açtık baktık dış dünyadaki insanlar için korktuk, artık ekonomi nereye gidiyor dedik onun için korktuk. Daha sonrasında da önlemler almaya başladık. Dedik ki bu virüs değil ama bu düşünceler bizi öldürür. Akabinde işlerimizi evlerimize taşıdık, okulları evlerimize taşıdık, çocukların evlerden eğitimini sağladık. Bu konuda bilgi sahibi olan insanlar dışarıya çıkmadan iş yerlerine gitmeden nasıl bilgi verebiliriz diye evlerinden bu süreci yönetmeye çalıştılar. Bu bile aslında bizim yavaş yavaş sürece nasıl adapte olduğumuzu gösteriyor. 

Özellikle şu an içinde bulunduğumuz bahar mevsiminde dışarıda bizleri davet eden mis gibi hava var ancak arzularımıza hakim olmayı başarıp evimizde oturmak zorundayız, bu hakimiyeti nasıl kurabiliriz?

Evet, hafta sonları özellikle çok güzel geçiyor, insanı güdüsel olarak dışarıda kalmak dışarı çıkmak, dışarıda bir şeyler yapmak için dışarısı çağırıyor. Yanlış bilgide vermek istemiyorum ama son okuduğum demeçlere göre virüs havada asılı kalmıyor. Kapalı ortamlarda değil ama çok uzun süre olmayacak şekilde mesafeyi koruyarak kısa kısa dışarı çıkıp çok sakin olan saatlerde yürüyüş yapabilir insanlar. Evet, evde kalmak çok zor. Biz yetişkinler için zor, çocuklar için daha zor. Biz yetişkinler kendimizi güdüsel anlamda kontrol etme konusunda zorlanırken bir de çocukları düşünecek olursak bu iş biraz daha zorlaşıyor. Bu yüzden kısa kısa yürüyüşler yapılabilir. Onun dışında balkonlar kullanılabilir. Balkona çıkıp balkonda aktivite yapılabilir. Sürecin en başından beri söylediğimiz şey şu, haftalık planlama yapılmalı. Süreç belirsizken evde de belirsiz bir şekilde davranırsak daha kötü bir kısa döngüye gireriz. Bu süreci biraz daha belirginleştirip programlama yapabiliriz. Bunun ben cuma günleri yapılmasını tavsiyediyorum. Neden cuma günleri çünkü bir sonraki haftaya cumartesi, pazar tatil olmasıyla daha değerlendirilebilir ve uygulanabilir olması açısından çok daha faydalı olur. Bunun dışında evde neler yapılabilir? Evde, ah keşke zamanım olsaydı da şu prizi onarsaydım, ah keşke zamanım olsaydı da çiceğin saksısını değiştirebilseydim gibi ufak basit şeyler ama bizim aslında özümüzde varolan ve her zaman ertelediğimiz için aklımıza gelen günde beş on dakikamızı bile almayacak şeyleri gerçekleştirebiliriz. Kitap okuyabiliriz bu en basiti. Hiçbir şey yapamıyorsak, kitap okumayı sevmiyorsak evde ailecek kutu oyunları oynayabiliriz. Evde yapılacak şeyler çok ama yeter ki motivasyonumuz olsun. 

Bir önceki sorum aslında evde yaşam metotlarıydı... Evde yaşam metotları geliştirmemiz gerekecek bunlar neler olabilir?

Metotlara ek olarak, evde herkesin bir rolü var. Annenin, annelik rolü var, babanın babalık rolü var, çocuğun çocukluk rolü var. Evet, bu roller karışmasın isteriz biz ama bazen farklılıklar iyi gelebilir hem çocuklara hem de yetişkinlere hem de partnerlere. Mesela az önce ne dedim bir priz değiştirilecektir bunu eşinizi beklemeden de siz de yapabilirsiniz. Dolap düzenleme, bunu çocuk annesinden bekler ya da evde bir yardımcı varsa yardımcıdan bekler yapılması için. Bu süreçte çocuğunuzla birlikte bunu yapabilirsiniz. Bu sizin de kendinizi iyi hissetmenizi sağlar çocuğunuzun da. Bu tür işler hem kendisini iyi hissetmesini sağlar hem de eve dair sorumluluk almasını sağlar. Böylelikle çatışmalar azalır. Bu süreçte insanlar birbirlerine çok maruz kalıyorlar maalesef ki. Bu aslında çok güzel bir süreç ama her zaman için pembe bulutlarla bakmamak lazım. Alışık değilsek alışıncaya kadar senin neden gözünün üzerinde kaşın var diye partnerlere arasında çatışmalar olabiliyor. 

Bu dönemde özellikle çocukların işi daha zor. Hem evde kapalı kalmadıkları hem de durumu algılayamadıkları için hırçınlaşıyorlar ya da kardeşler arasında çatışmalar başlıyor... Çocuklarımızı rahatlatmak için neler yapabiliriz?

Birincil olarak durum belirsiz ama biz ebeveyn olarak bunun belirsizliğini biraz ortadan kaldırabiliriz. Çocuğa durumla alakalı net açıklamalar yaparsak ve çocuğumuzun bu süreçte bize güvenebileceğini ifade edersek, bunu sağlarsak çocuğunuz kendini biraz daha güvende hissedecektir. Bununla birlikte çocuk gerginleşebilir, gün içerisinde kapana kısılmış gibi hissedebilir. Bu kapana kısılmışlık algısından çıkarabilmek için çocuğunuzu sizin kapana kısılmış gibi davranmamanız gerekir anne baba olarak. Çocukta duygusal ve davranışsal değişimler olabilir. Hırçınlık, biz bunu çok görüyoruz zaten. Çocuğun duygularını ifade etmesini sağlamak gerekir. Duygular, yeri gelir bir resim yapılarak ifade edilebilir yeri gelir oyunla ifade edilebilir, yeri gelir bir hikayenin kahramanı yapılır çocuk kendisinden anlatılması istenir. Bu şekilde çocuk kendisini iyi hissedebilir. Biz yetişkinler olarak her şeyin en mükemmelini yapmalıyız ama çocuklarımıza bunu hiç belli etmemeliyiz. Evet insanız, duygularımız var ama bizden çocuğumuza aktaracağımız kadar korkularımızı, kaygılarımızı göstermemeliyiz. Çocuklarımıza zaman zaman ben de korkuyorum, ben de ne olacağını merak ediyorum ama duş alıyorum arkasına müzik dinliyorum sakinleşiyorum gibi kendimizi sakinleştirdiğimiz örnekleri çocuğa verirsek çocuk, somutlaştırır zihninde görerek, yaşayarak öğrenir. Anlattığınız şeyler havada kalır ama bunu sizde canlandığını görünce çocuk biraz daha somutlaştırır daha idrak edebilir. 

İçinde bulunduğumuz dönemde ve Covid-19 sonrasında dünyamızın büyük bir ekonomik kriz içerisine gireceği aşikar... Evde yaşamaya kendimizi alıştırıken hem psikolojimizi rahatlatan hem de ev ekonomisini katkı sağlayacak ne tür üretimler yapabiliriz?

Bu çok göreceli bir kavram kişilerin kendi ilgi alanlarıyla da alakalı mesela. Bu süreçte maskelere çok ihtiyaç duyuluyor ama bunun zaten satışı yok. Kişinin kendisini tanımasıyla alakalı. Ben neye ilgi duyuyorum neyi severek yaparsam beni mutlu ederi kendisine sormalı daha sonrasında sırf bunu bir iş olsun diye değil, iş yükü olarak görmeyeceği bir şeyi yaparak kendisini rahat hissedebilir. Mesela dışarıdan ekmek alıyorduk ekmeği evde yapabiliriz. Dışarıdan söylediğimiz şeyleri evde yapabiliriz. Ama söylediğim gibi kişi kendini tanımalı bu tür işleri yaparken mutlu oluyor mu? Vay efendim ekmek yapayım, çocuklar hamburger istedi, hamburger yapayım diyerek insan kendini çıkmaz bir döngünün içerisinde görür. Bu sefer de insan kendisine vakit ayıramaz. Burada en önemli şeylerden birisi de karşılıklı sınırları belirlemek, insanların birbirlerine vakit ayırmasına izin vermek. Aynı evin içersinde bu çok zor olabiliyor. Çocuklarımızdan aynı zamanda partnerimizden kendimiz için zaman istemeliyiz ve ona da zaman tanımalıyız. İnsanlar bu süreçte zaten dışarıdan eve bir şelerin girmesine karşı tedirgin o yüzden bir şeylerin bütçeye çevrilmesinden ziyade eldeki bütçeyi korumaya yönelik plan geliştirmeli diye düşünüyorum. 

Röportajın devamını Gazette TV Youtube hesabından izleyebilirsiniz…

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER