Çocukların İdeallerine Engel Değil Destek Olunmalı

Çocukların İdeallerine Engel Değil Destek Olunmalı

Çukurova Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü'nde Öğretim Görevlisi olan İsmail Güneş, bölümü hakkında bilgiler vererek bu bölümü yazacak öğrencilere de önerilerde bulundu. Özellikle veliler için uyarılarda bulunan Güneş, "Ebeveynler kendi olamadıkları meslekte çocuklarını görmek istiyorlar. Bunun için de statüsü yüksek olan alanlarda çocuklarını görmek istediklerinden dolayı çocuklarını kendi istedikleri bölümlere yönlendiriyorlar" diyerek bu anlayışın yanlış bir anlayış olduğunu ileri sürdü.

Sayın Güneş öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Çukurova Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Güneş ben. Ağırlıklı olarak bütçe, mali planlama konuları ile ilgilensem de son 10 yıla aşkın süredir özellikle Sivil Toplum Kuruluşları konusunda da hem akedemik düzeyde hem de Kent Konseyi bünyesinde çalışmalar yürütüyoruz. Kent Konseyi'nde Engelli meclisi yönetim kurulu üyeliğini yürütüyorum. Bunun dışında Göç ve Mülteci Meclisi başkanlığım ve Adana Kent Konseyi Yönetme Kurulu üyeliğim var. Bu tür yerlerde bulunmamın nedeni kent ve üniversiteleri bütünleştirmek olup üniversitede üretilen bilgileri uygulama yapan yerlere taşımaktır. Bizlerin görevi sadece teorik bilgiler verip öğrencilerimizi mezun etmek olmamalıdır. Üniversitelerde öğretilen ve üretilen bilgiler ülkeye katkısı olması adına paylaşılıp o bilgiler işlemeledir diye düşünüyorum. Çünkü bilgi kamusaldır.

Eğitim hayatınızdan bahsedebilir misiniz?

Ben aslen iktisatçıyım. Lisans eğitimimi İktisat bölümünde tamamladım. Yükseklisansı Çukurova Üniversitesi maliye bölümünde yaptım. Ara vermeden çalıştığım alanlardan birisi yerel yönetimler olup doktoramı da yine iktisat bölümünde yaptım. Marmara Üniversitesi'nde başlayıp tez aşamasını da Çukurova Üniversitesi'nde tamamladım. Enerji ekonomosi üzerine çalışıp özellikle Akkuyu nükleer santralin ekonomik ve sosyal maaliyetleri üzerinde çalışmıştım. Eğitim sürecim bu şekilde devam etti ve akabinde Çukurova Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam ettim.

Şuanda görev yapmakta olduğunuz Çukurova Üniversitesi'nin Türkiye'deki ve de dünyadaki yeri nedir size göre?

Çukurova Üniversitesi çok büyük bir potansiyele sahip esasında. Gerek coğrafi konumu gerek kampüslerin kendine has özellikleri gerekse içinde barındırdığı insan kalitesi açısından baktığımız zaman Türkiye'de ayrıcalıklı üniversitelerden bir tanesi. Burada görev yapmaktan dolayı mutluyum. Çukurova Üniversitesi'nin ses getiren bir üniversite olduğunu ve de çukurovada yapılacak üniversitelerin ülkemizde ve de dünayada ses getirecek kapasitede bir ünüversite olacağını düşünüyorum. Çukurova Üniversitesi orjinal olarak ilk çıktığında tarım ve ziraat alanında ortaya çıkmış olsa da onun dışında sosyal bilimler alanında gerek bölgemizin durumu gerek Adana’nın oldukça canlı bir kent olması ve aynı zamanda bir de işin hastane boyutu var. Sağlık Bilimleri’nde Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri olmak üzere adeta 3 alanda çok önemli roller üstlendiğini düşünüyorum. Her zaman daha iyisi mümkündür bence Çukurova Üniversitesi gelecekte daha iyi işlere de imza atacaktır. Gördüğüm en ciddi eksiklik; akademi yaşamı daha çok kendi alanlarında araştırma yapan insanların içine kapanmasına neden oluyor. Üniversitemizin bu potansiyelinin şehrimize yeterince yansımadığını düşünüyorum. Eksikliklerin bir kısmı bizden, bir kısmı kentten kaynaklanıyor olabilir. Üniversitedeki hocalarımızın bilgi aktarımlarının kente aktarılması gerektiğini düşünüyorum. Bununla ilgili olarak bir çok platformlar var ama bunları çoğaltmak gerekiyor. Bu yapılırsa Adana üniversitesiyle gerçek anlamda bütünleşirse çok büyük bir güç olur. Bundan hem şehir hem üniversite kazançlı çıkar.

Şuanda Çukurova Üniversitesi mezunlarının meslek yaşamlarındaki başarı oranları nedir, bunu yeterli buluyor musunuz?

Bir şeyi yeterli bulmak artık ben oldum demektir ve bana kalırsa bu en tehlikeli iştir. Çukurova Üniversitesi başlangıçtan itibaren bölgemizdeki sanayi kuruluşlarında, diğer kuruluşlarda girişimcilik anlamında olsun kendi mezunlarıyla çok fazla katkılar vermiştir. Zaman içerisinde Çukurova Üniversitesi’nin biraz da bölgesel olma vasfı ortaya çıktı. Hatta bölgemizde olan üniversiteler de gerek yetiştirdiği akademik elemanlarla  gerek diğer açılardan Çukurova Üniversitesinin çok ciddi katkıları oldu. Bu üniversite an itibariyle bölge üniversiteler için çok daha merkezi bir konumdadır. O açıdan bakıldığı zaman Çukurova Üniversitesi’nin önemi daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum.

Okuyucularımıza biraz da ana bilim dalınız olan Bütçe ve Mali Planlama hakkında bilgi verebilir misiniz?

Hangi işi yaparsanız yapın bir plan dahilinde yapmak zorundasınız. Şuan yasalarımız gereği kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler stratejik plan diye isimlendirdiğimiz planı yapmak zorundalardır. Bu yasal bir zorunluluktur. Bir işin yasal bir zorunluluk olması o işin en iyi anlamda yapılacağı anlamına gelmiyor. Bu konu genel itibariyle kişisel yaşamımızda da böyledir. Bizim işimiz sadece devlet bütçesi değil, kamu bütçesinin yanı sıra devleti oluşturan merkezi idare kuruluşları, yerel yönetimlerin yanı sıra aslında diğer sivil toplum örgütleri gibi alanlarda da bu yapının yerleşmesini arzu ediyoruz. Birinci aşamamız plan yapmaktır. Plan sizin gideceğiniz yeri bulmanızda kolaylıklar sağlar. Sonra bunun finansal kısmı olur yani o da bütçe sürecidir.

Bu sürecin doğru yönetilmesi lazım. Aile bütçenizden tutun bireysel bütçeniz, yada sivil toplum bütçeniz tüm bunlar aslında kaynak yönetimidir. Dolayısıyla kaynaklar hiç bir zaman sınırsız değildir. O yüzden kaynakları önceliklere göre kullanmanız gerekir.

Ana bilimizin temel aldığı nokta da odur. Kıt kaynakları en etkin ve verimli bir biçimde bütçe etrafında toplanması ve nereye kullanılacağının belirlenmesi ile ilgilidir. İktisat bilimi bir yerde tercihler bilimidir. Elinizdeki kıt kaynakları hangi önceliklere göre kullanacağımızı belirler. Bütçe bunun somut uygulanabilir halidir. Dolayısıya iyi bir kurumun yapması gereken ilk şey doğru planlamayla, nereden nereye gideceğini belirlemek ve sonra hangi araçlarla parasını en etkin bir biçimde belirleme yöntemidir. Biz de bunu başta kamu sektörü başta olmak üzere bütün kamu kurumları için anlatmaya çalışıyoruz.

Maliye bölümünden mezun bir öğrenci hangi alanlarda iş bulabilir?

İktisadi İdari Bölümün'den mezun olan öğrencilerin hem bir şansı hem de bir şansızlığı var. Şansları şudur; ilk 2 yıl boyunca öğrencilerimiz hangi bölümde olursa olsun derslerin neredeyse yüzde 90'ı ortak. Bu da onların ihtiyaç duyduğu temel ekonomi bilgilerini, temel hukuk bilgilerini sağlıyor. Maliye bölümü öğrencileri dendiği zaman bizim için öncelikli olarak devletin maliye alanında ihtiyaç duymuş olduğu her kademede insan gücünü yetiştirmektir. Sadece devlete insan kaynağı sağlamak anlamına gelmez bu elbette ki. Zaten devlette iş bulmak çok zor. Maliye bölümü öğrencileri başta mali müşavirlik olmak üzere mali konularla ilgili olan her alanda çalışma yapabilirler. dezavantajlı kısımlara gelecek olursak da, yeni açılan bir üniversite olduğunda en kolay açılan bölüm bu bölüm oluyor. Çünkü sadece bir sınıf, bir tahta bir de öğretim verecek hocalar yeterli oluyor. Koca labratuvarlara gerek duyulmuyor. Kontenjanların üstünde öğrenci alınarak mezun etme aşamasına gelince de devasa bir yığılma oluyor. Dolayısıyla en fazla yığılma da bu alanda oluyor. Şuanda 500 bine yakın mezunumuz işsiz durumdadır. Kontenjanlar ihitiyaca göre belirlendiği zaman bu sıkıntı da ortadan kalkacaktır. Bu bölümden mezun olmayan öğrenciler bu sektörde çalıştırılması da bir diğer sıkıntıdan bir tanesi olup öncelik bu bölümden mezun olan öğrencilere verilmesi gerekmektedir diye düşünüyorum.

Globalleşen dünyada maliyeden mezun olan bir öğrenci özellikle ticaret yapılan ülkelerle ilişki kurabilecek seviyede eğitim alabiliyorlar mı?

Teknik olarak bilmeleri gereken bilgiler veriliyor aslında. Lakin küresel dünyaya insan gücü ihraç edemememizin iki temel sebebi var. Bizim eğitim sistemimizde ilkokul 5. sınıftan başlayıp üniversite 1. sınıfa gelene kadar yabancı dil eğitimi veriliyor. Lakin bu eğitim konuşulabilir seviyesinde verilmemektedir.  Bu sistem kesinlikle yanlıştır ve eksiktir. Bu durum bizi ticari anlamda da sosyal anlamda da geriletmektedir. Sonuç itibari ile eğer küresel dünyada ticaret yapmayı düşünüyorsak en az bir dili konuşabilir olmamız gerekmektedir. Üniversite öğrencilerinin de dünyaya açılamamasındaki temel sıkıntılardan biri bu olup diğer bir sıkıntı ise, teknoloji konusunda çok iyi bir düzeyde değiliz. Herpimizin elinde akıllı telefonlar, evlerimizde iş yerlerimizde kişisel bilgisayarlarımız var belki ama ne yazık ki teknoloji fakiri bir toplumuz. Çünkü bizler tüketen toplumlarız. Hiçbir zaman elimizdeki bu teknolojik aletleri kendi mesleki alanlarımızla ilgili bir katma değer yaratacak şekilde kullanmıyoruz. Durum böyle olunca günümüz dünyasında rağbet gösteren bu iki temel konuda geri planda kalıyoruz. Bu sebeple bir başka ülke ile iletişim içerisinde olmak istiyorsak ve bu yarışa girmek istiyorsak üniversitelerde yabancı dile ağırlık verilmeli ve de teknolojiyi tüketmeyi değil üretmeyi öğretmeliyiz. Zaten bizim toplum girişken bir toplumdur bunun yanında bu girişim bilgi birikimi ile deteklenmelidir.

Bölümünüzde verdiğiniz dersler içerisinde dikkatimi çeken; yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve sosyal sorumluluk diye 3 başlık var. Bunlar nedir ve bu dersleri alan öğrenciler neler öğreniyorlar?

Yerel yönetimler zaten bizim maliye bölümünün olmazsa olmaz asli derslerinden biridir. Çünkü yerel yönetimler maliyesi diye bir alanımız var. Öğrencilerimiz devletin bütününü tanıyacaksa eğer yerel yönetimleri de tanımak zorundadır. Diğer iki derse gelince de, bu iki ders biraz bize özgü oldu. Sivil toplum kuruluşları dersinin olması gerektiğini ısrarla savunanlardanım. Bir ülkede üretici mekanizmaları, çok kaba haliyle devlet ve kamu diye ayırırken artık günümüzde ve çağımızda 3. sektör diye ifade ettğimiz bir sivil toplum alanı var. Sivil Toplum alanları bazen devletin yeterli gelmediği alanlarda tamamlayıcı bir unsur olup bazen de kendi başına bir üretim alanı da oluşturuyor. Ama sonuç itibariyle ekonomik yapı içerisinde 3 büyük güçten bahsediyoruz. Bu 3. güç dediğimiz sivil alandır. Dolayısıyla bu sivil alan artık herkesin bilmesi gereken bir alandır. Bizim istediğimiz, öğrencilerimizin sivil alanda da söz hakkına sahip olmasıdır. Sosyal sorumluluk da bunun bir uzantısı olarak ortaya çıktı esasen. Bir öğrencinin sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirebilmesi için sivil toplum kuruluşları derslerini almak zorunda diyebilirim. Çünkü bu iki ders birbirini tamamlayıcı derslerdir. Gönüllü olarak zaten sosyal sorumluluk projeleri yürütüyorduk bunu zorunlu ders haline getirdik ve de olumlu sonuçlar da aldık. Bütün bölüm hocalarımızın her biri ayrı bir sosyal sorumluluk projesi yürütmektedir. Biz buradan sadece bilgi sahibi olan kişiler mezun etmeye çalışmıyoruz aynı zamanda iyi ve vicdanlı insan mezun etmeye çalışıyoruz. Bu dersleri vermekten mutluluk duyduğumuz gibi bu dersleri alan öğrencilerimiz de mutlu.

Sizce Bütçe ve Mali Planlama  Bölümü gelecek vaadeden bir bölüm müdür? Üniversiteye hazırlanan öğrencilere bu bölümü öneriyor musunuz?

İş hayatımızın önemli ve büyük bir kısmını kapsadığı için iyi tercihler yapılmalıdır. Bir işi severek yapmak en önemli kriterimiz olmalıdır. 'Ne iş olursa yaparım' düşüncesi mutsuzluğun ilk basmağını oluşturur. Dolayısıya maliye bölümüne gelecek arkadaşların belirli bir disiplinde olması lazım. Meslek seçimlerinde araştırma yapmak gerekiyor. Gerçekten o mesleği icra edip edemeyeceklerini bilmeleri gerekiyor. Bu söylediklerim sadece bu bölüm için geçerli değil elbette ki. Bu bütün bölümler için geçerlidir. Ne olacağım kaygısı ile sabırsızlanan öğrencilerimiz var. Bunun yanı sıra toplumsal baskı da var. Ama acele etmeye gerek yok. 1 yıl ya da 2 yıl beklenebilir. Aileler sabır göstermeli çünkü o kişi ömrünü o mesleğe adayacak. Bu sebeple karar verme sabrını onlara göstermeliyiz.

Son olarak üniversite ve fakülte seçimi yaparken tereddüt eden öğrenciler için neler söylemek istersiniz? Bunun yanı sıra kaygılı ebevenler için söylemek istedikleriniz var mıdır?

Aslında en çok ebeveynler için söylemek istediklerim var. Ebeveynlerin kendi yaşamadıkları, olmadıkları şeyleri çocuklarında görme arzusundan oldukça rahatsızım. Ebeveynler bir şeyi çok istemiş ve olamamış olabilirler. Olamadıkları konumda kendi çocukları olacak diye bir şey yok. Çocukarın statüsünün artması ile beraber kendi statüleri de artmış gibi hissediyorlar. Elbetteki her aile çocuğu için en iyisini ister lakin çocukaların görüşlerine de saygı duymak gerekiyor. Gençler için söylemek istediklerim ise, bilgi sahibi olup kendilerini donanımlı bir birey haline getirmeleri gerekmektedir. Toplumsal baskı altında kalmayıp istedikleri yerlere yönlenmeleri ve bunun için acele karar vermemelerini öneriyorum. 

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER