Doğanın mucizesi: "Arılar ve bal”

Doğanın mucizesi: "Arılar ve bal”

Bodrum, Milas’ta arı yetiştiriciliği yapmakta olan Ufuk Akalın, Gazette Muhabiri Cemre Bayrak’ın hazırlayıp sunduğu “Cemre ile Yaşam” programına konuk oldu. Doğanın mucizesi olan bal ve arıların konuşulduğu programda Akalın, “Arıların doğanın daha kaliteli hale gelmesinde birincil rolü doğayı ve çiçekleri çeşitlendirmesidir. Bu her yıl tekrarlandığında biz daha zengin bir doğaya kavuşuruz” dedi. 

Programımıza başlarken, sizi biraz tanıyabilir miyiz, Ufuk Akalın kimdir?

Almanya’da doğdum, çocukluk yıllarım Adana’da geçti. Üniversiteyi Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesinde okudum. Ülkemizin çeşitli şehirlerinde ve yurtdışında öğretmenlik yaptım. Şimdi de Milas’ta öğretmenlik yapmaya devam ediyorum. 

Milas’ta öğretmensiniz ama profesyonel bir arıcı olarak biliniyorsunuz; arıcı ne demek daha doğrusu arı yetiştiriciliği ne demek?

Milas’ta öğretmenlik görevimi icra ederken bu güzel canlılarla tanıştım. Daha evvelden balı biliyordum, hep iyi balın peşinden koştum. Arıların yaşam döngüsü beni o kadar çok etkiledi ki arıların yaşamını yakından incelemeye devam ettim ve özellikle arıcılık üzerine araştırmalar yaptım. Arıcı dediğimiz zaman; arıları daha endemik bir ortama götüren, arıların bakımını yapabilen, arıların her türlü davranışını izleyebilen ve onların gelişmesini sağlayan kişilere bizler arıcı diyoruz. Arı yetiştiricisi de buna paralel olarak arıları daha iyi bir doğal ortamlara götürerek arıların yetişmesine katkı sağlamaktadır. Ülkemiz, bu açıdan çok zengin bir floraya sahiptir. Ben de bunu bulunduğum yerde en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum.

Arılar niçin bal yapar? Balı insanlar yesin diye yapmıyorlar sanırım. 

Arılar balı öncelikle kendileri için yapıyorlar ve kendi nesillerinin devamı için balı üretiyorlar. Biz arıcılar arıların yetişmesini sağlayınca bal da zaten yeterli miktarda oluyor ve biz bunu arılarla karşılıklı paylaşıyoruz.  Arı ile arıcı arasında bir gönül bağı vardır. Bu gönül bağı, bir sözleşme gibidir. 

Arılar nasıl bir yöntemle bal yapar? 

Arılar, kovanlarından uçtuklarında çeşitli çiçeklere konuyorlar ve sevdikleri en güzel çiçeklerden nektar ve polen topluyorlar. Nektar, çiçeklerin saplarında bulunan çok değerli şekerli sıvıdır. Bu şekerli sıvıyı arı içerek bal kesesine gönderiyor burada da çeşitli enzim ve salgılarla bala dönüştürüyor. Kovana dönüyor ve diğer işçi arılara balı veriyor bal gözeneklerine yerleştirerek bu balı depoluyorlar. Doğada her zaman her istediğimiz olmuyor. Arılar takip eden mevsimlerde kendini doğaya ayarlayabilmek için önceden toplamış oldukları balı kendini ve neslini besleyebilmek için depoluyorlar. Balı aslında kendileri için üretiyorlar.

Bal nasıl bir besin kaynağıdır? Arıların ürettiği propolis ve arı sütü diye iki farklı madde daha var sanırım, onlar nedir? 

Bal, doğadaki bilinen en eski besin kaynağıdır ve çok değerlidir. Bileşenlerinde yüzde 80 fruktoz şekeri bulunur, yüzde 17’lik kısmı su, yüzde 3’lük kısmı aminoasit ve çeşitli enzimlerdir. Arı sütü ise kovan içerisindeki 7 veya 12 günlük genç arıların ürettikleri mukoza yoluyla kraliçe arıya ilettikleri süte arı sütü diyoruz. Propolise gelince de propolis, arının kovan içerisinde bulunan çeşitli delikleri kapatmak için kullandığı arı zamkıdır. Bu arı zamkını da arı doğadan buluyor. Biz bunu arının kovanına giriş kapısında havayla temas eden kısımlarında bunları daha özel propolis tuzaklarında propolisi elde ediyoruz. 

Biraz da arı ailesinden bahsedelim isterseniz; bir kovan hangi arılardan oluşur ve aralarında iş bölümü var mı? 

Arılar, insanlar gibi sosyal varlıklardır. Toplumda hepimizin yaptığı bazı görevler var. Bir kovanda da böyle bir görev sosyal dayanışma mevcut. Kovan içerisinde bir kraliçe arımız var. Buna, ana arı diyebiliriz, arıbeyi diyebiliriz, bey arı diyebiliriz. Her kovanda bir tane bulunur. Kraliçe arımız, kovanı yönetir, yaymış olduğu kendine özgü kokusuyla koloniyi kontrol altında tutar ve ortalama olarak da koloni içerisinde ömrü daha uzundur. Fiziksel yapısı gereği diğer arılara göre uzun ve daha kalındır. Sırtında bir taç işareti taşır ve belirgin olarak kendisinin kraliçe olduğu anlaşılır. Diğer aile üyelerimiz erkek arılardır. Erkek arılar, polen ve nektar taşımazlar, iğneleri yoktur. Onların görevi sadece kraliçe arıyla çiftleşebilmektir. Diğer üyemiz ise kovanda daha çok kalabalık olan işçi arılardır. İşçi arılar, cinsel organları gelişmediği için doğurganlık özellikleri yoktur. Görevleri, kovan içerisindeki havalandırmayı, bebek arıların beslenmesi ve kovanın herhangi bir tehlikeye karşı savunulması, aynı zamanda kraliçe arının beslenilmesi gibi görevleri vardır. Özellikle yaşam döngüsünde de 35-45 gün arasında yaşarlar. 

Küçüklüğümüzden beri arı sokmasından hep korkmuşuzdur; arılar niçin sokar ve arı sokmasından sonra yapılması gereken ilk yardım nedir?

Böyle güzel bir hayvan uzun zamandır polen topluyor, nektar topluyor, çiçekten çiçeğe dolaşıyor bir anda etrafında tehlike hissettiğinde savunma mekanizmasına geçiyor. İğnesiyle böceklere karşı, canlılara karşı kendisini savunuyor. Arının, insanlara karşı, diğer canlılara karşı sokma eğilimi taşımıyor. Dikkat edersek biz genelde okul bahçelerinde, piknik alanlarında, deniz kenarlarında oralarda yemek yerken, bir şeyler içerken çevremizde arılar görürüz ve bu arılar kokuya karşı çok duyarlılar. Bize yaklaştıklarında sadece gıdaların üzerine gelip konmak isterler. Bu sırada bizler ani refleksler yaptığımızda, ani hareketler yaptığımızda arılar kendisini tehlikede hissederler. Hemen savunmaya geçerek iğnesini çıkartırlar ve o arada bizi incitebilirler. Soktukları yerde iğnesi kalır ve bu iğnesini geri çekemediği için arılar bu hayata veda eder. Daha sonra acı çekeriz ama bu acı çok uzun sürmez. Bu kimin için geçerli arı alerjisi olmayanlar için geçerli. Arı alerjisi olanlar risk içerebilirler. Özellikle arının soktuğu yerde kızarıklık olur, şişkinlik olur, ödem olur, dolaşım sistemini olumsuz etkileyebilir. Bizim yapmamız gereken şey, iğneyi hemen çekip almak ve hemen oraya amonyak bulabiliyorsak amonyak damlatarak ya da soğuk bir su dökerek tedavi edebiliriz. En güzeli buzla tedavi etmek ve mümkün olduğunca hızlı hareket ederek bir sağlık kuruluşuna gitmektir. 

İnsanoğlu arıları daha ziyade ürettiklerinden dolayı biliyorlar… Ancak arıların; doğanın yaşayabilmesi için ürettiklerinden çok daha önemli bir görevleri daha vardır… Biraz da bundan bahseder misiniz? 

Arılar, kovan içerisindeki yaşam döngülerini tamamladıktan sonra keşifçi arı olarak doğaya uçmaktadırlar. Doğa içerisindeki meraklarını giderirken amaçları polen ve nektar toplamaktır. Bu yaparken sadece kendi besinini düşünür ancak bu arada çiçeklere ve doğaya o kadar çok katkı sağlar ki. Arıların doğanın daha kaliteli hale gelmesinde birincil rolü doğayı ve çiçekleri çeşitlendirme görevidir. Bu her yıl tekrarlandığında biz daha zengin bir doğaya kavuşuruz.
 
Siz bal arılarının yaşamlarını birebir inceleme fırsatı buluyorsunuz… Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz? 

Şimdi bir bal arısı dediğimiz zaman tabii ki dünyaya geldiğinde 21 geçiyor. 21 gününü tamamladığında kovan içerisindeki gözenekleri temizlemekle işe başlıyor. 5’inci ve 7’inci günlerde bebek arıları beslemek ve kovandaki diğer temizlik işlerini yapmaya yöneliyor. 7’inci ve 12’inci günler arasında kraliçe arılarına yemiş oldukları polenleri bu arada arı sütünün membaı da polen olduğu için yedikleri polenleri kraliçe arılarına ikram ediyorlar. 12 ile 15’inci gün arının bulunduğu çevresini ve kovan çevresini savunma görevini üstleniyorlar. Daha sonra 17’inci ve 20’inci günlerde de artık kovan içerisindeki petek örme, bal depolama ve suyla balı karıştırarak peteklerin üstünü bal mumuyla kaplama görevini yaptıktan sonra bir arı 21 günlük görevini bitiriyor ve kovandan bir keşifçi arı olarak doğaya uçuyor. Ondan sonraki dönemde yaklaşık 25 günlük bir ömrü var. Topladığımızda bir işçi arının 35-40 gün yaşam süresi oluyor. Bu arada kovan içerisinde yaşam devam ederken kraliçe arı yumurtlamaya devam ediyor. Yaklaşık günde 2bin yumurta bırakarak neslinin devamını sağlıyor. 

Son olarak izleyicilerimize vermek istediğiniz bir mesajınız var mı? 

Ben özellikle arı severlere ve bal severlere doğaya katkısı olması için kırsal kesimlerde arıcılık yapmalarını öneriyorum. Ve mümkünce kırsal kesimlerde meyve çiçeklerinin artması için yapılmasını temenni ediyorum. 

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER