Enes Şahin: Tazminat kusura dayanan bir olay

Enes Şahin: Tazminat kusura dayanan bir olay

Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi Fatma İnci Gül’ün Gazette TV’de moderatörlüğünü yaptığı “İnci Gül ile Biz Bize” canlı yayın programının bu haftaki konuğu Avukat Enes Şahin oldu. Yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınının özel üniversite ve vakıf üniversitelerine etkilerinin konuşulduğu programda konuşan Şahin, “Kişinin tazminat talep edebilmesi için bir mağduriyetinin olması lazım. Mağduriyetten dolayı bir zarar tazmini söz konusu olabilir. Tazminat olaylarında okulun bir kusuru yoksa tazminat talep edemezsiniz. Tazminat kusura dayanan bir olaydır” dedi.

İşte Gazette TV’de gerçekleştirilen o keyifli program;

Bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Enes Şahin kimdir? 
Avukat Enes Şahin. Adana barosu avukatlarındanım. Adana Rotaract Kulübü üyesi ve geçmiş dönem başkanıyım. Daha önce İnci Hanımla beraber 8 Mart Dünya Kadınlar Gününden önce kadın haklarıyla ilgili bir program daha yapmıştık. Bugün de Dünyayı etkisi altına alan koronavirüsün özel okul ve vakıf üniversiteleri sözleşmelerine etkisi hakkında güzel bir canlı yayın yapacağız. 

Türkiye’de 10 Mart’ta görülmeye başlanan Covid-19 vakalarına karşı alınan önlemler çerçevesinde ülkemizdeki birçok sistem aksamış bazıları ise durma noktasına gelmiştir. Bunların içerisinde en önemlilerden birisi de yüksek öğrenim sistemi. Türkiye’de bulunan 207 üniversitenin 123’ünde uzaktan eğitim sistemi koronavirüs öncesinde kurulduğu için fazla sorun yaşanmamış gözüküyor. Ancak geriye kalan 84 üniversitede bu sistem koronavirüs sonrasında oluşturulmaya başlandığı için birtakım aksaklıklar yaşanıyor. Bu çerçevede birinci sorum şu, Koronavirüs sonrası tüm öğrenciler evlerine, köylerine döndüler birçok öğrencimizin bilgisayarı yok olsa bile bazı köylerimizde internet yok maalesef. Bu öğrencilerin hukuki açıdan durumları ne olacak?

Maalesef ülkemiz ve dünyamızda istisnaları ayrı tutarsak hemen hemen bütün sektörleri olumsuz etkiledi. İşçiler etkilendi, işverenler de etkilendi, okul da etkilendi, öğrenciler de etkilendi, veli de etkilendi. Tabii bu etkinin olumsuzlukların bir nebze de olsa giderilmesi gerekmektedir. Biz burada bugün özel okullar, vakıf üniversiteleri, özel anaokulları, özel eğitim kurumlarıyla ilgili olumsuzluklardan zararın neresinden dönersek kardır başlığı altında veli ya da öğrencinin ne gibi hakları olduğu hususunu değerlendireceğiz. Sizin de dediğiniz gibi internetsizlikten ötürü mağduriyet yaşayan birçok üniversite ve lise öğrencisi ortadadır. Bununla ilgili ne hakları var. Ben buna değinmeden önce kısaca bu sözleşmelerin ne gibi haklar verdiğine değinmek istiyorum. Özel okullar ve vakıf üniversitelerinin yapmış olduğu sözleşmeler hukuk bakımından iki hukuk dalını da ilgilendiriyor. Hem idari hukuk hem de özel hukuk alanında. İdari hukukunu ilgilendiren alanları ÖSYM ile beraber özel üniversite ve vakıf üniversitelerine sınavla yerleşmeler söz konusu. Bu sınav sistemleri, okulların vermiş olduğu not sistemi, okullarda uygulanan disiplin cezaları uygulama bakımından idari hukuk alanına girmektedir. Okullara kayıt sırasında okulla veli ya da öğrencinin yapmış olduğu sözleşmeler, özel hukuk alanına girmektedir. Özel hukuk alanı da tüketici hukukunu ilgilendirmektedir. Şimdi bizim burada Tüketici Kanunu’ndan bahsedelim. Bu sözleşmeler ile yapılan hak ihlallerinde benim düşünceme göre izleyeceğimiz yol Tüketici kanunundan geçmektedir. Tüketici kanunu madde 2’ye göre; Tüketici kanunu, her türlü tüketici işleriyle tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır. Tüketici Kanununda tüketiciyle sağlayıcı arasında sözleşme, tüketici sözleşmesidir. Bizim konumuza geldiğimizde burada okul, hizmet sağlayan kişi olduğundan sağlayıcı durumda, öğrenci veya veli bu hizmetten yararlanan kişi olduğundan tüketici konumundadır. Bunların arasında yapılan sözleşme de tüketici sözleşmesidir. Burada öğrenci veya veli, bu sözleşme gereğince okula bir ücret ödemektedir ve bu ücret karşılığında okuldan bir eğitim talep etmektedir. Okullarla yapılan bu sözleşmelerde, okullar tercih edilirken okulların sunmuş olduğu bazı alternatifler söz konusudur. Örneğin, özel üniversite, özel okullarda veli ya da öğrenci okula gittiğinde okuldan eğitim dışında sosyal aktivitelerde ne gibi olanaklardan yararlanacağı; basketbol, hentbol, futbol, sanatsal aktiviteler, resim, müzik, yüzme gibi alternatifler öğrenci ya da veliye sunulmaktadır. Bu şekilde Öğrenci ya da veli okulu tercih ederken onlara sunulan imkanların hepsini bir bütün olarak göz önüne alarak değerlendirmektedir.  Aynı zamanda bazı okul ya da eğitim kurumlarında hizmet olarak eğitimin dışında servis ücreti, yemek ücreti gibi ücretler de okul tarafından talep edilmekte ve bu hizmetler de sözleşme de yer almaktadır. Şu an içinde bulunduğumuz durumdan ötürü saydığımız hizmetlerin tamamı durdurulmuştur. Bundan dolayı da biz yine tüketici kanununa gidiyoruz. Tüketici kanununun 13. Maddesinde ayıplı hizmet dediğimiz bir durum düzenlenmiştir. 

Sözleşmede üniversiteler kendilerini koruyarak sözleşme yapıyor. Tüketici haklarına giren bu maddelerle ilgili üniversitelere herhangi bir yaptırım uygulanabilir mi? 

Benim yaptığım çalışmalar neticesinde şu sonuca eriştim. Tüketici Kanununun 13. Maddesinde ayıplı hizmet düzenlenmiştir ve ayıplı hizmet şu şekilde belirtiyor; Ayıplı hizmetin uygulanabilmesi için, sağlayıcının bir kusurunun olması zorunlu değildir. Yani sağlayıcı, benim kusurum yok, ben bu sorumluluktan kaçabilirim diyemiyor. 13. madde şu şekilde söylüyor; Sözleşmede belirlenen süre içerisinde hizmetin başlamaması ya da sözleşmenin başladıktan sonra da başlangıçta sunulan özellikleri taşımamasında sağlayıcı kusurlu olmasa dahi sorumluluktan kurtulamaz. Bu madde kapsamında değerlendirdiğimizde her şekilde sorumlu olduğu ortaya çıkıyor. Ayıplı hizmeti değerlendirelim burada ayıplı hizmet, sözleşmenin belirlenen sürede başlamaması ya da devam ettirilememesi. Bu Covid-19’dan dolayı mart ayından bu yana eğitim hizmeti okuldan kaynaklı olmayacak bir şekilde durdurulmuş bulunmaktadır. Bu madde kapsamında söylenen şu şekilde süresinin devam ettirilememesi yani şu an öngörülen Milli Eğitim Bakanının yapmış olduğu açıklamada; okullar 1 Haziran tarihine kadar durdurulmuş bulunmaktadır yani burada nerden baksanız en azından iki buçuk ay boyunca eğitim hizmeti askıda bulunmaktadır. Bundan dolayı da süre yönünden şu an eğitimi ayıplı hizmete sokabiliyoruz. Aynı maddenin bir düğer unsuru da hizmetin taraflarca kararlaştırılan özellikleri taşımaması. Eğitim ve öğretimin durmasıyla beraber bu sözleşmede kararlaştırılmış bir hizmet var ve bu hizmet diyor ki biz size haftanın şu kadar saati ders olanağı sunuyoruz, su kadar saati sosyal aktivite sunuyoruz, yemek servisi veriyoruz, hizmet servisi veriyoruz, okulun bütün olanaklarından eksiksiz olarak yararlanabiliyorsunuz ancak şu an yapılan uzaktan eğitimle beraber sözleşmede belirtilen şartların hemen hemen yüzde 80’i sağlanamamaktadır. Sadece eğitim yönünden bir nebzede olsa durum giderilmeye çalışılmaktadır. Burada da ayıplı hizmetin iki unsuru da oluşmaktadır. Ayıplı hizmetin kendisine özel birtakım nitelikleri var. Ayıplı hizmet, kanundan doğan bir haktır, tüketici kanunundan doğan bir haktır ve bundan dolayı da nispi emredici hükümlere sahiptir. Okul, öğrenci veya veli sözleşme yaparken bu hakkınızı ortadan kaldıracak sözleşme maddesi ekleyemez eklese dahi madde geçersizdir. Kanun, sözleşmeden daha üstündür. Siz kanundan doğan bir hakkı sözleşmeden kaldıramazsınız.

Öğrenciler şu an eğitim alamıyor. Uzaktan da eğitim alamadıklarını varsayalım zaten birçok üniversitede de uzaktan eğitim yok. Öğrenci, parasının geri iade edilmesini talep edebilir mi?

Tüketici kanunundan meydana gelen bu aksamalardan dolayı kanun tüketiciye birtakım haklar tanımaktadır. Bu haklardan bir tanesi de ayıp oranında bedelde indirim isteme hakkı. Şu an hizmet sağlanıyor uzaktan eğitimle beraber ancak normal şartlarda okul öğrenciyle sözleşme yaparken eğitimin belli saatlerde, belli aralıklarda verildiğini öğrenciye taahhüt ediyor. Hizmet bu şekilde sağlanıyor. Onun dışında bazı okullar yurt ücretlerini peşin almaktadır, servis ücretlerini peşin almaktadır, yemek, kırtasiye masrafı adı altında ücret almaktadır, sosyal aktivite başlığı altında ücret almaktadır ve eğitim ücretleri şu an uzaktan eğitimle beraber normalde okul o gün altı saat eğitim verecekken yedi saat eğitim verecekken uzaktan eğitimle beraber bu eğitim saati günde üç saate düşürüldü. Bununla ilgili de aksamalar meydana geliyor. Eğitimde meydana gelen verdiğiniz bedel karşılığında hizmetin tamamını alamamanızdan dolayı bedelde indirim hakkına sahipsiniz. Servis ücreti, yemek ücreti gibi hizmetlerden şu an zaten hiçbir şekilde yararlanılamıyor. Kullanılamamış yararlanılamamış bir haktan dolayı okula ödenecek bir ücret bulunmaktadır. Bununla ilgili de bu bedelde indirim isteme hakkına sahiptir aynı zamanda buradaki süreçte hizmetin yeniden görülmesi hakkı da mevcuttur. Milli Eğitim Bakanımız bir açıklama yaptı, yazın okullarda telafi eğitim başlığı altında eğitim verileceği konusunda. Öğrenciler sınıflarını geçecek ama sınavlar söz konusu, mezun olma aşamasındaki öğrenciler söz konusu. Okul şu an öğrencisine hizmet veremiyor ancak telefi eğitimleriyle şu an verilemeyen hizmetler verilebilirse ve veli veya öğrenciden ek bir ücret talep edilmezse okul burada hizmetin yeniden görülmesini sağlamış olacaktır. Genelde bana da şu konu hakkında çok soru geliyor sözleşmeyi doğrudan feshetme hakkı var mı? Ya da okuldan tazminat isteme hakkı var mı? diye…  

Tam da bu konuyla ilgili bir soru sormak istiyorum… Öğrenci bu yıl bütün derslerinden geçip mezun olacaktı ve işe başlayacaktı şimdi bir yıl sonra işe başlamak zorunda kalacak… Bu nedenle o öğrenci üniversiteden hakkını talep edebilir mi? 

Bir mağduriyet söz konusu olacaktır illaki. Tazminat kısmına değinecek olursak şu şekilde Tüketici Kanununa göre ayıplı hizmetten dolayı tazminatı talep edemiyorsunuz. Bir bedel iadesi ya da hizmetin yenilenmesi talep ediliyor ama borçlar kanununa göre bir tazminat talep edebilme hakkı söz konusu olabilir. Tazminat talep edebilmek için bizim hukukumuzda şöyle bir durum söz konusu bir kişinin tazminat talep edebilmesi için bir mağduriyetinin olması lazım. Mağduriyetten dolayı bir zarar tazmini söz konusu olabilir. Ayıplı hizmette okulun bir sorumluluğum yok deyip kurtulamıyor ama tazminat olaylarında okulun bir kusuru yoksa tazminat talep edemezsiniz. Tazminat kusura dayanan bir olaydır. Ayıplı hizmetten farkı da bu. İlk sorduğunuz soruda örneğin internet sistemini, uzaktan eğitim sistemini kurmamış okullar mevcut. Bütün okullar öğrencilerine bu hizmeti veriyorken sizin okulunuz bu hizmeti kurmamışsa eksik kurmuşsa, hizmette aksaklıklar varsa öğrenci veya veliye tazminat hakkı doğacaktır. Bu sözleşmeyi feshetme olayına da gelecek olursak hizmetin tamamının verilmemesi gibi durumlarda öneriyoruz. Üniversite ya da liselerde, ortaokullarda eğitim uzaktan da olsa bir eğitim söz konusu. Ancak özel anaokullarına baktığımızda velinin özel anaokulunu tercih etmesi, çocuğunun ikili ilişkilerinin gelişmesi, yemek alışkanlığını kazanması, tuvalet alışkanlığının kazanması, paylaşma alışkanlığının kazanılması… Bunlar uzaktan eğitimle kazanılmayacak hizmetler. Okul burada ödev verirken veliye ödev vermiş oluyor. Ama velinin o okulu tercih etme sebebi çocuğunun başka türlü gelişimini sağlamak. Özel okullar ve vakıf üniversitelerinden farkı özel anaokullarının hizmetin tam anlamıyla verilememiş olması durumu. Özel anaokullarında bu sebeplerden dolayı sözleşmeyi feshetme söz konusudur.

Tüketici Kanununda tüketici ve sağlayıcı tanımlanırken bir tarafta hizmet alan tüketici bir tarafta da hizmet veren sağlayıcı söz konusu. Bu hizmet veren kişi de ticari işlerle uğraşan kişiler. Hukuk ve hakkaniyetli değerlendirecek olursak çocuk anaokuluna gitmiyor, hiçbir hizmet almıyor. Velinin bunun için ücret ödemesi de hakkaniyet açıcından hakkaniyetsiz olmaz mı? 

Hizmetler telafi edilmediğinde bu haklar doğuyor zaten. Benim özellikle bu süreçte tavsiyem şu, bu eğitim öğretim yılı bitmeden hiçbir şekilde bir işleme başlanmaması. Çünkü şu an olağanüstü bir süreçten geçiyoruz ve değil Türkiye, dünyada emsali olamayan davalar olacaktır. Bundan dolayı da içinde bulunduğumuz yıl sona ererken okullar nasıl bir telafi yoluna gidecek, devlet bu işe el atıp herhangi bir mağduriyet giderebilecek mi? belki okullar şu an veremediği hizmeti yaz mevsiminde verecek ve hiçbir ücret talep etmeyecek ya da okul daha farklı hizmetler verecek bundan dolayı da bu eğitim öğretim yılı bitmeden hukuki yollara başvurulmaması taraftarıyım ben de. 

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER