Hakan Gediktaş: Hakkari gelişirse Türkiye kalkınır

Hakan Gediktaş: Hakkari gelişirse Türkiye kalkınır

Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi Fatma İnci Gül’ün hazırlayıp sunduğu, İnci Gül’le Gazette Manşeti’nin bu haftaki konukları Bahçeşehir Koleji Adana Koordinatörü Hakan Gediktaş ve Adana Bahçeşehir Koleji Matematik Zümre Başkanı aynı zamanda STEM Lideri Yılmaz Özkaya oldu. Hakkari’de düzenledikleri projelere dair konuşan Gediktaş, “Çocukların o merakları, o gözlerinde uyanan pırıltılar bizi çok yüreklendirdi. Eğer Hakkâri gelişirse, Türkiye kalkınır. Oradaki çocukların kesinlikle geliştirilmesi lazım ki, Türkiye daha fazla gelişsin” dedi.


Gazette'de köşe yazarlığı yaptığınızdan dolayı sizi tanıyoruz ama yine de kendinizden biraz bahseder misiniz?

Hakan Gediktaş. Halen Bahçeşehir Koleji'nin bölgedeki tek okulu olan Adana Bahçeşehir Koleji'nin Kampüs Müdürlüğünü ve Bölge Temsilciliğini yapıyorum. Yedinci yılımız bu sene. Yaklaşık 227 civarında personelle yedi yıldır Adana halkına eğitim - öğretim sektörünün lideri olan Bahçeşehir Koleji'nin tüm imkânlarını sunmaya çalışıyoruz. Ben de bu kurumun başındaki kişi olarak hizmet vermeye devam ediyorum.

Bahçeşehir Koleji’nin son yıllarda yaptığı sosyal sorumluluk projeleri, robotik kodlama. Onun dışında zaten çok iyi bir eğitim verdiğine şahit oluyoruz. Bu anlamda velilerden olumlu mesajlar geliyor. Biraz da Bahçeşehir Koleji'nden bahseder misiniz?

Bahçeşehir Koleji'nin Türkiye sathında 135 tane okulundan birisiyiz. Aynı zamanda üç farklı kıtada üniversiteleri olan ve aynı zamanda da İstanbul'da beş farklı yerde kampüsü olan bir üniversitenin ve en önemlisi de kurucularının öğretmen olduğu bir kurumun buradaki temsilcileriyiz. Neden özellikle kurucularının öğretmen olduğu metasının altını çizdim? O ibarenin altını çizmemdeki hadise; bizim en büyük şans. Sayın kurucumuz Enver Yücel Beyefendi de, çok değerli eşleri Semra Yücel Hanımefendinin beraber vücuda getirdikleri bu Bahçeşehir Koleji, kurucularının öğretmen olmasından mütevellit biz eğitimcilerin işini çok değerli, farklı ve anlaşılabilir kılıyor. Kurucularının eğitimci olduğu bir ailenin mahiyetinde çalışan insanlar olarak, direkt eğitime odaklanmış vaziyetteyiz. Dolayısıyla bütün kazancını, bütün gelirini eğitime aktaran kurum olmamız dolayısıyla da işimiz gücümüz tamamen eğitim. Eğitim olduğu için de gerek Adana'daki tüm öğrencilerimize gerekse de ailelerine bununla ilgili farklı bir şey sunmuyoruz. Aslında ailelerin de istediği şey; Eğitim - öğretim faaliyetlerini en özel, en iyi, en değerli şekilde çocuklarının gündemden uzaklaşmadan bütün dünyanın yeniliklerine sahip olma imkânı veriyoruz. Çift dil eğitim sisteminden tutun da, dünyanın şu anda gerek üniversitelerinde gerekse gelişmiş birçok okullarında uygulanan STEM +A eğitimi. Onun dışında robotik kodlama dediğimiz yapay zekânın tamamen hayatımıza girdiği bir dönemde, bundan uzak bir müfredat uygulamıyoruz. Bunun yanında labaratuvarlarımız, tatbik ederek işledikleri bütün konular, görsel sanatlar atölyelerimiz, çok değerli akademik kadromuz. Bunların ışığında ve çok değerli genel müdürlüğümüz bize her gün, her hafta yapacağımız bütün çalışmaları aksatmadan gönderiyorlar. Aslında bu sorunuzun tam da cevabı; Bahçeşehir Koleji'nin en büyük şansı, kurucularının öğretmen olduğu bir kurumun içinde yer almak. Bunun ağırlığını, bunun dayanılmaz güzelliğini iliklerimize kadar hissediyoruz.

Geçtiğimiz haftalarda Hakkâri’ye gittiniz. Hakkâri’deki çocuklara, oradaki öğrencilere Bahçeşehir Koleji olarak destekte bulundunuz. Orada ne yaptınız, Kısaca bahseder misiniz?

Öncelikle bu projemizin ismi, "Yok Birbirimizden Farkımız". Kelime anlamından da yola çıkarak biz Bahçeşehir Koleji'ndeki, Adana'daki, Türkiye sathındaki bütün illerdeki kaliteli eğitimin kurucumuz Sayın Evner Yücel'in de dediği gibi; "Kaliteli eğitim her çocuğun hakkıdır." mottosuyla yola çıkarak, yıllardır hep terörle anılan ve terörün yarattığı boşluktan dolayı oradaki insanların farklı algılanıp, oradaki çocuklarımızın maalesef yaşları itibariyle görmeleri gereken bir takım eğitim - öğretim faaliyetlerinden uzak durmalarını içimize çok sindiremedik. Özellikle en güney doğu ilimiz olan Hakkâri’yi seçtik. Çünkü yıllardır hep terörle anılan bir yerdi ve arkadaşlarımızla yaptığımız görüşmeler neticesinde de Hakkâri’ye bununla ilgili bir proje gerçekleştirmek istedik. Bu projemiz ilk oradaki yaklaşık 360 tane öğrenciye kışlık mont almakla başladı. Bununla ilgili gerek velilerimiz, gerek öğrencilerimiz, gerekse de öğretmenlerimizle geçtiğimiz sene bir proje başlattık. "Dilek Ağacı" dediğimiz bir ağacımız var okulumuzda. İhtiyaç sahibi öğrencilerimizin isimleri zarf içinde oraya koyuyoruz ve o isimleri velilerimiz, öğrencilerimiz ve okulumuza gelen misafirlerimiz oradan çekiyorlar ve yaş ve cinsiyetine göre oradaki montları alıyorlar ve bize teslim ediyorlar. Bize teslim edilen o montları, geçtiğimiz sene çok sert bir kış gününde arkadaşlarımızla birlikte bizzat gittik ve teslim ettik. Oradayken Hakkâri Valisi Sayın İdris Bey ve Milli Eğitim Müdürü Sayın Bilal Bey ile oranın ihtiyaçlarına binaen farklı projeler ortaya çıktı ve bu sene onlara eğitim - öğretim faaliyetlerinde yardımcı olmak için arkadaşlarımızla birlikte tekrardan aynı projeyi devam ettirdik. Geçtiğimiz Kasım ayında da dört arkadaşımızla birlikte Hakkâri’ye kadar gittik ve malzemelerini biz kendimiz öncesinde hazırlamak kaidesiyle buradan oraya gönderdik. Dördüncü ve altıncı sınıf olmak üzere toplamda 500'e yakın öğrencimize STEM dediğimiz metodu malzemelerini bizzat bizim karşıladığımız bir platformda gerçekleştirdik. Bu metodu STEM liderleri arkadaşlar tarafından onlara tatbik ettirdik. Bir de yine ücreti tamamen velilerimiz ve öğrencilerimiz tarafından toplanmış yaklaşık 15 bin TL'ye PİLSEM bünyesinde robotik ve kodlama atölyesi hediye ettik. Bu, yaptığımız projelerin sadece bir kısmıydı. Şimdi kısmet olursa 410 tane daha yine kışlık mont kampanyası başlattık. Daha da önemlisi daha büyük bir projeye imza atacağız. Bu sefer STEM'le ilgili Hakkâri’deki bütün öğretmenlere bir haftasonu bu sistemi anlatacağız. Onlara "balık nasıl tutulur"u bizim bildiğimiz yöntemle göstermeye çalışacağız. Ondan sonra kendilerini ünitelerle besleyip, oradaki çocuklarımıza bunun faaliyetlerini yürütmelerini sağlayacağız ve daha sonra Mayıs ayında da oraya giderek, oradaki bütün Hakkâri’deki çocukların yaptıkları, işledikleri bu STEM projesinden oluşan bir fuar tatbik edeceğiz. İnşallah Hakkâri’nin ilk fuarını oluşturacağız. Yine İdris Bey'in yardımlarıyla toplamda 20 tane kız ve erkek öğrencimizi Adana'da ailelerin yanında istihdam edeceğiz, okulumuzda onlarla ilgili değişik aktiviteler yapacağız ve bunu geleneksel hale getirmeye çalışacağız.

Peki, öğrencilerden aldığınız tepki nasıldı? En önemlisi belki de o çocukların gözlerindeki ışıktı herhalde?

O çok kıymetliydi. Çünkü belki de hayatlarında ilk defa karşılaştıkları bu STEM dediğimiz modelle daha önce hiç görmemiş olması, onların asla bunu yapamayacakları anlamına gelmediğini gördüler. Bu neden önemli? Çünkü üniversite sınavlarına baktığınızda Hakkâri hep en sonda yer alır. Aslında bu onların makûs talihi değil bence. Bu, tamamen onlara verilen ya da verilmeyen imkânlarla alakalı bir şey. Eğer batıdaki ya da Hakkâri’ye göre daha batıdaki öğrencilerin sahip olduğu imkânlardan bir miktarı dahi eğer oradaki öğrencilere sunulsa, ben inanıyorum ki bu ivme en sondan ortalara hatta en başlara gelebilecek. Dolayısıyla biz bu uygulamaları yaptığımızda çocukların o merakları, o gözlerinde uyanan o pırıltılar bizi çok yüreklendirdi. İnşallah bundan sonra buna benzer ve bunun daha da üstündeki projeleri gerçekleştirmek için kendi kendimize söz verdik. Bizim bakış açımız da; eğer Hakkâri gelişirse, Türkiye kalkınır. Bizim mottomuz bu. Oradaki çocukların kesinlikle geliştirilmesi lazım ki, İstanbul daha fazla gelişsin.

Bu projenin oradaki yöre halkına nasıl bir katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz? Neden Güneydoğu Anadolu Bölgesi? Hakkâri’nin dışında da başka illere de herhangi bir desteğiniz olacak mı?

Oradaki üst düzey yetkililerden birisiyle yaptığım görüşmede kendisi bana aynen şunu söyledi: "Çok değerli hocam, yaptığınız çalışmaları çok önemsiyoruz. Çünkü Güneydoğu Anadolu'nun en uç şehri olan Hakkâri’nin geçiş noktalarını siz silahlı güçle kapatırsanız ve kapattıktan sonra da onun içini kültür, sanat, spor ve eğitimle doldurursanız bütün Türkiye'ye sirayet edecektır." Aslında bizim de bakış açımız bu. Biz son 2 yıldır oraya gidiyoruz ve Türkiye'nin herhangi bir yerinde, başınıza herhangi bir şeyin gelme ihtimali daha yüksek. Yani Van'a veya Yüksekova Havalimanı'na indiğinizden itibaren Hakkâri merkezine kadar sıfır risk taşıyorsunuz. Çünkü güvenlik kuvvetlerimizin, devletimizin oraya sağlamış olduğu imkânlar neticesinde hiçbir can tehlikesi taşımıyorsunuz. Evet, terörle bir müddet anılan bir yer orası ama devletin özellikle son yıllarda yaptığı yatırımla birlikte bu neredeyse sıfıra indirgenmiş vaziyette. İşte bu eğer sıfıra indirgenmişken, her şeyi devletin silahlı güçlerinin sağlayamayacağından yola çıkarak; biz de eğitim neferleri olarak, bu çorba bir nebze tuzumuzun olması adına böyle bir hadisenin oraya uygun olabileceğini öngördük. Ama bunun başlangıç noktasında baş mimarlarından birini söylemeden geçemeyeceğim. Adana İl Milli Eğitim Müdürü'müz Sayın Veysel Durgun'dur. Zaten Hakkâri’den geldi buraya. Dolayısıyla onunla yapmış olduğumuz görüşme neticesinde o bizi yüreklendirdi. Buraya göre oranın daha yardıma ihtiyacının olduğundan yola çıkarak, kendilerinin de bize yardımlarıyla Hakkâri’ye yapmayı daha uygun gördük. İyi ki Hakkâri’ye yapmışız. Gerek Hakkâri’deki yetişkin insanlar, yörenin halkı gerekse de öğrenciler bu konuda bize o kadar büyük destek çıkıyorlar ki bizi yüreklendiriyorlar. Bize düşen buradan uçağa atlayıp, Hakkâri’ye gitmek. Oradaki yöre halkının, öğrencilerinin bize vermiş olduğu o cesaretlendirici o gözlerindeki pırıl pırıl ışıltılar. Bunlar her şeye değiyor.

Sizin gibi büyük eğitim kuruluşlarının yine Güneydoğu Anadolu’ya bu tarz projelerle gitmesi oradaki terör geçmiş yıllara nazaran bitmiş görünüyor ve tamamen bitirileceğini düşünüyor musunuz? Aynı şekilde kalkınmanın daha da yükseleceğini düşünüyor musunuz?


Pozitif anlamda hayır düşünmüyorum. Şöyle Tek başına bizler ya da bizler gibi eğitim öğretim kurumlarının bu anlamda yapacağı projeler çok kıymetli ama bu eğitim öğretim faaliyetlerinin yanında kesinlikle spor, sanat ve kültürün de bunu destekler biçimde hayata kesinlikle geçmesi lazım. Bizim gibi gerçekten değerli zincir okulları bunu yapmaları çok önemli ama bunun yanında eğer sesimi duyan varsa mutlaka olacaktır sizler vasıtasıyla bu işe yürek vermiş Türkiye’nin bekası için, Türkiye’nin gelişmesi için, Türkiye’nin daha ileri medeniyetlere ulaşabilmesi için eğer gerçekten bu işe gönül vermiş Türkiye’nin önde gelen isimleri, kuruluşları varsa mutlaka oradaki sanat, kültür, spor yaşantısına ivme vermeleri lazım, ivme katmaları lazım. Hakkari’nin ileri gelenlen bir ailenin fertlerinden birisiyle görüştüm. Kendisinin çok kıymetli sportif çalışmaları var. Kendisi bu işi finanse ederek yapmış. Kendisiyle konuştuğumda salon sporlarından voleybolu çok ciddi destekliyor. Futbolu destekliyor. Bir yere kadar geldiğini ve tıkandığını söylüyor. Hâlbuki baktığımızda ufak bir sohbette yaptık. Türkiye’deki orta transfer ücreti alan bir futbolcunun aldığı ücretin sadece onda biri. Oradaki sportif faaliyetler desteklense samimi söylüyorum oranın iklimi, kültürü öyle bir değişir farklılaşır ki. Bundan feyz alan, bu sesimizi duyan eğer birileri varsa nolursunuz bu konuda oralara el versinler. Evet, devletin orada yaptığı çok büyük yatırımlar var ama bu konuda halk olmadan tek başına devlet herhangi bir şey yapamıyor. Devlet, ille de şunu yap gerekli demesi gerekli değil. Bizler bu ülkeyi seven, bu ülkenin bekasını düşünen insanlar olarak, Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının bu ülkeyi yoktan var ettiklerini düşünen insanlar olarak onların bu miraslarına sahip çıkmanın ancak bu tür sosyal sorumluluk projleriyle, el vermeyle birilerinin herhangi birisinin bir şeyler söylemeden bizzat gönüllülük ilkesiyle gidip yapılmasıyla olacağına inanıyorum. Düşünün bir senfoni orkestrası gidip de oraya halka senfoni orkestrasının ne demek olduğunu ya da oradaki çalınan ensturmanların neler olduğunu gösteren bir ufak bir sunum yaptığını. Bir devlet tiyatrosu sahnesi olsa turne olarak oraya gidip de zaman zaman köy seyirlik oyunlarını oynandığını düşünün. Futbol ya da voleybol müsabakalarının yapıldığını düşünün. Nasıl orasının havası değişmesin? O yüzden bu konu benim için çok çok önemli. Benim bam telim. Türkiye sevdalı bir insan olarak bunu çok önemsiyorum.


Sayın Özkaya, bu sorum da sizin alanınıza giriyor. Robotik kodlama ve STEM. Son yıllarda özellikle okullarınızda ve Bahçeşehir Koleji öncülük ediyor. Robotik kodlama derken neyden bahsediyoruz yani tamam Robotik kodlama nasıl yapılıyor? Temeli nedir?

Robotik kodlama okulumuzda anasınıfından itibaren başlıyan eğitim öğretim programı. Kodlama bilgisarayların ilk çıkmasıyla beraber algoridmalarla beraber aslında ülkemize ya da dünyaya girmiş bir sistem. STEM’inde aynı zamanda bir parçası robotik kodlama. STEM’İn az önce hocamızın da belirttiği gibi Fen, matematik, mühendislik gibi teknolojiden oluşan bir eğitim öğretim programı. Farklı disiplinlerin bir araya gelmesiyle oluşan bir program. Bunun içerisindeki parçalardan bir tanesi de robotik ve kodlama olmuş oluyor. Biz okulumuzda altı yıldır bu faaliyelerimize devam ediyoruz. Bahçeşehir Koleji bünyesinde de on yıl öncesinde açılan Bahçesehir Fen ve Teknoloji Sesiyle Türkiye’de bu işin öncü olduk. Okulumuzdaki öğrencilerimize sunduğumuz imkânlarla öğrencilerimize mühendislik becerileri ya da teknoloji becerileri katmaya çalışıyoruz. Sürekli öğrencilerimizin kafasında olan matematik benim ne işime yarayacak ya da bu fen bilgisi benim nerede karşıma çıkacak sorularının biz robotik kodlamayla ya da mühendislik becerileriyle öğrencilerimize sunmaya çalışıyoruz.


Son olarak vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?


Öncelikle bu yapmış olduğumuz sosyal sorumluluk projesinin daha geniş kitlelere yayılmasını sağladığınız için şahsınızda Gazette Gazetesine çok teşekkür ederiz. Ben inanıyorum ki bu yayın bizi izleyen yine dediğim gibi Türkiye sevdalısı birçok okul, birçok fabrika, birçok hayırsevere ulaşacaktır. İvmeyi yükseltmemizi sağlayacaktır. Bizim tek amacımız, tek derdimiz herhangi bir şeyin reklamını yapmak, herhangi birimizin ismini daha üslere çıkarmak asla değil. Buradaki tek hedefimiz var Türkiye’nin ismini öteki ülkelerin daha üstüne çıkarmak. Aslında Cumhuriyetimizin kurucu Mustafa Kemal Atatürk‘ün bahsettiği gibi ülkemizi muassır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkarmak istiyoruz. Bunun için de bizim artık terörle ya da başka iç karışıklıklarla uğraşmak yerine eğitim ve öğretim faaliyetlerimizi nasıl daha iyi hale getirebiliriz. İnsanların bu vesileyle gayrisafi milli hâsılası dediğimiz satın alma gücü nasıl ortaya çıkar, gelişmiş teknolojilerle nasıl daha iyi baş edebiliriz. Bunun tek ilerlemesi, nedeni eğitim eğitim eğitim. Biz bu eğitimi değerli kurucumuz Enver Yücel’in de bahsettiği gibi tekrar tekrar söylüyoruz. Çünkü bu bizim mottomuz ‘Kaliteli eğitim her çovuğun hakkı’ dolayısıyla Hakkâri’deki çocuğun da hakkı, Van’daki çocuğun da hakkı, Ezine’deki çocuğun da hakkı, Antalya Kaş’taki çocuğun da hakkıdır. Biz bunu hemen Türkiye’nin çok farklı mecralarına okullarımızı kurarak yaparken okullarımızın olmadığı çok uzak yerlerdeki illerimizde, şehirlerimizde, ilçelerimize el vererek kurum olarak nacizane bu gelişimde bir nebze katkımızın olması sağlıyoruz. Biz, bu noktada Bahçeşehir Koleji Adana Kampüsü olarak bölgemizde bu ivmeyi daha da yukarı çıkarmak için ben ve çok değerli ekip arkadaşlarımla birlikte öğretmen arkadaşlarımla birlikte genel müdürlüğümüzün de desteğiyle biz yine bunu sürdürmeye devam edeceğiz. Nefes aldığımız sürece bu noktada yaptığımız bu çalışmalarımız asla hiç zorsunmadan, hiç zorlanmadan, hiç gücümüze gitmeden aksine daha neler yapabilirizi üzerine katarak devam ettirmeye gayret edeceğiz. Bu vesileyle gücü yeten herkesin bu tür faaliyetleri yürütmelerini ve bu faaliyetleri yürütürken de asla hiç menfat gütmeden tamamen karşı tarafın ve öğrencilerimizin bu hayrı yapıyorsak, bu katkıyı sağladığımızın yerlerin gelişmesi odaklı yapmamız lazım. Çünkü dediğim gibi bizim ülkemizi muassır medeniyetler seviyesine çıkarmamızın tek yolu el ele vererek, birleşerek daha kuvetli daha güçlü bir sinerji yaratmaktan geçiyor. Ben tekrar bizleri konuk ettiğiniz ve sesimizi duyurmamızı sağladığınız için vesile olduğunuz için şahsınızda Gazette Gazetesine Kurumum adına çok teşekkür ederim.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER