Kayıt dışı işçinin cezası çok büyük

Kayıt dışı işçinin cezası çok büyük

Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi F. İnci Gül ve Yönetim Kurulu Başkanı Adem Akol, Adana Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürü Bilal Canbolat’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette muhabirlerimizden Gülseren Kara’ya konuşan Canbolat, “Kayıt dışı işçi çalıştırmanın cezası çok büyük” diyerek, işverenleri kayıt dışı işçi çalıştırmamaları konusunda uyardı.

DAHA FAZLA İŞLERLİK VURGUSU

SGK Adana İl Müdürü Canbolat, "Normalde Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama 4 çalışan 1 emekliye bakıyor. OECD’nin aktif/pasif ortalaması ise 2’nin üzerinde. Yani 1 emekliye en az 2 çalışan bakıyor. Ülkemizdeki kriterde iki çalışana bir emekli şeklindedir. İstihdamın arttırılmasına yönelik gerek kurumca gerekse de hükümetimiz tarafından çıkarılan istihdamı arttıcı teşvik paketleri ile ciddi bir yol katetmiş durumdayız" dedi.

"HIZLI ve KALICI ÇALIŞMALAR YAPILIYOR"

Canbolat, "Sürdürebilir sosyal güvenlik sisteminin tesis edilmesi noktasında hızlı ve kalıcı çalışmalar yapılmakta, kurumca sağlık giderlerinin toplanan prim gelirlerinden sağlık kısmına ayrılan primlerle karşılanması herhangi bir sorun bulunmamakla birlikte, herhangi bir sosyal güvencesi olmayan vatandaşımızın 2019 yılı için 76.75 TL (aylık) gss (genel sağlık sigortası) primi ödemek şartıyla tüm kamu ve özel sağlık hizmet sunucusundan sağlık hizmeti almaktadır." ifadelerini kullandı.

SAĞLIK HİZMETİ EN KOLAY TÜRKİYE’DE

Canbolat, "Geliri net asgari ücretin 1/3'ünden az olan 2019 yılı için 852,8 TL olanlar için gss'den prim ödemeden sağlık hizmetlerinden faydalanmaktadır. Şunu belirtmeliyim ki, sağlık hizmet sunucusuna ulaşma konusunda Türkiye'yi tek geçmek lazım. Çünkü bu kadar kolay sağlık hizmetine ulaşabilen hiçbir ülke göremezsiniz" diye konuştu.

BİLGİLENDİRME HAMLELERİMİZ VAR

Bilinçlendirme konusuna ağırlık verdiklerini söyleyen Canbolat, "Sektörel anlamda bilgilendirmeye yönelik yaptığımız hamleler var. Kayıt dışı istihdamı önlemek için faaliyetlerde bulunuyoruz. Vatandaşın güncel olarak yayınlanan ilgili mevzuatlarımızın da takibini yapmaları gerekmekte olup herkesin bilinçlenmesi de gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

İşte Adana SGK İl Müdürü Bilal Canbolat ile gerçekleştirdiğimiz o keyifli röportaj;

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Ben Bilal Canbolat. 1974 Niğde doğumlu olup ilkokulu Adana'da, ortaokulu Niğde'de liseyi ise yine Adana'da okudum. Çukurova Üniversitesi'nde Maliye Bölümünü bitirip şuanda da yüksek lisansımı yapmaktayım. Çalışma hayatına 2001 yılında Balıkesir SSK Hastanesi'nde memur olarak başladım. 2005 yılında Adana'ya geldim ve çalışma hayatına burada devam ettim. Kurumda Sosyal Güvenlik Denetmeni Kozan'da Sosyal Güvenlik Merkez müdürlüğü, Sosyal Güvenlik İl Müdür yardımcılığı görevinde bulunup mevcut durumda Adana Sosyal Güvenlik İl Müdürü görevini yapmaktayım. 

SGK'nın tarihçesinden de bahsedebilir misiniz?

Osmanlı Devleti'nde bu denli büyük bir kurum halinde değil ama yardım sandıkları diye adlandırılan bir birim vardı. Sosyal güvenlik adına bu sandıklar ilk başlarda aylık bağlama şeklinde değil de mesleki hastalıkların oluşması ya da olası iş kazası olması durumunda kurulmuştur. Sosyal sigorta kolları ile ilgili ilk kanun, 1945 tarihli İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunudur. Bu kanuna paralel olarak yine aynı tarihte İşçi Sigortaları Kurumu Kanunu çıkarıldı. 1950 yılında İhtiyarlık Sigortası Kanunu, 1951’de Hastalık ve Analık Sigortası Kanunu ve 1957’de de Maluliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Sigortası Kanunu kabul edildi. Sosyal güvenlik alanında değinilen bu düzenlemelerin dışındaki en önemli gelişme, 1961 anayasası olup, “sosyal güvenlik” kavramı ilk kez çalışma hayatı ve sosyal politikalara ilişkin ana yasal terminolojiye girdi. Normalde ILO kapsamındaki sigorta kollarımız; iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık, ölüm, yaşlılık, işsizlik, maluliyet sigortaları olup şuanda sadece aile sigortası kolu yok. Emekli sandığı kanunu ile SSK kanunlarının uygulanmaya konulması aynı tarihlere rast gelmekte ise de Kendi Nam ve Hesabına çalışan (Bağ-kur) kişiler ile ilgili düzenlemeler 1972 yılında çıkarılan kanunla çalışma hayatına getirilmiş olmasına ragmen bu kapsamdaki kişilere sağlık hizmeti ise 1986 yılında çıkan kanunla sunulmaya başlanmıştır. Bu ayrı ayrı 3 kurumun yönetim kurullarınca sigortalı ve haksahiplerine farklı haklar tanınmıştır. Ancak, bu tarz bir sosyal güvenlik sistemi farklı sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışanların hak ve yükümlülükleri arasındaki norm ve standart birliğini bozmaktaydı. Söz konusu norm birliğinin sağlanması ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi oluşturulması amacıyla sosyal güvenlik reformu yapılması gerekli görülmüştür. Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ve Bağ-Kur Genel Müdürlüğünü aynı çatı altında toplayan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, 2006 tarihli 5502 sayılı Kanunla kurulmuştur. Bu reformla sigorta hak ve yükümlülüklerinin eşitlendiği, mali olarak sürdürülebilir tek bir emeklilik ve sağlık sigortası sisteminin kurulması öngörülmüştür. Reform ile aynı zamanda nüfusun tamamına eşit, kolay ulaşılabilir ve kaliteli sağlık hizmeti sunumunu amaçlayan genel sağlık sigortası sisteminin oluşturulması hedeflenmiştir. Bu itibarla, 2006 tarihinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kabul edilmiş, ancak kanununun bazı maddelerinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi neticesinde 5510 sayılı Kanun 01.10.2008 tarihinde tüm hükümleri ile yürürlüğe girmiştir. Yeni Kanuna göre ilk defa sigortalı olan kişi primi hangi sigortalılık statüsüne tabi ise o sigortalılık statüsünde belirlenen 7200/9000 gün primi 2036 yılı öncesinde tamamlaması durumunda 58 (Bayan)-60 (Erkek) yaş şartına bağlı olarak emekli olmaktadır. 2036 yılından sonra sağlaması halinde yaş şartı her iki yılda bir artarak 2048 yılında Erkek ve Bayan siğortalılar için 65 yaş emeklilik şartı olmaktadır. 

Bugün kesilen primlerlerin biriktiği bir fon vardır muhakkak, bu kesintiler emeklilere ya da diğer giderlere yetiyor mu?

Normalde Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama 4 çalışan 1 emekliye bakıyor. OECD’nin aktif/pasif ortalaması ise 2’nin üzerinde. Yani 1 emekliye en az 2 çalışan bakıyor. Ülkemizdeki kriterde iki çalışana bir emekli şeklindedir. Sağlanması gereken olay istihdamın arttırılmasına yönelik hamleler olmalı. Ciddi bir yol katetmiş durumdayız aslında. Ama bu işe daha da fazla işlerlik kazandırmalıyız. Bizdeki oran kötü diyemem ama iyi de değil aslında. Sistem Kısa ve Uzun sigorta kolları şeklinde 2 ayrılmaktadır. Kısa vadeli sigorta kollarında iş kazası, meslek hastalıkları, analık ve hastalık. Uzun Vadeli Sigorta kollarında ise Yaşlılık, Malulük ve Ölüm sigortaları mevcuttur. Genel Sağlık Sigortası(gss) primi kapsamında aldığımız primlerle sağlık hizmetleri güvencesine giriyor. İş kazası, meslek hastalıklarından aldığımız primlerle, Sigortalılara geçiçi, sürekli iş göremezlik gelirleri verilmektedir. Normalde aldığımız primlerin hepsi aynı bir bütçe kalemi içinde değerlendirilmeyip ayrıştırılmaktadır. Şuanda geçerli sistemden bahsedecek olursak, iki çalışandan topladığımız prim takribi 1500-1600 lira olup, karşılığında emekli ve emeklinin vefatı halinde hak sahibine bağlanan aylıkla mukayese yapılması gerekmektedir. Sürdürebilir bir sosyal güvenlik sisteminin sağlanması için çalışma yaşındaki aktif iş güçünün kayıtdışı ile mücadele kapsamında kayıt altına alarak aktif/pasif oranının 3 seviyelerine çıkarmamız gerekmektedir. Organ, doku ve kök hücre nakillerinde, kanser tedavisinde, yoğun bakım gibi hizmetlerden kesinlikle fark ücreti alınmıyor. Sosyal güvenlik anlamında söylenebilecek en önemli şey, kayıt dışı istihdamın azaltılması bizler için çok önemli bir unsur. Sigortalı sayısını arttırmaya yönelik hamlelerle bu iş çözüme kavuşur ve sistem daha iyi işler duruma getirilir. 

Genel Sağlık Sigortası konusunda okuyucularımızı biraz daha bilgilendirir misiniz Sayın Canbolat?

2019 yılı için 76.75 TL (aylık) gss (genel sağlık sigortası) primi ödemek şartıyla tüm kamu ve özel sağlık hizmet sunucusundan sağlık hizmeti almaktadır. Geliri net asgari ücretin 1/3'ünden az olan 2019 yılı için 852,8 TL olanlar için gss'den prim ödemeden sağlık hizmetlerinden faydalanmaktadır. Şunu belirtmeliyim ki, sağlık hizmet sunucusuna ulaşma konusunda Türkiye'yi tek geçmek lazım. Çünkü bu kadar kolay sağlık hizmetine ulaşabilen hiçbir ülke göremezsiniz.

Bu sözünüzden yola çıkarsak eğer kayıt dışı çalıştıran yerlerin denetlenmesi nasıl oluyor?

Yaptığımız en önemli şey sektörel anlamda bilgilendirmeye yönelik yaptığımız hamlelerimiz oluyor. Kayıt dışı istihdamı önlemek adına rehberlik faaliyetlerinde bulunuyoruz. Kayıt dışı istihdamın 3 şekli var. Birincisi, iş verenin çalışanını sigortalı olarak bildirmemesi. İkincisi, iş veren çalışanını 30 gün çalıştırıp primini 20 gün ödeyebiliyor. Üçüncüsü de şahıs net 3 bin küsür bir maaş alıyor, bunun brütü 4200 oluyorsa iş veren bunu asgari ücretten gösteriyor diğer kısmı prime tabi tutmaksızın elden ücret ödemesi yapaılması şeklinde olmaktadır. Yani primi düşük göstererek hem kuruma zarar verdiği gibi hem de işçinin ileride alabileceği maaşın miktarını düşürmüş oluyor. Bizim kurumumuzdaki denetim mekanizması aslında üçlü bir sistem gibi, bir tarafta iş veren bir tarafta sigortalı işçi bir tarafta da devlet var. Biz de bunların ortasında bir kurumuz. Biz burada iş verenden prim topluyoruz ve bunu devlete aktarıyoruz. Devlette toplanan primlerle işçinin emekli aylığını, iş göremezlik durumunda olanların v.s parasını ödemiş oluyoruz. Yani burada öyle bir denge kurma gereksinimi var ki bunun için kimseyi mağdur etmemek adına başlangıç noktamız rehberlikle başlıyor. 21 haziran tarihinde de yapacağımız birinci etap bu bilgilendirmeyle ilgili olacak. Yanlışlıkla ya da bilerek kuruma geç ödenen veya ödenmeyen primlerin vereceği zarar ciddi anlamda çok yüksek. Bunun için bilgilendirmeler yapıyoruz. Az önce saydığım o üç kayıt dışı istihdamlar da ciddi zararlara yol açıyor. Geçtiğimiz seneler içerisinde; Güvenlik Firmaları, Yapı Denetim Firmaları, Ortak Sağlık Güvenlik Firmaları ve Etüt Merkezleri Rehberlik faaliyeti yaptığımız sektörler arasındadır. Sektör sektör bilgilendirmeler yapmaya da devam edeceğiz. Bu ise aynı işkolu kodunda faaliyet gösteren işyerleri açısından rekabete aykırı işlemin önüne geçmek anlamında güzel bir örnek teşkil etmektedir. 

Meclis gündeminde olan intibak yasası konusu hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bu gibi konular kesinleşmeden yani meclisten geçmeden konuşmak çok doğru olmaz. Sürecin takipçisiyiz lakin bu konuya ilişkin yorum yapmak düşüncelerimizi söylemek şuan için doğru olmaz. Bunun takdiri daha üst makamlara düşmektedir. 

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir sayın Canbolat?

İşverenlere vereceğim mesaj, ne olursa olsun kesinlikle kayıt dışı eleman çalıştırmamaları gerekiyor. Hem kendileri hem işçinin geleceği açısından bu konu büyük ölçüde önem arz ediyor. Biz biliyoruz ki bir günden dahi emekli olamayan insanlar gördük. Bu konu hafife alınmamalı. İleride iş veren vicdanen rahatsız bile oluyor. Bu gibi durumlara denk geldik. Hiç kimseyi ileride mağdur etmemek gerekiyor. Bu mağduriyet iş veren için de geçerli olup ülke ekonomisine de vereceği zararlar da göz ardı edilmemeli. Sigortalılar için söyleyebileceğim ise, önemli hususlara değinmek gerekirse E-devlet üzerinden kurum kaydına kesinlikle telefon numaralarını kaydetmeleri gerekir. Bu kaydettirme kapsamında ise kurum tarafından bütün bilgilendirme cep telefonlarına geliyor. Kurumda kendi adına bir işlem yapıldığı zaman iş işten geçmeden bu durumdan haberdar olabiliyor. Bilinçlendirmeye önem verdiğimiz gibi güncel olarak yayınlanan ilgili mevzuatlarımızın da takibini yapmaları gerekmekte olup herkesin bilinçlenmesi de gerekmektedir.  



 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER