Özel Neşeli Çocuklar Anaokulu'nun hedefi büyük

Özel Neşeli Çocuklar Anaokulu'nun hedefi büyük

Özel Neşeli Çocuklar Anaokulu Müdürü Zinnet Işıl, Gazette’ye konuştu. Okulun vizyonu ve misyonu hakkında bilgiler veren Işıl, “Okul olarak başarılı, sorgulayıcı, yüksek donanımlı, yaratıcı, girişken, üretken, ahlaklı, dinamik, öğrenmeyi seven ve en önemlisi de iyi insan olacak bireyleri yetiştirmek en büyük hedefimiz” dedi. Işıl ayrıca Özel Neşeli Çocuklar Anaokulu kurucusu Mehmet Erat ve öğretmenleri ile Adana’nın önde gelen okulları arasında olmak istediklerini belirtti.





‘Hedefimiz iyi insan yetiştirmek’

İşte muhabirimiz Hüseyin Gül’ün Özel Neşeli Çocuklar Anaokulu Müdürü Zinnet Işıl ile gerçekleştirdiği o keyifli röportaj;



Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz, Zinnet Işıl kimdir?


Ben Zinnet Işıl. 1987 Adana doğumluyum. 15 yıllık eğitimciyim. Çukurova Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümünden mezun olduktan sonra Adana devlet okulları anasınıflarında 4 yıl görev aldım. Ardından Özel bir anaokulunda 3 yıl öğretmen, 5 yıl da müdür olarak görev yaptım. Bu dönemlerde evlenip, 3 çocuk annesi olup, eğitim hayatımdan da vazgeçmeyip yoluma devam ettim. En son yöneticilik yaptığım özel anaokulu kurucularım çok fazla şubeleri olduğundan ve yetişemediklerinden dolayı anaokulunu kapatma kararı aldılar. Bu süreçte biz de bir çocuğu olan velimiz şu an ki kurucumuz Mehmet Erat, Özel Neşeli Çocuklar Anaokulunu açacağını, benim ve ekibimle beraber çalışmak istediğini söyledi. Bizler de ekipten öte bir aile olduğumuz için eski kurumumuzun kapanışına üzülürken yine aynı ailemizle birlikte olacağımız mutluluğuyla Mehmet Bey’in teklifini kabul edip 15-20 yıllık deneyimle güçlü kadromuzla Neşeli Çocuklar Anaokulunda olmaya karar verdik.


Özel Neşeli Çocuklar Anaokulu ne zaman kuruldu, misyonu ve vizyonu nedir?


Neşeli Çocuklar Anaokulu Eylül 2019’da kuruldu.

Misyonumuz: Adana’nın okul öncesi kurumlarından biri olarak, okul öncesini başarı ve azimle devam ettirmektir. Okulumuzda öğrenci merkezli bir anlayış benimsenir. Bu yolda eğitimini üstlendiğimiz 3-6 yaş grubu çocuklarımızın sonsuz öğrenme yeteneği ve inanılmaz algıları ise en büyük desteğimizdir. Bizlere Emanet edilen Küçük yürekleri, Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı, çağdaş, açık fikirli, bilgi donanımı olduğu kadar girdikleri ortamlarda fark yaratacak beceriler ile donatılmış bireyler olarak mezun etmektir.

Vizyonumuz: Başarılı, sorgulayıcı, yüksek donanımlı, yaratıcı, girişken, üretken, ahlaklı, dinamik, öğrenmeyi seven ve en önemlisi de iyi insan olacak bireyleri yetiştirerek Adana’nın önde gelen okulları arasında olmak en büyük hedefimizdir.



Çocuklara verdiğiniz eğitim sisteminden bahseder misiniz?


Okulumuzda eğitim, hazırlanan günlük akış çerçevesinde ilerler. Bu programımız yaş gruplarına göre değişkenlik göstermektedir. Benimsediğimiz eğitim sistemi High Scope ve Scamper’dir. High Scope’de deneyimleyerek, dokunarak, gezerek, görerek öğrenmeyi esas alıyoruz. Scamper, yaratıcı düşünmenin geliştirilmesinde kullanılan uygulaması kolay, eğlenceli bir beyin fırtınası yöntemidir. Bizler de bu yöntemle çocuklara farklı düşünme, hayal kurma ve sezgilerini kullanarak özgün ürünler ortaya koyma şansı veriyoruz. Aylık hazırlanan eğitim bültenimizin içeriğini her öğretmen farklı yorumluyor, ancak amacından şaşmıyor. Her öğretmenin kendine özgü sunumu oluyor. Aylık temamız doğrultusunda sunum yapıyoruz. Böylece hem sistemli oluyoruz hem de yaratıcılığımız körelmiyor. Her ayın başında velilerimize eğitim programı, İngilizce programımız, rehberlik birimi çalışmalarının notları ve yemek listemiz gönderilmektedir. Ailelerimiz böylece çocuklarının gelişimini daha yakından takip edebilmektedir. Her sabah sınıflarımız da Çember saati uygulanır. Öğretmen, veli ve çocuk ilişkileri bu saate konuşulur ve ardından sınıfımızda günün asistanı seçilir. Öğretmeni dışında en sorumlu kişi oluyor. Sınıfta asistanlık görevi basit bir uygulamadır. Ancak etkisi büyüktür. Grubun okulun sorumluluğunu almak ve kendince görevini yerine getirmek özgüveni için çok kıymetlidir. Her gün öğretmenlerimiz çocuklarımızla gün içerisinde yaptıkları çalışmaları Neşeli Günlerim defterimize yazmaktadır. Böylece velilerimiz çocuklarının gün içerisinde neler yaptıklarını buradan kolayca takip edebilmektedir. Eğitim bültenimizde en önemli kısmı Kültür alanı kapsamaktadır. Bu alanda ünlü sanatçı, ressam, ülke, müzisyen, oyuncu vs genel kültür geliştirici çalışmalarımıza yer veririz. Çocuklarımız bu bilgilerle donatılırlar. Çocuklarımıza günlük yaşam becerilerine de yer vermekteyiz. Bu becerilerimizi mutfak etkinlikleri, bahçe etkinlikleri, sınıf ve kendi özel ihtiyaçlarımızdır.

Okulumuzun günlük programında her yaş grubu için Türkçe dil etkinliği oyun, müzik, serbest zaman etkinliklerinin yanı sıra ek ders olarak Tam zamanlı İngilizce, Çocuk yogası, müzik, drama, seramik heykel, akıl ve zekâ oyunları, parkur, gezi günleri, bale ve jimnastik ile beraber okul rehberlik birimi çalışmalarımız ve öğrencilerimize sunduğumuz sosyal etkinliklerdir. Temmuz ve ağustos aylarında yaz okulu Programı da uygulanmaktadır.


Okulunuzda kaç yaş aralığı öğrencileriniz mevcut?


3-6 yaş aralığı öğrencilere eğitim vermekteyiz.



Okula başlama yaşı çocuklar için değişir mi, çocukların okula başlama yaşı kaç olmalı?

Okul öncesi eğitim kurumlarında yaşa ve aylara göre yapılan ayrımlar genel gelişim özelliklerine göre belirlenmektedir. Fakat her çocuğun bireysel özellikleri dikkate alınmalıdır. Bizler çocuğun Hazır olmasından önce ailenin hazır olmasını istiyoruz. Kararsız ve tutarsız olan ailelerin çocuklarını alıştırmak da zorluklar yaşanabiliyor. Karlı olan ailelerde bu süreç daha hızlı ilerliyor. Aile ve çocuk hazırsa anaokuluna başlama zamanı gelmiştir.

Genel olarak çocuğunuz; basit eşyalarını kendisi giyip çıkarabiliyorsa, tuvalet eğitimini büyük ölçüde kazandı ise, kendi kendine yemeğini yeme konusunda çaba sarf ediyor ve büyük ölçüde başarılı oluyorsa ve siz yaparak yaşayarak öğrenmesine fırsat veriyorsanız ne istediğini, ihtiyaçlarını, duygularını bir ölçüde de olsa ifade edebiliyorsa, kendisi ile konuşulduğunda dinliyorsa, evden/sizden bir süre (birkaç saat) ayrı kalabiliyorsa, kısa bir süre de olsa (5-10dk. gibi) masada oturabiliyor ve Legolar, boyalar, hikâye kitapları ile ilgileniyorsa, soru soruyor, öğrenme isteği gösteriyor ise ve en önemlisi "Siz, ona yetmediğinizi ve sıkıldığını düşünüyorsanız” minik yavrunuzun okula başlama zamanı gelmiş demektir.


Çocuklarımız genelde okula alışmakta zorluk çekiyorlar. Bu sorunu nasıl aşıyorsunuz? Çocukların okula alışma süresi ortalama ne kadar sürüyor?


Bu durum çocuktan çocuğa, okuldan okula, öğretmenden öğretmene farklılık gösterdiği gibi anne babanın tutumu da etkileyici bir faktördür. Her yeni ortama girmenin yetişkinlerde olduğu kadar çocuklarda da belirli bir düzeyde kaygı yaratması normaldir ama çocukların yeni ortama uyum yetenekleri yetişkinlerden daha fazladır. Okulumuzun da uyguladığı bir alıştırma programı vardır. Çocuklarımız okula başladığı İlk birkaç gün çocuğun yeni ortama güven duyması ve aşinalık kazanması için öğretmenlerin önerileri doğrultusunda anne-baba anaokulunda belli bir süre kalabilir, her gün bu süre biraz daha uzatılır anne-babada yavaş yavaş okul dışına çıkarılır. Çocuğun öğretmeniyle daha çok zaman geçirmesine fırsat verilir. Ancak bu sürecin birkaç günü geçmemesi ve anaokuluna bırakırken anne-babanın vedalaşma süresini kısa tutması ve duygusal sahnelerden kaçınması da oldukça faydalı olacaktır.



Veliler çocuklarını anaokuluna gönderirken nelere dikkat etmeliler?

Öncelikle tercih edilecek olan kurumların Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı veya Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı olmasına dikkat edilmelidir. Öğretmenlerin ilgilenecekleri çocuk sayısı önemlidir. Çok kalabalık sınıflarda eğitim vermek zorlayıcı olacaktır. Ayrıca eğitim kurumunun yönetimindeki kişilerin eğitim düzeyleri sorulmalıdır. Okul öncesi eğitiminden olması çok önemlidir. (Kurucu, müdür vs hepsini kapsamaktadır) Veliler bu konuda daha seçici davranmalıdır. Ayrıca, iç mekân tüm öğrencileri alacak şekilde geniş, ferah, sıcak ve temiz olmalı. Çocukların oynayacakları dış mekân bulunmalıdır. İç ve dış alanlarda çocukları denetleyen kişiler olmalıdır. Diğer önemli nokta da kurumda kazaları önleyecek gerekli güvenlik önlemleri alınmalıdır. Herhangi bir kaza geçiren çocuğun anne-babası durumdan haberdar edilmelidir. Tuvaletler, temiz olmalı hijyen kurallarına uyulmalıdır. Yemekler günlük taze olarak pişirilmelidir. Şu an kurumumuzda hazır market ve paketli yiyecekler tüketilmemektedir. Margarin ve diğer yağlar yerine zeytinyağı ve tereyağı kullanılmaktadır. Hazır meyve suları ve içecekler yerine ev yapımı ve kendi okul bahçemizden toplanan meyvelerle yaptığımız içecekler ve bitki çayları verilmektedir. Veliler bu konuda da dikkatli olmalıdır.

Türkiye’nin okul öncesi eğitimiyle Avrupa’nın okul öncesi eğitimi arasında fark var mı?


Birtakım farklar var tabi ama benzerlikler de mevcut. Avrupa ülkelerinin birçoğunda belirli müfredat yoktur. Plan program öğretmenin inisiyatifindedir. Yani bizdeki gibi takip edilmesi gereken bir program verilmez kurumlara. Bazı ülkelerde bizim de şu an uyguladığımız gibi 3-6 yaş karma eğitim verilmektedir. –Belçika, İsviçre ve İngiltere de olduğu gibi. Sadece bazı faaliyetlerde yaş gurupları ayrılmaktadır. Birçok ülkede eğitim masrafları devlet tarafından karşılanmaktadır. Avrupa’da çocukların kendi öz bakım becerilerini kazanmalarına fırsat verilir Türkiye’de ebeveynler her şeyi öğretmenin yapmasını istemektedirler. Kısacası Avrupa ülkelerinde çocukların yaparak yaşayarak öğrenmelerine fırsat verilirken biz de tam tersi yapılmaktadır, çocukların istedikleri anında önüne sunulmaktadır, bu davranışta çocuğun yaratıcılığını köreltmektedir Bizler okullarda ne kadar bu durumun önüne geçmeye çalışsak da ne yazık ki yeterli olamıyoruz. İtalya’da Montessori eğitimi veren okullar üzerinde yoğunlaşmıştır. Türkiye’de bu eğitim sistemi örnek alınsa da uygulaması çok mümkün değildir. Almanya’da da bizim kurumumuzda da uyguladığımız gibi öğleden sonraları dinlenme ve oyun ağırlıklı bir program vardır. Avrupa okullarında önem verilen konuların başında çocuğun doğayla iç içe olması. Sınıf mevcutlarının az tutulması, sınıflarda en az iki öğretmen olması ve dini figürlerin ön plana çıkarılmasıdır. Bir de kurumlardaki eğitimciler yılda en az 3 kere eğitime tabi tutulmaktadır. Bu sistemlerin kendi kültürlerine göre geliştirildiğini ve uygulandığını bilmemiz gerekir. Bizim bu eğitim müfredatlarını kendi kurumlarımızda aynen uygulamamız uygun değildir. Kendi kültür yapımıza göre kendi sistemimizi geliştirmek zorundayız.



Okulunuzda görev yapacak eğitici personeli seçerken nelere dikkat ediyorsunuz? Özel bir kriteriniz var mı?


Tabi ki burası bir eğitim kurumu olduğu için öncelikle öğretmenlerin almış oldukları eğitim önemli. Kız meslek lisesi mezunu olup ardından okul öncesi eğitimi almış olmaları önemli. Eğitim almış pek çok eğitimci çocuklara karşı sabırlı, bu işi yapmak için hevesli olup ve çocuk sevgisini tam olarak gösterdiği zaman bizim kurumumuzda çalışmaya başlamaktadır. Şu anda bu ışığı gördüğüm 15 yıldır çocuklara aynı sevgiyle yaklaşan eğitimcilerle çalışmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu vesile ile de kendilerine teşekkür ederim.


Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?


Çocuklarınızın oyun oynamalarına fırsat verin. Onlara oyun arkadaşı olun birlikte bol bol kaliteli zaman geçirin. Çocuklarımızın geçmişini geriye getiremeyeceğimiz için onlara iyi insan olmaları için fırsat verin. Şu anda dünyada yaşanan şiddetli olayların başında çocukluğumuz gelmektedir. Ne yazık ki bu insanları yetiştiren de biz ebeveynleriz. Çocuklarımızı sevgiyle büyütelim ve onları merhametli, başarılı bireyler yapalım. Eğitimciler, ebeveynler ve yetişkinler olarak çocuklara karşı misyonlarımızı layıkıyla yerine getirebilmek temennisiyle diyorum. Bu güzel ve anlamlı röportaj için teşekkür ederim.


 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER