Prof. Dr. Timuçin Çil: Kanser tedavisi bekletilmiyor

Prof. Dr. Timuçin Çil: Kanser tedavisi bekletilmiyor

Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi Fatma İnci Gül’ün moderatörlüğünü yaptığı “İnci Gül’le Biz Bize” canlı yayın programının bu haftaki konuğu, Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Adana Şube Başkanı ve Adana Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timuçin Çil oldu. Kanser hastalarının Covid-19 salgınından nasıl korunması gerektiğinin konuşulduğu programda Çil, “Diğer tedavilerde bekleyecek hastaları bekletme yönünde kararlar alınıyor ama kemoterapi, radyoterapi ve diğer sistemik tedaviler gibi tedaviler bekletilmiyor ve bekletilemez” dedi.


İşte Prof. Dr. Çil ile gerçekleştirilen keyifli programdan bazı kesitler;

Covid-19 ile ilgili sizden güncel bilgi alabilir miyiz, bir doktor olarak ülkemizdeki durumu nasıl görüyorsunuz?

Ben çok teşekkür ederim, beni davet ettiğiniz için. Sık sık geliyoruz, programlarınıza katılıyoruz. Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği’nin bir misyonu bu. Sadece hastalara yönelik organizasyonlar değil tüm topluma bilgi vermek ve farkındalığı artırmak için çalışan bir derneğiz. Covid-19 ile ilgili bir viral pandemi yaşıyoruz. Tüm dünyayı etkileyen bir durum ve gittikçe yaygınlığının arttığını görüyoruz. Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye de etkileniyor. Tabi Sağlık Bakanlığı’mızın aldığı önlemler çerçevesinde bu etkilenmenin daha sınırlı olduğunu görüyoruz ama mümkün olduğunca bunu engellemeye çalışsanız bile bir miktar etkilenme mutlaka olacak. Bugün çok gelişmiş toplumlarda bile bunun çok agresif bir şekilde olduğunu görüyoruz. İspanya gibi, İtalya gibi ülkeler gelişmiş topluma örnek olabilecek ülkeler ama bunlarda bile çok yoğun enfeksiyon var şu anda. Ağırlık da Avrupa’dan Amerika’ya gidecek gibi duruyor. Olay çok global ama bireysel önlemler ya da farkındalığı artırarak geniş bir taban oluşturmak gerekiyor. Çünkü hastalığı bırakırsak, topluma yayılırsa agresif bir şekilde etkileneceğimizi düşünüyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerileri de bu çerçevede gelişiyor. Türkiye için yeni başlayan bir durum ve daha önümüzde 2-3 ay var. Bunu çok yoğun yaşayacağız. 2-3 ay bizim için hem yaşam şartları olarak hem enfeksiyonun kendisi hem sosyal yaşam hem de psikojenik etkiler gibi bir süre etkileneceğiz ama bunu yaşamak ve mücadele etmek gerekiyor. Dolayısıyla hepimize çok büyük görevler düşüyor.

Amerika’da bir üniversitede bilim insanlarının yaptığı araştırmaya göre, Covid-19 için bakteri değil de protein molekülü olduğu iddia ediliyor. Bu ne kadar doğru?

Klasik olarak, Dünya Sağlık Örgütü’nün de açıkladığı şekilde Covid-19 enfeksiyonu, hayvanlarda görülen bir viral enfeksiyon ya da viral bir etken oluşturuyor ama yeni tip Korona enfeksiyonu insanlara geçebiliyor. Yeni tipin kazandığı özellik bu. Yaklaşık 4-5 yıl önce bir dergide bir makale çıkmıştı. Ebola enfeksiyonunu oluşturan da eski tip Koronavirüs’tür, ona bir protein ekleyerek bir model geliştirmeye çalışmışlar ve korona enfeksiyonuna karşı bir tedavi oluşturulabilir mi diye üzerinde çalışmışlar. Dolayısıyla bu yayından hareketle, “acaba bu laboratuvarda üretilen bir virüs müdür?” diye yorumlar var ama bunun kesin bu şekilde olduğunu söyleyemeyiz. Şu anda bildiğimiz, Dünya Sağlık Örgütü’nün de açıkladığı; Bu, normal eski tip Koronavirüs enfeksiyonunun değişmiş hali.

Devletimiz, virüsün yayılmasını en aza indirgemek için bir dizi önlemler aldı, almaya da devam ediyor. Peki, vatandaş kişisel tedbirini nasıl alabilir?

Aslında Sağlık Bakanımızın da söylediği gibi, bu global bir olay ama mücadelemiz ulusal. Çok güzel bir slogan bence. Sadece ulusal bir savunmaya veya politika geliştirmek yetmiyor, bireysel bir politika oluşturmak lazım. Sağlık Bakanımızın da söylediği bu. Herkes bu olayın farkındalığına varması gerekiyor. Özellikle izolasyon çok önemli. Devletlerin, hükümetlerin aldığı önlemler çok etkili. Çok geniş bir çerçevede önlemler alınıyor. Biz, tüm dünyaya göre çok erken tedbirler aldık ama bireysel olarak önlemler alınmaz ise, istediğiniz kadar devlet politikası oluşturmuş olun yine de bireysel önlemler çok daha etkili. Çünkü herkese test yapılması mümkün değil. Birçok enfeksiyon taşıyıcılar oluyor veya genellikle gençlerde çok hafif bir şekilde geçiriliyor. Dolayısıyla bu çerçevede baktığınız zaman, herkes bireysel önlem almaz ise bu enfeksiyonla mücadele etmek çok zorlaşacak. Önümüze çok problemin çıktığını göreceğiz. Bugün İtalya’da ve İspanya’da sağlık sistemi çöküyor. Çok kısa sürede çok fazla hasta size başvurabiliyor. Buna hiçbir sağlık sisteminin dayanması mümkün değil. Amerika’da da aynı şey yaşanıyor. Amerika’nın Amerika dışından hekim talebi var. Dolayısıyla sağlık sisteminin bu süreci yönetmesi için zaman gerekir, yoğun bakımların efektif kullanılması lazım. Türkiye’de hem yoğun bakımların hem de sağlık sisteminin gerekli süre olursa bununla rahatlıkla mücadele edileceğini düşünüyorum.

Siz, ülkemizin en büyük hastanelerinden birinde hekimlik yapıyorsunuz. Virüs ile ilgili hastaneye başvuran insanımızda diğer ülkelerde gördüğümüz panik havası var mı, sağlık çalışanları bu süreci nasıl yönetiyorlar?

Sağlık çalışanlarında şu anda çok iyi bir farkındalık var ve Sağlık Bakanlığı’mızın kılavuzları çok hızlı yayınlanıyor. Çok hızlı yürürlüğe giriyor veya kullanıma giriyor. Geçtiğimiz günlerde karşılaştığımız bir olay; Tıbbi onkologlar arasında, “yoğun bakım hastaları nasıl yönetilecek?” şeklinde birkaç öneri olmuştu. Türkiye’de de bizim hızlı bir bağlantı ağımız var. Bizim hastanemizde de yoğun bakım sürecini iyi yöneten hekimlerimize bunları ilettik, onlar da bu sürecin farkında olduklarını bize tekrar dönüş yaptılar. Gerçekten bizim hızlı ve efektif bir hareket ağımız var. Ben öyle olduğunu düşünüyorum. Dinamik bir yapıda çalışıyoruz. Dolayısıyla bu süreç içerisinde daha kronik başka hastalıkları olan hastaların daha az başvuru yaptığını görüyoruz. Kontrolü olan onkoloji hastalarının da çok az başvurduğunu görüyoruz veya başvurmadığını görüyoruz. Şu anda aktif tedavi alan hastalar dışında pek onkoloji hastası başvurusu yok ama zaten bizim çok fazla hastamız var. Biz hastaları daha çok sistemik tedavi yöntemiyle tedavi ediyoruz ama acil onkolojik cerrahi tedaviler gerekirse de onlara mutlaka cerrahi tedavi yapılması yönünde yönlendirme yapıyoruz. Dolayısıyla kemoterapi uyguladığımız, immünoterapi uyguladığımız veya diğer sistemik tedavi uyguladığımız hastaların başvuruları yoğun şekilde devam ediyor ama bu süreç içerisinde değişimler yapıyoruz.

Hocam, dünyada Covid-19 salgınından ölen sağlık çalışanlarını biliyoruz. Peki, bizim sağlık çalışanlarımız kendilerini nasıl koruyorlar?

Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın önerileri var, biz de o çerçevede önerileri değerlendiriyoruz. Şu anda onkoloji kliniklerinin bir ekipman ihtiyacının olmadığını görüyoruz. Ekipman ihtiyacında bir sıkıntı yok. Her şey karşılanıyor. Bunlara dikkat edersek, diğer ülkelere göre bizim sağlık çalışanlarımızın enfekte olma oranlarının düşük olacağını düşünüyorum.

Covid-19’un ileri yaş grubu ve kronik hastaları ölüme kadar götürebiliyor. Bunun sebebi nedir?

Bu bir viral enfeksiyon. Enfeksiyonlarda da immü sistem direnci en belirleyici unsuru oluşturuyor. İleri yaşlarda immü sistemin zayıfladığını biliyoruz zaten. Kronik hastalıklar da bu immü sistemin zayıflamasına çok büyük katkı sunuyor. KOAH, hipertansiyon, diyabet gibi kronik hastalıklar en önde gelen sebepler. İleri yaşlarda bir de organ fonksiyonlarının daha da yavaşladığını biliyoruz. Dolayısıyla hepsi bir risk faktörü oluşturuyor. Zaten İtalya’da ve Çin’deki verilere bakarsak; eğer ileri yaşsanız, bir tane kronik hastalığınız varsa riskiniz yüksek. İki tane olursa risk daha da artıyor. Her kronik hastalık eklendiğinde riskin daha da arttığını görüyoruz. Bizdeki ölen hastalara bakarsak; hep ileri yaş ve kronik hastalar grubunda olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla immü sistemin gücü belirleyici burada. Genç nüfusa sahip olmak çok önemli bir faktör ama genç nüfus etkilenmeyecek bir şey yok. Etkilenme ihtimali daha düşük ama gençlerin de virüsü alıp taşıma özelliği var. Gençlerde görülmeyecek diye bir şey yok, mutlaka gençlerin de yaşlılar konusunda hem alert olması lazım hem de kendilerinin de kurallara mutlaka bire bir uyması gerekiyor.

Bağışıklık sistemlerinin çok zayıf olduğunu bildiğimiz kanser hastalarımızın alması gereken tedbirler neler?

Yaptığımız tedavilerde veya hastalara uyguladığımız tedavi seçeneklerini belirlerken, kılavuzlara çok önem veriyoruz. Dünya kılavuzları ve Türkiye kılavuzları var. Bunların hepsine bakarsanız, kılavuzlar size şu anda çok net şeyler söylemiyor ama kılavuzların genel olarak önerdiği bir şey var; onkoloji tedavi, acil bir tedavidir. Siz, üç ay hastayı bekletemezsiniz. Hastaya bir tedavi sunmanız lazım. O nedenle tedavileri uyguluyoruz, geciktirmiyoruz. Şu tip hastalarımız da var; aktif kemoterapi alıyor hasta. Hastanın kan değerlerinin düşmemesi için kan değerlerini yüksek tutacak veya yüksek kalabilecek tedavileri ön planda tutuyoruz. Kemoterapileri yine uyguluyoruz ama bazı hastalarda doz azaltımı yapıyoruz, bazı hastalarda kan değerlerini yükseltecek tedaviler ekliyoruz ya da çok sıkı takip yapıyoruz. Önlemleri bu şekilde almamız gerekiyor. Aktif bir tedavi alan hastaya, “Şu anda viral enfeksiyon var. O nedenle gidin, iki ay sonra gelin” diyemeyiz, bu yapılamaz. Dolayısıyla bu süreci bizim yönetmemiz gerekiyor ve hastaları ayrı ayrı, tek tek kontrol etmemiz lazım. Bu da bir tıbbi onkoloğun görevidir. Onkolojik cerrahi de acil bir tedavidir. Bunun farkına varmamız lazım. Cerrahlardan bazen, “Şu anda aktif enfeksiyon var, tedavileri öteleyelim” gibi talepler geliyor. Ötelenecek tedaviler var, ötelenemeyecek tedaviler var. Bunu bir tıbbi onkoloğa danışırlarsa, biz onlara yol gösteririz. Nasıl yapılacağını belirtiriz ve bu şekilde bir tedavi dizaynı oluşturabiliriz.

Sağlık Bakanlığı hastanelere Covid-19 kullanımına daha çok açabilmek için acil olmayan tıbbi işlemleri erteledi. Bu durum kanser hastalarını etkiliyor mu?

Bu durum bizi şu anda etkilemiyor. Bizim ve Sağlık Bakanlığı’nın önerisi, onkolojik tedavilerin devam etmesi yönünde. Çünkü bu da bir öncelikli tedavidir. Dolayısıyla bazı girişimsel işlemlerde veya diğer tedavilerde bekleyecek hastaları bekletme yönünde kararlar alınıyor ama kemoterapi, radyoterapi ve diğer sistemik tedaviler gibi tedaviler bekletilmiyor ve bekletilemez.

İnci Gül ile Biz Bize programını Youtube’da “Gazette TV” hesabından izleyebilirsiniz.


 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER