Tüzün: Yerel yönetimler örnek mimari yapılar oluşturmalı

Tüzün: Yerel yönetimler örnek mimari yapılar oluşturmalı

TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası Adana Şube Başkanı Ozan Veli Tüzün gazetemizin muhabirlerinden Hüseyin Gül’e konuştu. Önemli açıklamalarda bulunan Tüzün, mimari yapıların ‘sağlamlık, estetik ve kullanışlılık’ kavramları çerçevesinde oluşması gerektiğini, yerel yönetimlerin ve idarelerin bu örneklere imza atmaları gerektiğinin altını çizdi.

Belediyelerin stratejik plan hazırlığı içerisinde olduğuna dikkat çeken Başkan Tüzün, “Hiçbir şey yapılmasa bile, ulaşım aracı olarak bisiklet kullanımı ve yaya hakkının vatandaşa sağlanması gerekir.  Ve eminim ki bu uygulamayı hayata geçiren belediye başkanı, bir sonraki seçimi çok rahat kazanacaktır” diye konuştu.

İşte o keyifli röportaj;

Ozan bey sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Ankara Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi 1981 mezunuyum. 1983 yılında mesleğe başladım ve 90 lı yılların sonuna kadar Mimarlar Odası’nda şube başkanlığı da dahil çeşitli görevlerde bulunmuştum. Çeşitli nedenlerle yeniden aday olduğumuz süreç sonrasında, ikinci kez bu görevimi yerine getirmeye çalışıyorum.

Başarılı bir mimari projenin olmazsa olmazı nelerdir?

Sağlamlık, esneklik ve kullanışlılık olmazsa olmaz olarak mimarlığın klasik tanımıdır. Bu üç kavram aslında 2000 bin yıldır var ve değişen zaman içerisinde de değerini hiç kaybetmedi. Ancak mimarlığın etkileşim içinde olduğu yönlerinin de olduğunu söylemeliyiz. Mimari ve yapılı çevreyi kültürün simgesi olarak görmek gerekiyor. Ayrıca, toplumsal hakların korunması; yani insan hakları kavramı sürecindeki 3. kuşak haklar dediğimiz kentli haklarının geliştirilmesi ve bunun ete kemiğe büründürülmesi. Birikimlerimiz dediğimiz kültürel mirasımızın değerlendirilmesi ve kaynaklarımızın doğru kullanılması, yani yapıların en az bakımı gerektirecek şekilde ve uzun ömürlü olarak tasarlanması konuları da bir eserin meydana getirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken unsurlardır. 

Burada bir parantez açmak istiyorum. Tarihi eserlerin restore edilirken özgünlüğünü kaybetmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bu tamamen uzmanlık gerektiren bir konu ve çok farklı bakış açıları var. Eski bir yapı restore edilirken kullanılan yeni malzemeler hiçbir zaman, özellikle ilk dönemlerde, mevcut malzemelerle uyumlu görünmeyecektir. Örneğin Taş Köprü de ilk restore edildiğinde sonradan konan taşlar dikkat çekmişti. Bu konu benim çok uzmanlık alanım değil fakat dediğim gibi farklı görüşler var. Yeni malzemenin eskisinden farklı durmasında benim açımdan da bir mahsur yok. Bugün ortaya çıkan bir taşın 2000 yıl öncekine benzetmeye çalışmak ne kadar doğru tartışılır. Elbette ki bahsettiğim şey PVC pencere takılması değil. Yapının orijinaline sadık kalınarak aslının korunmasının ve malzeme seçimlerinde dikkatli davranılmasının önemli ve yeterli olduğunu düşünüyorum.  

Önümüzdeki dönem için, mimari üzerindeki etkenin ne olacağını düşünüyorsunuz?

Eğitim problemlerimiz var maalesef. Türkiye’de 130 un üzerinde mimarlık bölümü var. Mimarlık eğitiminin, usta çırak ilişkisi ve deneyimlemelerle geliştiğini düşünürsek, eğitim süresinden başlayarak, eğitmenlerin nicelik ve sayısının ne kadar önemini vurgulamış oluruz.  Bu nedenle özellikle mimarlık gibi meslekler için Üniversite veya bölüm açılırken bir kez daha düşünmek gerekiyor. Böyle bir düşüncenin varlığından şüpheliyim. 

Çok fazla mezunumuz, şu anda ülkemizdeki ekonomik kriz nedeniyle ciddi bir istihdam sorunu yaşıyor. Ekonominin gerilemesi her sektörde olduğu gibi mimarlık ve yapı sektörünü fazlasıyla etkiliyor. Yakın dönemde yapılmış istatistiklere baktığımızda inşaat sektörünün ekonomik değişimler içinde çabuk etkilenen bir sektör olduğunu görüyoruz. Ülke güven endeksi iyiye gitmeye başlayınca inşaat sektöründeki büyüme öne geçiyor. Ama bugün olduğu gibi, ekonomik veriler kötüye doğru yön çevirince de çok hızlı bir düşüş yaşanıyor. Güven endeksinin, 100 puanın altında seyrettiği bir dönemdeyiz. Bu durum ekonomideki beklentilerin olumsuz olduğunu, küçülme ve kötüleşme beklendiğini gösteriyor. Dolayısıyla elimizdeki verilere baktığımızda,  yakın dönemde bir iyileşme beklemek iyimserlik olacaktır. 

Yerel yönetimler veya idarelerin mimarlık üzerinde nasıl etkileri olabilir?

Çok önemsediğimiz bir konu ve bu konuyu açtığınız için teşekkür ederim. Mimari açından baktığımızda da aslında yerel yönetimlerin ve idarelerin örnek oluşturacak yapılara imza atmaları gerekiyor. Bunu gerçekleştirebilmenin ilk yolu; yapılacak en küçük yapıdan en büyük kompleksin ya da çevre düzenlemesinin elde edilmesinde proje yarışmalarının kullanılması olacaktır. Proje yarışmalarının, iyi bir yapılı çevre elde edilmesinde çok yönlü faydaları olduğunu düşünüyoruz. Çok sayıda seçenekten elde edilmesinin yanında halkın katılımına da olanak sağlayacak bir yöntemdir. Münih’de bir meydanda proje paftalarının asılı olduğunu görmüştük.  Sorduğumuzda, köşedeki bina seçiminde vatandaşa sunulan seçenekler olduğunu, oylama sonucu seçilenin uygulanacağını öğrendik.  Bu çok ince ve de güzel bir düşünce. Böyle bir uygulama toplumla mimarların iletişimini de kuvvetlendirecektir.  İletişim önemli bir kavram ve üzerinde durmak lazım. İki yönlü ele alabiliriz; birincisi toplumla, yapılı çevre hakkında söz söylemesi için bilinçlendirilmek üzere iletişim içinde olunması, ikinci olarak; Mimarlar Odası ve mimarlar vasıtasıyla toplumla mimarlık arasındaki iletişimin sağlanması ile mimarlığın görünür kılınmasıdır. 

Ön bilgi vermek ve örnek olması bakımından, bahsettiğimiz iletişimin kurulmasında bir amaç olarak gördüğümüz somut bir çalışmayı, Eski Arkeoloji Müzesi yapısı ile ilgili tasarımlarımızı söylemek isterim. Bu yapı, bazı kesimlerce, çok uzun sürelerden beri bulunduğu kavşağı tıkayan, işe yaramayan bir yapı olarak lanse edildi. Müze’nin taşınmasıyla, eski belediye başkanımız o kavşağı düzenlemek ve yıkmak üzere valilikten izin istedi ve tahsis edildi. Bu haberi alınca bir proje hazırladık. Kavşağın, Müze yıkılmadan da düzeltilebileceğini belediye başkanına ilettik, kabul gördü ve bina yıkılmaktan o an için kurtuldu. Araştırmalarımızı sürdürerek binanın tip proje olmadığını, yöresel iklim koşullarını sağladığını ve özgün mimari bir dile sahip olduğunu belirterek anıtlar kuruluna yeniden başvurduk, bina tescillendi ve artık tüm kentimize mal olacak şekilde yaşamını sonsuza kadar sürdürmesinin önü açıldı. İşte bu binanın bir mimarlık merkezi olarak kullanılmasını istiyoruz. Tabi ki buranın az önce bahsettiğimiz gibi kullanılması bizim isteğimiz, adı ne olursa olsun, mimarlık merkezi olmaz da bir kültür merkezi olabilir.  Ancak, yapının özellikle sanat örgütlerinin mekan problemlerini giderecek bir kültür merkezi olarak kullanılmasını temenni ediyoruz. 

Ülkemizde ve sonrasında Adana’da eksik gördüğünüz projeler nelerdir?

Adana’nın, süper ya da asrın projelerine değil küçük dokunuşlarla kentlinin hayatını kolaylaştıracak projeler ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Ulaşımın geri dönülemeyecek bir düğümlenmeye doğru gittiği bir dönemde, kaldırımlar yayaların olsun, bisiklet bir ulaşım aracı olarak yaşamımızın bir parçası olsun demek ve buna dönük projeler hazırlamak çok zor olmasa gerek. 





Sizce Adana’da bir rekabet olmadığından dolayı mı  projeler üretilmiyor Sayın Tüzün?

Yapımcılar arasında iyiyi sunmak üzerine bir rekabet söz konusu olması çok önemli. Maalesef öne çıkmış olan bir rant olgusu içinde bazı kaygılar geri planda kalıyor. Mimari tasarımın bulunduğu yere ait olduğundan hareketle mimarın kendi başına, herhangi bir talep gelmeden, bir proje üretme şansı yok. Galiba Adana bu yönden biraz şanssız.

Kentsel dönüşüm dünyanın her yerinde farklı proje ve yaklaşımlarla uygulanıyor. Son yıllarda hızla artan bu projeler hakkında neler düşünüyorsunuz?

Kentsel dönüşüm aslında özellikle Avrupa’da kent merkezlerinde kalmış fabrika ya da onun çevresinde yapılmış konutların dönüştürülmesi olarak algılanıyor ve gerçekleştiriliyor. Fakat Türkiye’de durum böyle değil. Maalesef Türkiye’de kentsel dönüşüm uygulamaları, hem parsel bazında hem de alan bazında yeni problemleri geleceğe taşıyacak bir gelişim gösteriyor.  Özellikle merkez mahallelerdeki parsel bazındaki kentsel dönüşümlerin çağdaş bir anlayışla ele alınmasında ve bir yerel yönetim politikası olarak benimsenmesine büyük ihtiyaç var.

Kariyerini şekillendirme aşamasında olan mimarlara başarılı olmaları için neler önerirsiniz?

Az önce saydık, pek çok zorlukları var ama aşılmaz değil. Mimarlık zor bir meslek ve hatalar çabuk görünür. Ancak, severek yapılır ve mesleki gelişim için zaman ayrılabilirse zorluklar asla aşılmayacak büyüklükte değil.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir Sayın Tüzün?

Bu aralar kentimizin gündeminde, Büyükşehir Belediyesi’nde de, Seyhan Belediyesi’nde de stratejik plan hazırlıkları var. Bisikletle ulaşım ve yaya hakkını çok önemsiyoruz. Adana’nın iklimsel koşulları ve coğrafi konumu buna çok müsait. Seçilecek bir pilot bölgede çok kolay gerçekleştirilebilir. Daha önce benzer çalışmalar oldu, ancak hep yarım kaldı. Bu nedenle niyetin çok önemli olduğunu söyleyebilirim. Eminim ki bu görüşü, uygulamalarla hayata geçiren belediye başkanı bir sonraki seçime çok rahat girecektir.


 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER