Zihnimizin de dezenfekteye ihtiyacı var

Zihnimizin de dezenfekteye ihtiyacı var

Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi Fatma İnci Gül’ün moderatörlüğünü yaptığı “İnci Gül ile Biz Bize” canlı yayın programının bu haftaki konuğu, Diyarbakır Dicle Üniversitesi Psikoloji Anabilim Dalı Başkanı Dr. Yunus Emre Ayna oldu.

Koronavirüs (Covid-19)’ün psikolojiye etkilerinin konuşulduğu programda Ayna, “Bizim psikolojik olarak bilişsel dezenfekteye de ihtiyacımız var. O kadar çok bilgi kirliliği var ki bu bilgi kirliliğine karşı bizim zihnimizin de dezenfekte edilmeye ihtiyacı var. Bilgi kirliliğinin zihnimizde dezenfekte edilmesi zor bir şey değil, pozitif olalım. Koronavirüsle mücadele ederken koronayak olmayalım. Şüpheciliğimizin paranoyaya varmaması lazım” dedi.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Yunus Emre Ayna ben, Diyarbakır Dicle Üniversitesi Psikoloji bölümünde doktora öğretim üyesi olarak çalışıyorum aynı zamanda bölümün gelişim psikolojisi anabilim dalı başkanlığını yapıyorum. 1997 yılından beri de bu meslekteyim. Çeşitli çalışmalarda projelerde yer aldım. Öğrencilerimizi yetiştirdik, psikologlarımızı yetiştirdik.

Sizin uzmanlık ve çalışma alanınız nedir?
Özellikle travma ve çocuk ergenliği, yetişkin psikolojisi bağlamında çalışmalarıma devam ediyorum. Yüksek lisans ve doktoralarım çocuklarla ilgiliydi, klinik alanda da çalışmalarım devam ediyor.

Bize bugüne kadar yapmış olduğunuz çalışmalarınız ile ilgili bilgi verecek olursanız neler söyleyebilirsiniz?

 Daha çok Diyarbakır menşeili olmak üzere üniversitede çeşitli projelerde yer aldım. Bunun yanında STK çalışmalarında da, psikolojik destek birimlerinde de yer aldım. Bununla birlikte aynı zamanda Dicle Üniversitesi psikoloji bölümü öğretim üyeliğini devam ettiriyorum. Psikoloji danışma merkezinde sekiz sene danışanlarla, psikiyatri bölümüne gelen danışanlarla çalışmalar yaptım.

 

Koronavirüs (Covid-19)’e geçmeden önce insan psikolojisini genel anlamda tanımlamak isterseniz neler söyleyebilirsiniz?
insan psikolojisi dediğimizde, 3 boyutlu bir yapı söz konusu; duygu, düşünce ve davranış. Duygularımız , düşüncelerimiz ve davranışlarımız birbirini etkileyen bir yapı içerisindeyiz. Bu duygu, düşünce, davranışı belirleyen düzeneğe de kişilik diyoruz. İnsanların kişilik yapılanması, bireysel mizacıyla doğuştan getirdiği özelliklerle birlikte çevresel ve sosyal yaşantının da oluşumuyla birlikte bir birey oluşturuyor ve birey psikolojik olarak da davranışlarını ortaya koyuyor. İnsan psikolojisi dediğimizde her şeye müdahale edebiliyoruz. Bakın mesela şuan bu hastalık insan psikolojisini etkiler, trafik insan psikolojisini etkiler, beslenme insan psikolojisini etkileyebiliyor. İnsanın dokunduğu her şeyde psikoloji var ve biz insan psikolojisini değerlendirirken yaşamın her boyutunda; aile boyutunda, arkadaşlık boyutunda, sosyal ilişkiler boyutunda hangi boyutu ele alırsanız alın hayatın her alanında psikoloji var. Ama bu, şu demek değil her şey de bir psikolojik problem teşkil edecek çünkü bu konuda da çok mustaribiz neden, küçük bir şey oluyor ‘çocuğumun psikolojisi bozuldu mu ?’, ‘benim psikolojim bozuk mu ?’ evet, her şey psikolojiyi etkiliyor ama sadece psikoloji olarak bir yapılanmaya neden oluyor. Bu, illaki olumsuz etkileyecek anlamına gelmiyor. Sudan sebeplerle insanların psikolojisi bozulmuyor aslında, mutlaka bunu bir altyapısı var. Aile çok etkili, arkadaşlık ilişkileri çok etkili… İnsan psikolojisi çok geniş, derya deniz bir durum. Birçok alt bilim dalı var; gelişim psikolojisi, öğrenme psikolojisi, sağlık, adli psikoloji, klinik psikoloji vs vs. En küçük bir şeyde insanların psikolojisi bozuluyor diyemeyiz. TIP alanında bile nedeni bilinmeyen hastalıklar denirdi şimdi de bu psikolojiktir deniyor.

Bizleri tutsak yapan, koronavirüsün dünya sağlığına ve ekonomisine verdiği zarar medya organlarında geniş yer buluyor… Şuanda dünyanın tek gündemi koronavirüsü (Covid-19). Bu işin psikolojik boyutu göz ardı ediliyor gibi… Koronavirüs gibi bulaşıcı bir hastalık karşısında insan oğlunun tepkisini ve davranışlarını nasıl izah edebiliriz?

Bu bir salgın, pandemi. Salgın hastalıkların insanları ürküten bir durumu var. Korku, insana özgü bir duygu. Herkes herhangi bir şeyden korkabilir, bu normal. Korkularla çalışırken korkularımızı kabul etmemiz gerekmektedir. Bu durum insanları çok fazla tedirgin ediyor, çok normal. Şöyle bir şeyle karşı karşıya kalıyoruz. İnsanlar tepkileriyle değişebiliyor. Bazı insanlar umursamaz ‘ne olacak ki bize bir şey olmaz’ diyor, bazı insanlar bananeci, bazıları çok evhamlı, bazıları da çok panik. Bu panikler de kendi içlerinde üç guruba ayırıyorum ben. Kendileri bu paniği yaşayanlar var, dışa yansıtanlar var, üçüncü kısımda hem kendisi yaşıyor hem de başkalarına bu paniği yaşatıyor. Üçü de bir birinden riskli. Panik arttıkça, korkuyla mücadele etme olayı da azalıyor. Ortada mücadele değil, panik ve kaos oluyor. Bunu da birçok etkisi var, sosyal medyayı kullanma yetersizliği, anlamsızlığı, insanların birbirleriyle olan sosyal medya iletişimindeki güvenilirliği bu paniği arttıran dış etmenler. Haberlerden bir şey duyuyor hemen yayabiliyor. Bu sefer panik bulaşıcı oluyor. Virüs bulaşmadan biz insanlara panik bulaştırmış oluyoruz. Bir de provokatörler var. Bu işin rant boyutunu yaşatanlar, bu işin kendi bencilliklerini, kendi öne çıkma çabalarını besleyen provokatörler var. Bunlar çok anlamlı değil. Siyaseten provoke edebiliyorlar, sosyal olarak provoke edebiliyorlar, kendilerini tatmin etme anlamında provoke edebiliyorlar. Bunlar da az sayıda değil maalesef, dikkat etmek gerekiyor.

Burada sanıyorum en çok etkilenenlerde çocuklar oluyor. Yetişkinleri tedirgin gördükçe çocuklar daha çok tedirgin oluyor.

 

Çocuklarla ilgili yetişkinlere nasıl bir öneride bulunabilirsiniz?

İşin psikolojik boyutunu konuşuyoruz ve psikolojik boyutunda burada mesela bir uzman olarak bulunuyorum, siz toplumsal sorumluluk gereği bu programı yapıyorsunuz. Aslında herkese bir görev düşüyor. Bu işin uzmanları bas bas bağırıyor temiz olun, temizliğinize önem verin, hijyeninize dikkat edin, mesafenizi koruyun bu noktada siz kendi önlemlerinizi alırsanız zaten uzamanlar üzerlerine düşen görevi yerine getirecektir. Sağlık çalışanlarımıza da buradan çok teşekkür ederim, canla başla çalışıyorlar. Sadece Türkiye’de değil dünyada da öyle. Aşılar bulunmaya çalışıyorlar, tedaviler bulmaya çalışıyorlar. Birileri bir şeyler yapmaya çalışıyor, o zaman biz de üzerimize düşenleri yapalım. Öncelikle panik olmayalım, dikkatli olalım. Krizi yönetebilmeliyiz, problem çözme yeteneğimizi kullanmalıyız, zaman yönetimini gerçekleştirip bunu yanında da bu düzenlemeyi gerçekleştirebilirsek biz yetişkinler o zaman çocuğumuza zaten yansıtmış oluruz. Çocuklar şuanda küçük yaş gurupları ortaokul, lise bunları biraz daha anlayabilecek yaş gurubunda ama anasınıfı, ilkokul dönemi çocuklarında ‘okul tatil oldu’ mantığı var. Tatil mantığının olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Özellikle sosyalleşmeden uzaklaşmadan daha dikkatli olmamız lazım. Panik atak, takıntı bozuklukları gibi işin patolojik boyutuna geçmeden insanların dikkatli olmayı öğrenmesi gerekiyor. Çünkü ne yaparsak yapalım korkumuz olacak. Sanmıyorum ki korkmayan insan olsun. Bugün izlediğim bilimsel bir veri olarak anlamlı bulduğum bir şeyi paylaşmak istiyorum; bu tür salgınların özellikle istatistiksel olarak değerlendirmeye aldığımızda yüzde 80 oranında yayılacak. Bir nevi gribal enfeksiyon boyutuna taşınacak. Dünyadaki yüzde seksen oranındaki insanın bu virüse sahip olması demek hepsinin ölmesi anlamına gelmiyor. Birden yüzde seksene ulaşmakta ölüm oranı çok fazla oluyor. Fakat dikkatli bir şekilde bir yıla yayınca ölüm oranda azalma olacağını gözlemleyeceğiz. Bunda da işte sabırlı ve dikkatli olmak lazım. Bize düşen birey olarak, aile olarak, çevre olarak, toplum olarak, ülke olarak tümevarım şeklinde gidecek olursak yani benden başlıyor ailemle, çevremle buradaki yayılmayı sistematik olarak çözümlersek o zaman çocuklarımıza çok daha yaygın bir etki bırakmış oluruz. Sağlık bakanlığımız birçok yerde şunu söyledi 14 gün kuralı. Bu 14 gün kuralını uygulayarak çok rahat bir şekilde bu dönemi atlatabileceğiz. Bizim psikolojik olarak bilişsel dezenfekteye de ihtiyacımız var. O kadar çok bilgi kirliliği var ki bu bilgi kirliliğine karşı bizim zihin kirliliğine karşı zihnimizin de dezenfekte edilmeye ihtiyacı var. koronavirüsle mücadele ederken koronayak olmayalım. Şüpheciliğimizin paranoyaya varmaması lazım.

 

 

Bu işin bir de sonrası var.. 3 ay, 5 ay sonra virüsün tamamen kontrol altına alınmasının ardından insanlar psikolojik olarak normal hayatlarına dönebilecek mi ?

İnsalar normal hayatlarına dönmeleri için biz devrede olacağız. Tabi ki dönecekler ama önce bu dönemi iyi atlatmaları lazım. Nasıl ki koronavirüsün kuluçka dönemi var deniyor, 14 gün ona göre dikkat edelim, onu yapalım, bunu yapalım deniyor zihinde bu şekilde az önce de bunu söylemek istedim ‘zihnimizin de dezenfekte olması lazım’ buna bağlı olarak da şunlar çok önemli; evde yapacağımız etkinlikler, çocuklarımızla yapacağımız etkinlikler, sosyal çalışmalar vs vs biz bundan önce de ne derdik aileler çocuklarıyla kaliteli vakit geçirsin işte size fırsat. Biz zaten daha önce de AVM’lere gitmeyin diyorduk. Çocuklarla kaliteli vakit geçirmek neydi, onlarla sohbet etmek, oyunlar oynamak. Bizim zamanımızdaki oyunları bizlere anne babalarımız öğretirdi. Bir taraftan da bilinçaltında korkunun tedirginliği var. İşin ekonomik kısmı var. Her yer kapalı, insanlar para kazanamayacak, borçlarını ödeyemeyecek bunların getirdiği bir kaygı var. Böyle durumlarda takıntı rahatsızlığı olanların rahatsızlığı daha da artıyor. Paranoyaya giden şüphecilik, panik atak yaşama riskleri artabiliyor. Mesela depresif insanların depresyona yakalanma riskleri çok daha artacak. Depresyondan dolayı kendi içine çekilip şizoid yapılanmalara dönüşen kişilikler olacak. Asosyallik artacak. Anti sosyal davranışlar ortaya çıkacak. Ben burada felaket tellallığı yapmak için değil, bunları öngörü olarak söylüyorum. Bu bir travma, travma sonrası stres bozukluğu yaşayacak insanlar olabilecek. Az önce de bahsettiğim o bilgi kirliliği iyi dezenfekte edilmesi ki bu çok zor bir şey değil. Bunu biraz açayım, zihnimizi nasıl dezenfekte edebiliriz? Öncelikle pozitif düşünmeliyiz ama bu bana bir şey olmaz değil. Gencim, hasta değilim bana bir şey olmaz değil anlatmak istediğim şey. Biz hangi taraftayız; umursamaz mıyız, bananeci miyiz, provokatör müyüz, eyyamcı hangi kısımdayız. Bunların hiçbiri olmamamız gerekiyor. Biz sakin, bilinçli, uzmanların doğru bilgileriyle hareket eden, kendimize düşen görevleri bilirsek o zaman sakinleşebiliriz. Bu bir salgın dünyanın varoluşundan itibaren böyle şeyler olmaya devam ediyor. Savaşlar oluyor, insan insanı öldürüyor, insanlar birbirine kötü davranıyor, doğal afetler oluyor ve bir çok şeyi insanlar yaşıyor ve atlatıyor. Kendimize güvenmeliyiz pozitif düşünceden kastım bu. Polyannacılık değil bahsettiğim şey yani. Geçecek, kaderimizde varmış gibi hayır kadercilik bizi daha geri götürür. Ama nedir biz elimizden geleni yapalım birey olarak. Evimizde bekleyeceğiz, çok acil durumlar dışında dışarıya çıkmayacağız. Bu virüsle ilgili en önemli bilgi ne kalabalık olmayın. Bu net bir bilgi mi, net bir bilgi. Bu konuyla ilgili bilgiler sınırlı ve biz bu bilgiyi biliyoruz ve tüm uzmanlar yapılması gerekenleri söylerken bundan sonrası yapmak. Az önce de söylediğim gibi ailemizle, arkadaşımızla, kardeşlerimizle kiminle ne yapacaksak vaktimizi bu şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Kendimizle de ilgilenmemiz gerekiyor eşimizle ilgileneceğiz, anne babamızla ilgileneceğiz. Benim çok sevdiğim uzman bir arkadaşım var Çorum’da yaşıyor kendisi çok güzel bir şey yazmıştı, ’60 yaş üzeri evden dışarı çıkma zorunluluğu olmayan teyzelerimizi, amcalarımızı bana yönlendirin, ben onların alışverişini yapıp kendilerine götüreceğim’ bu muhteşem bir şey. Kendimizle ilgili, çevremizle ilgili ne yapmamız gerekiyorsa düzenleyebilelim ondan sonrası gelecek.

Röportajın tamamını 
Youtube/Gazette TV hesabından izleyebilirsiniz...

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER