Doğru bildiğimiz yanlışlarıda konuştuk

Doğru bildiğimiz yanlışlarıda konuştuk

Cinsellik hakkında bilinmeyenleri Uzm. Dr. Taner Canatar'la Esra'nın Gündemi'nde konuştuk. Canatar'ın verdiği bilgilerle aslında doğru bildiklerimiz  arasında büyük farklar var. Cinsel konularda muhakkak hekim veya konuya hakim kişilerden faydalanmak lazım.

*Öncelikle sizi tanıyalım?

Aile terapisti ve cinsel terapistim. Aile Terapileri ve Terapistleri Derneği Genel Başkanı ve Cinsel Sağlık Endüstrisi Derneğinin de Adana Şube Başkanıyım. 2001 yılında tıpta uzmanlığımı aldıktan sonra 2002 yılından bu yana aile terapileri, bilinçsel davranışsal terapileri ve cinsel terapi alanında ve aile danışmanlığı alanında eğitimler almaktayım. Uzun yıllardır bu eğitimlerin arkasından artık bu terapi dernekleri çatısı altında eğitimler vermekteyim.

*Danışanlarınız sizden en çok hangi konuda yardım istiyor?

Benim çalıştığım alan daha çok bireysel terapi. Kişinin kendine ait problemleri, alevi sorunları ve cinsel sorunlar dolayısıyla bana başvurularda genellikle aile içi çatışmalar ve cinsel yönden sorun yaşayan insanlar. CİSED olarak yaptığımız araştırmalarda Türkiye’de her 10 erkeğin 7’si, her 10 kadının da 8’i hayatının bir döneminde cinsel sorun yaşıyor. Türkiye İstatik Kurumu 2014 yılı verilerine göre yaklaşık her 5 çiftten 1’i boşanıyor. Buna mutsuz evlilikler ve evlenmekten korkanlar dâhil değil. Toplama baktığımızda korkunç bir oran ediyor. Sağlıksız ve huzursuz bir toplumdayız.

*CİSED’ in faaliyetlerinden bahseder misiniz?

CİSED çok köklü bir dernek. Uzun yıllardır var olan merkezi Ankara’da olan bir dernek. Cinsel sağlık alanında çalışan ve Türkiye’nin en önde gelen cinsel sağlık derneği olarak bilinen bir dernektir. Bende onun Adana Şube Başkanıyım. Türkiye’nin birçok ilinde şubesi vardır.

Aile Terapileri ve Terapistleri Derneğini 2015 yılında kurduk. Bu kuruluş amacımız ailevi terapilerde ve aile danışmanlığında çalışan ruh sağlığı profesyonellerini, psikologları, psikolojik danışmanlarını, aile danışmanlarını, sosyal hizmet uzmanlarını, pedagogları ve davranış bilimleri mezunlarını aynı çatı altında toplayarak onların mesleki haklarını korumak,  mesleki gelişimlerine katkıda bulunmak ve belirli bir sertifikasyon programında meslektaşlarımıza yardımcı olmak amacıyla terapiler yapıyorduk.

*Hastanızda kaç seansta sonuç alabiliyorsunuz?

Genelde terapistler elinde sihirli derneği olan tatlı cadılara benzetiliyor. Dokunacak ve düzelecek diye düşünülüyor. Gelen danışanlar hakikaten bu beklenti içinde geliyor. Cinsel sorunlarla gelindiğinde ortalama 8-10 seansta sonuç alınır. Cinsel sorunların çok büyük bir kısmı  %100 tedavi edilebilir sorunlardır. Cinsel terapi dediğimiz zaman erkeğin erken boşalma, sertleşme sorunları, cinsel isteksizlik, orgazm bozuklukları ve benzeri birçok sorunu kapsıyor. Tedavi genelde etkene bağlı o bireyin neden o sorunu yaşadığına bağlı. Altta yatan bir kişilik bozukluğu veya benzeri daha büyük bir psikolojik rahatsızlığı yoksa dediğim gibi 8-10 seansta %100’e yakın oranda sonuç verir. Aile terapileri ise biraz daha uzun soluklu olabiliyor. Genelde rahatlama için 6-8 seans bir süre veriyoruz aile içindeki dinamiklerin değişmesi için ama tam cinsel terapilerdeki gibi %100 kesinlikle sonuç verir lafını kullanmıyoruz. Bunun en büyük sebebi genelde aile terapisi kavramı yanlış algılanıyor. Bize çok büyük bir problem yaşandığında ya da boşanma öncesi son basamakta geliniyor. Aslında bu çok sağlıklı değil. Aile terapistleri çiftin evliliğini kurtarma veya evli kalmasını sağlama terapisti değildir. Bu çift normal yolunda gitmeyen problem olduğunda zamanında bize başvurursa o zaman çözümden ve sonuca ulaşmaktan çok daha kesin bahsederiz. Sağlıklı boşanmakta bir terapist marifeti diyoruz. Çünkü çocuğu olan birçok aile çatışmayla ayrılıyorlar. Sadece karı kocalıktan ayrıldığını unutup sanki anne babalıktan da ayrılıyorlarmış gibi davranıyorlar. Bunların sağlıklı atlatılmasını sağlamakta bir terapist marifeti diyoruz o yüzden Türk toplumuna şu mesajı vermek istiyoruz lütfen bir terapiste gitmekten çekinmeyin burası mahrem size özel bir alandır. Sizin istemediğiniz hiçbir şey orada yapılmaz. Konuşmak dışında hiçbir şey yapılmaz. Bütün terapi yöntemi sadece konuşmaya dayalıdır.

Terapiler olarak kurulduğumuzdan bu yana kamuoyunda oldukça dikkat çeken basın bültenleriyle yer alıyoruz. Kamuoyunda bir görüş ve fikir oluşturmaya çalışıyoruz. Kamuoyuna bildirdiğimiz bir deklarasyonumuz var. Anne-baba ve eş eğitimleri yasal olarak şart olmalıdır. Boşanmadan önce aile terapisti şart olmalıdır. Aile danışmanları merkezleri sosyal güvence altında olmalıdır. Türkiye’ye baktığımız zaman çok büyük dramlara da şahit oluyoruz. Her 4 evlilikten 1’i 18 yaşın altında çocuk evlilikleri bu hala toplumumuz için çok ciddi bir sorun. Bunlar için çaba göstermemiz lazım. Türkiye’de her 2 kadından 1 tanesi tacize ya da şiddete maruz kalıyor. Hala ciddi sorunlar yaşayan ve ruh sağlığı bozuk olan birçok kadın var. Bu şiddete ya da tacize uğrayan kadın sadece kendisiyle sınırlı kalmıyor bu travma. Kadının yetiştirdiği çocuklara ve aile içine sindiği için ve kabaca şu mesajı veriyor sağlıksız ve mutsuz aileler sağlıksız ve mutsuz çocuklar yetiştirecektir. Bu çocuklarda büyüdükleri zaman evlilikten korkuyorlar genellikle gelecek nesillerde evlilikten soğumuş oluyor. Aile içi ilişkileri açısından yeterince donanımlı olmadıkları ve gördüklerini uyguladıkları için kendi evliliklerinde de ciddi sorunlar yaşıyorlar. Bunları engellemek için anne-baba ve eş eğitimlerinin yasal olarak şart olması gerektiğini söylüyoruz. Evlilik öncesi fiziksel tahlilleri zorunlu kılan devletin bu konulara da el atmasını buna bir olanak sağlamasını diliyoruz. Türkiye’de aile hekimleri sistemi var. Aile hekimleri genellikle sağlık sorunlarında genellikle ilk başvurulan gruptur. Aile Terapileri Derneğini kurarken yine bunu göz önünde bulundurmuştuk. Sağlık ocağı şartlarında aile danışmanlığı hizmeti verilemiyor. Aile hekimlerinin donanımının henüz olmamasından ve vakitsel yönden fiziksel anlamda bu imkânın yaratılamamasından dolayı biz o yüzden deklarasyonumuzun 4. Maddesinde aile hekimlerinin aile danışmanlık temel eğitimini almasının zorunlu olmasını gerektiğini savunuyoruz. 

*Son zamanlarda danışma oranlarınız arttı mı?

Son dönemde yaşadığımız medyaya yansıyan ya da yansımayan duyduklarımıza baktığımızda zor günler geçiriyoruz toplum olarak. Birlik ve dayanışmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlardayız ama görünen o ki birlik ve beraberlik yerine daha çok kutuplaşıyoruz. Bunun önüne geçmek için en çok vurguladığımız şey eğitim. Eğitim yönünden daha çok güçlenmemiz lazım. Eğitim eksikliğine rağmen hala bir terapiste veya ruh sağlığı profesyoneline başvurmayı delilik ya da ayıp olarak kabul eden bir toplumun içerisinde yaşıyoruz. Hala tutucu bir tarafımız var ne zaman iş dayanılmaz bir noktaya dayanıyor o zaman geliş yüksek oranda. Ama normal bir bireyin normal bir evlilik içinde ya da kendi yaşam kalitesi için başını eğdiği bir sorun olduğunda bir terapiste gidim oranı hala düşük. Son yıllarda bir artış gösterse de hala arzu ettiğimiz ve beklediğimiz yerde değiliz bu oranları arttırmamız lazım. Temel kavram kargaşası var. Psikolog, psikolojik danışman  ve terapist birçok kavram farkı var. Psikolojik danışmalık ve psiko terapinin farklı iki alan olduğunu ve psiko terapi de bozulmuş ruh sağlından bahsediyoruz. Hastalık demiyoruz illaki hastalık olması gerekmiyor. Kişinin ruh sağlını etkileyen bir problem var. Etkileyen bir sorun olduğu için bu tedavi edilebilir bir sorun oluyor. Bazen çoğunluklada psikoterapiyle tedavi etmekten bahsediyoruz. Psikoterapiyi psikoterapi eğitimi almış hekimler ve psikologlar yapabilirler. Psikolojik danışmanlıksa ruh sağlığı yerinde olan henüz etkilenmemiş ama çözmekte zorlandığı sorunu olan adı ütünde danışmak istediği bir sorunu olan sağlıklı bireylere yönelik bir hizmet. Türk toplumunda esas eksik olan kısmın psikolojik danışmanlık olduğu düşünüyorum. Psikoterapi kısmı o kadar eksik değil çünkü biz bir sıkıntı olduğunda başvuruyoruz ama normal zamanda başvurma pek yok. Bireysel ya da aile anlamında erkelerin başvuruları hala düşüktür. Aile terapilerinde genelde kadınların isteği ve zorlamasıyla oluyor. Kişisel terapi alanında bireysel psikoterapide kadınların isteği daha ön planda. Cinsel sorunlarda erkeler daha ön planda. Anaokulundan itibaren cinsel eğitimin ısrarla şart olduğu vurguluyoruz.

Geçen senelerde erkekler adına bir pozitif ayrımcılık bu yılda kadınlar adına bir pozitif ayrımcılık yapılıyor. Bu şekildeki yöntemlerle hiçbir problemin ya da yaşanan cinsel istismarların önüne geçemeyiz. Cinsel eğitim vermek zorundayız. Evlilik öncesi anne-baba ve eş eğitimlerini vermek zorundayız. Ergenlik öncesi psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerini yaygınlaştırmak zorundayız.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER