• USD 5.8113
  • GBP 7.6255
  • EUR 6.7288

Gerçekleri tarih yazar, tarihi de Cezmi Yurtsever

Gerçekleri tarih yazar, tarihi de Cezmi Yurtsever

Babası iflas ettiğinde 13 yaşında küçük bir çocuktu ve insanların kötü tarafını o dönemde, harabe bir evde yaşamak zorunda kaldıklarında fark etti. Ailesine yapılan haksızlıklar o kadar zoruna gidiyordu ki, aklından geçen türlü düşünceler psikolojisini de olumsuz etkilemeye başlıyordu. Sonra iradesini kullandı. “Kötü insanları elime silah alıp öldürsem cezaevine girerim. Bu çözüm değil” dedi ve insanoğlunun tarih sahnesinde yaptığı işleri, kahramanlıkları ve hikayesini yazmaya karar verdi. O dönemde Yurtsever ailesinin içinde bulunduğu sıkıntılar, bir tarihçinin ortaya çıkmasına neden oldu. Cezmi Yurtsever ile hayatı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.


GAZETTE - Adana’da, 1956 yılında dünyaya gelen Cezmi Yurtsever’in tarih araştırmalarına olan merakı, çocukluğunda, dedesi Osman Çavuş’tan dinlediği tarihi bilgilerle, yaşadığı Kadirli ilçesinde başladı. Kendi aile kökenlerini araştırmakla pekişen tarih tutkusunu, çevresinde yaşayan insanların, “Bizim soyağacımızı da ortaya çıkar” talebi körükledi. Kadirli Tarihi kitabını 1981 yılında yayınladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünü okurken Osmanlı arşivlerini tanıma fırsatı bulur. Osmanlı Arşivinde bulduğu Çukurova Tarihi ile ilgili belgeleri kaynak olarak kullanarak Ermeni terör hareketlerinin belgelerini inceler. Adana'nın yerel televizyon ve gazetelerinde tarih sohbetleri ve tarih yazıları yayımlandı. Dünya görüşünü, “Tarih ve toprak ses verir, hayaller ve duygular gerçekleri yansıtır” sözleriyle ifade eden Tarihçi Yurtsever, Çukurova Tarihi, Türk- Ermeni Tarihi ilişkileri, Türkmenler konularını esas alan 53 kitap yayınladı. Adana Fen lisesinden 2006 yılında emekli oldu.

Yazarlığa nasıl başladınız?

Beni yazarlığa iten nedenler yaşadığım olaylardı. 1968- 1969 yıllarında Kadirli’de yaşıyorken babam ekonomik kriz geçirdiğinde her şeyimizi kaybettik. Bu yıllar, benim ortaokul son sınıf ve lisenin ilk yıllarına rastlar. İnsanların ne kadar kötü olduğunu gördüm. Harabe bir eve taşındık. Yaşamımın bu sıkıntılı günlerinde şu düşünceyi benimsedim. Kötü insanlar her zaman vardır ve var olacaktır. Kötü insanları elime silah alıp öldürsem cezaevine girerim. Bu çözüm değildi. İnsanoğlunun tarih sahnesinde yaptığı işleri, kahramanlıkları ve hikayesini yazmaya karar verdim.

Maddi sıkıntılara rağmen eğitim hayatınızı nasıl sürdürdünüz?

Babamın iflas etmesi beni çok üzmüştü, insanlara bakış açımı değiştirmişti. Bu olumsuz  şartlar beni okumaya araştırmaya sevk eden başka bir yöndü. Liseyi okurken pamuk tarlalarında, inşaat işlerinde çalıştım. Hayat devam ediyordu ve hayatımı okuyarak kazanmak idealimdi. Kadirli Lisesi’ni bitirdim ve üniversite sınavında çok yüksek puan aldım. Fen bölümü öğrencisiydim; ama tarihe olan sevadamdan sosyal bölümü seçtim. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü’nü bitirdim.

Araştırmalarınızın kaynağını nereden oluşturdunuz?

İstanbul Üniversite’nde okurken Osmanlı arşivlerini inceledim. Osmanlıca’yı iyi öğrenmiştim. Araştırmalarımda bu bilgim bana çok iyi bilgiler ve belgeler  elde etmemi sağladı. Tarih bölümünü okurken boş zamanlarımda arşivleri incelemem, derslerimdeki başarımı artırdı. İnsan ideali neyse  kendine sunulandan fazlasını hep araştırmalı. Var olanla yetinmemeli.

Tarihe merakınız nasıl başladı?

Çocukluğumda tarihe olan merakım vardı. Kadirli’de görüştüğüm insanlar, kendi soylarını araştırır ve tartışırdı. Dedemin soyunu araştırırken, Adana’nın, Çukurova’nın ve  Anadolu’nun tarihini araştırırken başladı. Dedem Osman Çavuş,  Arabistan cephesinde ve Kurtuluş Savaşı’nda Kuvay-ı Milliye cephesinde, Anadolu’da savaşmıştır. Dedem hatıralarını anlattı. Bu zengin Türk tarihi beni çok etkilemişti. Toprak ağalarının halkı ezmesi eşkıyalar, kavgalar beni yazmaya iten diğer gerekçelerimdi.

İlk kitabınızı ne zaman çıkardınız, konusu nedir?

İlk kitabımı 1981 yılında ‘Kadirli Tarihi’ adıyla çıkardım. Kadirli ve çevresinde Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşananlar, öncesi ve sonrası ile okuyucularımla buluşturdum. Kurtuluş Savaşı yıllarına tanıklık  etmiş kişileri buldum ve bunlarla röportaj yaptım. Olayların geçtiği yerleri inceledim. Gazete, dergi ve fotoğraflar ile belgeli olarak insanlara anlattım. Televizyon programlarıyla bu röportajları insanlara birebir kavuşturdum. Şu ana kadar yayımlanmış 53 kitabım bulunuyor.

Kitaplarınızda daha çok hangi konuları ön plana çıkardınız?

Çukurova tarihi, Türk- Ermeni ilişkiler, Kadirli Tarihi, Yörük ve Türkmenler ile Adana’nın Fransızlar tarafında işgal edilmesi gibi tarihi konular daha çok kitap yazdığım konulardır. Dününü bilmeyen nesiller geleceğe yürüyemez, koşamaz. Özellikle gençlerimizin tarihi bilgisi çok iyi olmalıdır. Öğretmenlik yıllarımda derslerimde öğrencilerime araştırmalarım sonucu bulduğum arşiv belgelerinden de ders yaptım.

Tarihçiler, 5 Ocak Adana’nın Kuruluş Günü kutlamalarının usulünü neden hep eleştiriyor?

5 Ocak Adana’nın Kurtuluşu, bürokrasi  bayramına dönüşmüş durumda. Halkın, gençlerin katılımı az, daha çok katılım sağlanmalı. Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun olduğu bir film yapılmalı bu eksiklik giderilmeli. Ecdadımız bu toprakları bize vatan yaptı. Arşivleri inceleyecek araştırma görevlileri yetiştirmeliyiz. Benim araştırmalarım sonucunda  tarihi bilgileri içeren kitapçık bastırmamdaki amacım, insanların dikkatini ve ilgisini çekmekti. Kitapları okumuyorlar insanlar fazla dikkatlerini çekmek için bu yola başvurdum. Bu kitapçıkları bastırmamda Adana Valiliği destek oldu. Bu destekleri için teşekkür ediyorum.

Tarihi birikimlerinizi kitaplar dışında insanlara nasıl aktarıyorsunuz? Bu birikimlerinizden faydalanmak isteyenler var mı?

Adana ve çevresindeki okullarda daha çok olmak üzere Türkiye genelinde konferanslar veriyorum. Gazete, dergi ve televizyon programlarıyla da insanlara ortak tarihimizi anlatıyorum. Televizyon programlarında, emekli olduktan sonra zamanım daha çok oluyor. 10 yıldır birikimlerimi insanlara daha fazla anlatıyorum.

Araştırmalarınızı yaparken Çukurova Üniversitesi’nden destek gördünüz mü?

Çukurova Üniversitesi içine kapalı duvarlar arasına kendini hapsetmiş bir kurum. Bilimsel düşünce ve çalışmalara tarihi anlamda ortam sağlamayan garip bir kuruluştur. Çukurova Bölgesi zengin tarihi olan bir bölgedir. Bu topraklar üzerindeki üniversite de ‘Tarih Bölümü’ yoktur. Bölüm olmayınca hiçbir tarihi bilimsel çalışmalar yapılmamaktadır. Bu eksikliğin giderilmesi için çok çalıştım; ama bir adım atamadım.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER