• USD 5.6134
  • GBP 7.3018
  • EUR 6.4316

“Çukurova imar rantına kurban ediliyor”

“Çukurova imar rantına kurban ediliyor”

CHP Adana İl Başkanı Ayhan Barut, partisinin kongre sürecini, kent ve ülke gündemini Gazette’ye değerlendirdi. CHP’li üç ilçe belediyesinin çalışmalarını, partinin yüzakı olarak niteleyen Ayhan Barut, “Partili belediyelerimizin çalışmaları bize önümüzdeki seçimlerde Büyükşehir Belediyesi’ni de kazandıracak” diye konuştu.


Barut, ülkenin genel durumunu değerlendirirken de, “CHP iktidarda olsaydı bugün Ortadoğu coğrafyası çok daha farklı olurdu. Çünkü CHP Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” şiarını benimsemiş bir partidir. Bu anlayışı koruyabilseydik ne Kuzey Irak ne de Suriye bugün böyle olmayabilirdi” dedi.

CHP İl Başkanı Ayhan Barut’la yaptığımız röportaj şöyle:

Partinizde kongre süreci başladı. Delege seçimlerinde Çukurova ve Seyhan Belediye başkanlarının müdahalesi olduğu yönünde basına da yansıyan iddialar ortaya atıldı. Siz bu iddialar hakkında neler söylersiniz?

Siyasi Partiler Kanunu gereğince kongreler delegelerle yapılıyor ve delegelerin belirlenme süreçlerinde ne yazık ki istenmeyen durumlar yaşanabiliyor.  Cumhuriyet Halk Partisi çok dinamik bir parti ve partililerimizin tamamı aktif olarak parti örgütlerinin farklı kademelerinde görev almak istiyor. Bu kadar çok talebin olduğu yerde elbette ki rekabet de büyük oluyor. Ayrıca adaylarını önseçimle belirleyen tek parti olmamızdan kaynaklı olarak, farklı makamlara adaylığı gönlünden geçiren arkadaşlarımız delege seçimlerinde aktif olarak rol alıyorlar. Bu Adana’ya özgü bir durum değil, Türkiye’nin tüm illerinde benzer durumlar yaşanıyor.  Adana’da bu durum diğer illere göre daha makul ölçülerde gerçekleşiyor.

Bu tartışmaların arasında gözden kaçan ya da görmezden gelinen bir noktayı da hatırlatmakta yarar var. Delegelerini sandık yoluyla yani seçimle belirleyen tek parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Adana’da da diğer illerimizde de tüm delegeler, mahallelere konulan sandıklarda partililerimizin oylarıyla, yani iradesiyle belirleniyor. Bu seçimler parti tüzüğünün hükümlerine göre gerçekleştiriliyor ve tüzüğümüze aykırı bir durum olduğunda İl Örgütü olarak gereken müdahaleyi yapıyoruz. Bunların örnekleri de var, bazı mahallelerimizde tüzüğe aykırı durumlar nedeniyle seçimleri yeniledik.

Özetle, “Adalet”i savunan, adalet için 450 kilometre yürüyen bir parti olarak parti içinde de adaleti ve tam demokrasiyi sağlamak için çalışıyoruz ve her gün Adana’nın birçok mahallesinde delege seçimleri demokrasi şöleni halinde gerçekleşiyor. Elbette ki zaman zaman sorunlar yaşanıyor ancak bu sorunlar da kısa zamanda çözülüyor.

CHP Çukurova İlçe Başkanı Yüksel Erdoğan ve bazı yönetim kurulu üyelerinin istifaları yine kamuoyuna yansıyan iddialar yüzünden mi gerçekleşti?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki Çukurova, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kalesi konumundaki bir ilçemiz. Doğal olarak Çukurova’da yaşayan partililerimiz çok daha dinamik ve aktif olarak görev yapıyor.  Çukurova’daki her şey bu nedenle herkesin ilgisini çekiyor ve gündem oluyor.  Çukurova’da sandığı koyan ilk ilçe başkanı benim. Başlattığımız bu uygulama yıllardır aralıksız sürdürülüyor ve Çukurova bu konuda diğer ilçelerimize öncülük yapıyor. Doğal olarak en çekişmeli seçimler de Çukurova’da yaşanıyor. İlçe başkanımızın istifası için bir neden de göremiyorum. Kendisi çok başarılı bir ilçe başkanımız olmasının yanında çok değerli ve çalışkan bir arkadaşımızdır. Demokratik mücadelede kazanmak da var kaybetmek de.  Bizim delege seçimlerimizde ise kaybeden de kazanan da yoktur. Kazanan sadece ve sadece Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Çünkü seçilen kim olursa olsun, bizim partilimizdir, yol arkadaşımızdır. Bu nedenle keşke istifa etmeseydi diyorum.

Sayın Barut, Adana’da CHP’li üç belediye var. Siz Seyhan, Çukurova ve Karataş belediyelerinin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Üç belediyemizde Adana’da partimizin yüz akı konumunda. Üç belediye başkanımız da Adana’da ilkleri gerçekleştiriyor ve sosyal demokrat belediyeciliğin kitabını yazıyorlar. Belediyelerimizin başarılı çalışmalarından çok memnunuz ve bu çalışmalar önümüzdeki yerel seçimlerde Adana Büyükşehir Belediyesini kazanmamızda çok önemli rol oynayacaktır. 2019’da üç olan ilçe belediyesi sayımızı da en az 6-7 yapacağımıza inancım tam.

Size göre Adana’nın, en büyük sorunu ve çözüm öneriniz nedir?

Adana’nın en büyük sorunu bugün ne yazık ki işsizlik ve kamu yatırımlarından gerektiği kadar nasibini alamamış olmasıdır. Pamuğun beyaz altın olarak adlandırıldığı dönemlerde, iş ve aş umuduyla çok yoğun bir göç alan Adana bugün, göç veren bir il haline dönmüş durumda. İşsizlik oranında da yoksullukta da ilk sıralarda yer alıyor. Ne yazık ki genç işsizliğinin yüksek olduğu bir ilde yaşıyoruz ve genç işsizlerin büyük bir bölümü de üniversite mezunu. Bu, beyin göçünün de en büyük nedeni durumunda. Eğitimli gençlerimiz iş, aş bulamadığı için başka kentlere ya da ülkelere göç etmek zorunda kalıyorlar. Bunun yanı sıra tarım ve sanayi can çekişiyor. Binlerce kişiye istihdam sağlayan fabrikaların büyük bir bölümü kapandı. Pamuk üretimi bitmek üzere. Teşvik uygulamalarındaki yanlışlar sanayimizi, destekleme primlerinin düşüklüğü tarımımızı vuruyor. Adana her geçen yıl bir önceki yılı arıyor. Dünyanın en bereketli toprakları olan Çukurova bugün imar rantına kurban ediliyor. Yılda üç ürünün alınabildiği bereket fışkıran toprakların üzerinde beton yığınları yükseliyor. Kültür, sanat, spor, sosyal yaşamda da geçmişini arayan bir Adana’yla karşı karşıyayız.

Peki bu sorunların çözüm yolu nedir?

Adana’nın sorunlarının çözümü üretmekten geçiyor. Adana’yı yeniden üreten bir kent haline dönüştürebilirsek işsizlik sorunu da ekonomik ve diğer sorunlar da zaten kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Tek ihtiyacımız olan üretmek, tarımda, sanayide ve yaşamın her alanında. Üretebilmek için de iktidarın Adana’yı yok sayan, Adana’yı adeta cezalandıran politikaları sonlandırıp, üretimi teşvik eden politikalara dönmesinden geçiyor.

Genelde ülkemizin en büyük sorunu ve çözüm öneriniz nedir?

Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu toplum barışımızı dinamitleyen kutuplaşma ve terördür.  Kurtuluş mücadelesini hep birlikte veren farklı etnik kökenlere, inançlara, dillere sahip yurttaşlarımız yıllar boyunca bir arada barış içinde yaşadı. Son 15 yılda ise ne yazık ki oy devşirmek ve militan kazanmak isteyen siyasetçilerin ayrıştırma, kutuplaştırma söylemleri toplum üzerinde oldukça etkili oldu. Gerek din, gerek yaşam tarzı, gerekse fikirler üzerinden gerçekleştirilen bu ayrıştırıcı politikalar sonucunda bugün kardeş kardeşe düşman hale geldi. Farklılıkları nedeniyle herkes birbirine şüpheyle bakıyor. “Bizi iktidar yapmazsanız terör bitmez” diye halkı korkutarak oy isteyen siyasal iktidarın terör konusundaki başarısızlığının acısını yine ne yazık ki halkımız çekiyor. Hemen her gün şehit haberleriyle yüreklerimiz yanıyor. Adana en çok şehit veren illerin başında geliyor. Artık bu acıları yaşamak istemiyoruz. Terör de toplumsal barışımızı bozan en önemli unsurların başında geliyor.

Bu sorunların çözümü halkçı politikaların yaşama geçirilmesiyle mümkün. Siyasi partilerin iktidarlarını sürdürmek, güçlerini korumak için değil halkın yararına olan politikalara yönelmesiyle bu sorunlar çözülür. Halkı birleştirip, bütünleştirecek, kaynaştıracak, farklılıkları zenginlik olarak kabul edip toplumsal barışı sağlamaya yönelik politikalara acilen ihtiyacımız var. Bu politikaları da 2019 yılında CHP iktidarında biz yaşama geçireceğiz.

Kuzey Irak’ta 25 eylül’de yapılan referandumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dış politikada ne yazık ki hata üstüne hata yapılıyor. 25 Eylül’de referandum kararı alan Barzani, geçmişte subaylarımızla muhatap oluyordu. 15 yıllık süreçte izlenen yanlış dış politikalar sonucunda aynı kişi için yakın zamanda havaalanlarına bayraklar çekildi, bugün ise iktidar yine kandırıldık diyor. Dış politika, iç politikadan çok farklıdır. Günü birlik politikalarla bu işler olmaz. Uzun erimli, planlı ve istikrarlı dış politikalara ihtiyacımız var ancak ne yazık ki, bu iktidar döneminde bu pek mümkün görünmüyor. 15 yıllık süreçte sürekli ekseni kayan, istikrardan yoksun dış politikaların sonuçlarını bugün hep birlikte yaşıyoruz.

CHP iktidarda olsaydı ne yapardı?

CHP iktidarda olsaydı bugün Ortadoğu coğrafyası çok daha farklı olurdu. Çünkü CHP Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” şiarını benimsemiş bir partidir. Bu anlayışı koruyabilseydik ne Kuzey Irak ne de Suriye bugün böyle olmayabilirdi. Bugün tüm komşularımızla adeta savaş noktasına gelmiş, itibarı düşmüş bir bölge ülkesi konumundayız. CHP iktidarında Türkiye tüketen değil üreten bir ülke anlayışıyla yönetilecek ve Türkiye gelişecek, güçlenecek, büyüyecek. Güçlü, üreten, istikrarlı ve barışçıl politikalara sahip bir Türkiye’nin önünde kimse duramaz.




 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER