• USD 4.8000
  • GBP 6.2404
  • EUR 5.5924

“Kıskançlık iyi birşeydir”

“Kıskançlık iyi birşeydir”

MİNE AKIN /GAZETTE

“Kıskançlığın dozu ancak

davranışlarımızla ölçülür"

 Mutlu evliliğin yolu sevgi ve sadakattan geçiyor

Aile Terapileri ve Terapistler Derneği Genel Başkanı Uzm. Dr.Taner Canatar, sağlıklı bir evliliğin, birlikteliğin yolunun çaba, sevgi, saygı, özveri ve sadakattan geçtiğini söyledi. Bunların üzerine birazda ekonomik rahatlık ve cinsellik eklendiğinde muhteşem bir evliliği garanti edebileceğini kaydeden Dr. Canatar, “Ama en önemlisi çaba saygı, sevgi ve özveridir. Dolayısıyla herkes kendi artısını ve eksisini ortaya koyup iyi ve kötü olarak değil de eşler arasında uyum gerektiren bir çabaya dayandırırlarsa evlilikleri güzel olacaktır” dedi.

 Gazette’ye röportaj veren Canatar, günümüzde sık karşılaşılan sorunlardan birinin de “kıskançlık” olduğunu belirtti. Canatar, kıskançlığın var olmasının bir problem boyutunda olmadığını söylerken, “Problem kıskanırken ne yaptığımızdandır. Problem davranışlarımızdadır. Kıskançlığın dozu ancak davranışla ölçülebilecek bir şeydir. Kıskançlık iyi bir şeydir. Kıskanıyor diye evden dışarı çıkartmıyorsa, kıskanıyor diye yolda yürütmüyorsa, kıskanıyor diye ona her türlü kısıtlamaları yapıyorsa problem buradadır” diye konuştu.

 Aile Terapileri ve Terapistler Derneği Genel Başkanı Uzm. Dr.Taner Canatar, Gazette’ye verdiği röportajda çarpıcı açıklamalarda bulundu.  Dernek olarak, sağlıklı aileler, sağlıklı toplum, sağlıklı bireyler ve toplumun huzurunu, refahını sağlayabileyecek çalışmalar yaptıklarını anlatan Dr. Canatar, evli çiftlerin cinsel konularda kendilerine utanarak, sıkılarak geldiklerini belirtti.

Canatar,  değişen sınav sistemleriyle ilgili de öğrencilere ve ailelere önemli uyarılarda bulundu.  Değişen sınav sisteminin herkes için değiştiğine dikkat çeken Canatar,  “Herkes eşit şartlarda yarışıyor, korkmasınlar, çalışmaya odaklansınlar. Çocuklarımıza düşmemeyi öğretiyoruz, oysa biz çocuklarımıza düştüklerinde nasıl kalkacaklarını öğretmemiz gerekir” diye konuştu.

Uzman Dr. Taner Canatar ile yaptığımız röportaj şöyle:

Sayın Canatar, önce sizi biraz tanıyalım?

 Psikoterapist olarak çalışıyorum, Aile Terapileri ve Terapistler Derneği Genel Başkanıyım. Temel amaçlarımızdan bir tanesi, sağlıklı aileler, sağlıklı toplum, sağlıklı bireyler şeklinde, toplumun huzurunu ve refahını sağlayabilecek çalışmalarda bulunmak.

 Aile, evlilik, cinsel ve bireysel terapi konularında hizmet veriyorsunuz. İnsanlar size gelirken çekiniyor mu?

 UTANARAK GELİYORLAR

Bize soru sordukları zaman cevap vermeye çalışıyorum, önerilerde bulunmaya çalışıyorum. Bazen bilgilendirmeler, eğitimler halk seminerleri oluyor. Problemin üzerinden gelemeyenlerle de özellikle ilgileniyoruz. Gelirken çekinerek geliyorlar, utanarak, sıkılarak geliyorlar. Çok rahat aile doktoruna götürür gibi gelmiyorlar, çünkü bu konular bizde mahrem, ayıp konular. Özellikle cinsellik çok mahrem. Aileler kendi çocuklarına ait problemlerde daha kolay geliyorlar.

 Aileler çocuklarına karşı cinsel gelişim sürecinde nasıl davranmalı, neler tavsiye ediyorsunuz?

 Aileler kendi çocuklarına utanarak, sıkılarak yaklaşırlarsa çocuklar da bunu ayıp bir şeymiş gibi algılıyorlar. Hatta bütün okul seminerlerinde cinsel eğitim şart olabilse. Hayata ait eğitimin de, cinsel eğitimin de anneden ve babadan başladığını unutmamamız gerekiyor. Anne ve baba çocuklarına sevgi ile yaklaşabilirse o çocuklarda evliliklerini sağlıklı şekilde sürdürürler.

 En çok hangi sorunlar ile karşılaşıyorsunuz?

 SAĞLIKLI AİLE HUZURLU TOPLUM İÇİN YAPILIR

Genel anlamda daha çok aile içi çatışmalar, aile içi iletişim bozuklukları, eşler arası uyumsuzluklar, çocuklar ile anne, baba arasındaki uyumsuzluklar en çok bu konuda sorunlarımız var. Sağlıklı aile huzurlu bir toplum için yapılır.

 Seven kıskanır anlayışı bizim toplumumuzda yaygın bir inanış. Bu yaklaşım doğru bir yaklaşım mıdır?

 PROBLEM DAVRANIŞLARIMIZDADIR

Kıskançlığın var olması bir problem boyutunda değildir. Problem kıskanırken ne yaptığımızdandır. Problem davranışlarımızdadır. Kıskançlığın dozu ancak davranışla ölçülebilecek bir şeydir. Biz davranışlarımızdan sorumluyuz ama buna birçok örnek verilebilir. Aklımızdakinden ziyade davranışlarımıza ait olmamız lazım. Kıskançlık iyi bir şeydir. Kıskanıyor diye evden dışarı çıkartmıyorsa, kıskanıyor diye yolda yürütmüyorsa, kıskanıyor diye ona her türlü kısıtlamaları yapıyorsa problem buradadır.

 Evli çiftlere mutlu ve sağlıklı bir birliktelik için neler önerirsiniz?

 Çaba, sevgi, saygı, özveri ve sadakat. Bunların üzerine biraz daha ekonomik ve cinsellik olursa muhteşem bir evlilik hayatı garanti edebilirim. Ama en önemlisi çaba saygı, sevgi ve özveridir. Dolayısıyla herkes kendi artısını ve eksisini ortaya koyup iyi ve kötü olarak değil de eşler arasında uyum gerektiren bir çabaya dayandırırlarsa evlilikleri güzel olacaktır.

 Sürekli değişen sınav sistemleri öğrencilerimizi, çocuklarımızı etkiliyor?

 HER SINAV DEĞİŞİKLİĞİ BİR BELİRSİZLİKTİR

Bu sıkıntılı konulardan bir tanesi. YGS ve LYS aynı zamanda da TEOG kaldırıldı. Burada bakmamız gereken değişen sınav sisteminin içeriği ve birde değişme şekli. Bunun zamanlamasının öğrencilerde büyük bir psikolojik soruna yol açtığını söyleyebilirim. Önümüzdeki yıla hazırlık amaçlı önümüzdeki yılda yapılabilirdi. Ama öğrenciler önceki sınav sistemine göre hazırlanmaya başladıktan sonra bir anda değişince kendilerini belirsizlik içerisinde buldular. Sınav sistemi değişebilir elbette ama bunun yapılış şekli, zamanlaması, duyuruluşu, uygulaması birtakım sıkıntılara yol açacaktır. Çünkü her sınav değişikliği bir belirsizliktir aynı zamanda.  Zaten sınav kaygısıyla bu çocuklarımız mücadele ediyorken birde belirsizliğin eklenmesiyle, üst üste aynı zaman içerisinde sınavların da değişmesi çocuklarımızı etkilemiş oldu. Hayatlarını çalışarak geçiriyorlar. Ancak bu belirsizlikle öğrenciler ne yapacağını bilmiyorlar. Burada ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Ailelerde çok kaygılılar. Ailelerde kaygılarını çocuklarına bulaştırıyorlar. Bu maddi ve manevi her çocuğu, aileyi ve öğretmenleri etkiledi. Başarıya götüren yolda en önemli motivasyon hedefin olmasıdır ve bu hedefe ulaşabilecek bir inancın olmasıdır. Şimdi öğrenciler bu psikolojiyle çalışırlarken bir anda hedeflerinin belirsizliğiyle inatlaşmaya başladılar. Bu yıkımla beraber inançlarında da sallantıya neden oldular. Dediler ki boşa çalışıyoruz o zaman. Bu boşa çalışıyor olma hisleri, her an bir daha değişebilir, yine bunlar başımıza gelebilir kaygısı öğrencilerde sıkıntı yaratıyor haliyle.

ÇOCUKLARIMIZA DÜŞTÜKLERİNDE NASIL KALKACAKLARINI ÖĞRETMELİYİZ

Burada hem kendi yakınlarıma hem de bize başvuranlara söylemek istediğim bir şey var. Sistem değiştiyse herkes için değişti. İşte bu değişime ne kadar çabuk uyum sağlayabilirse bir öğrenci o kadar kısa sürede başarıya ulaşabilir. Şu an bu yeni sisteme çabuk uyum sağlayabilme potansiyeline sahip öğrenciler bu sınavda daha başarılı olacaklardır. Olan şeyi ezberlemek yerine öğrenmek, mantık yürütmek daha doğrudur. Öğrenciler kolaydan kaçıyor, ben ezberleyim iyi not alayım ya da sınavdan güzel bir puan alayım bitti diyorlar. Herkes eşit şartlarda yarışıyor, korkmasınlar, çalışmaya odaklansınlar. Çocuklarımıza düşmemeyi öğretiyoruz, oysa biz çocuklarımıza düştüklerinde nasıl kalkacaklarını öğretmemiz gerekir.

 

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER