• USD 5.8113
  • GBP 7.6255
  • EUR 6.7288

“İyi bir avcı önce doğaya saygı duymalı”

“İyi bir avcı önce doğaya saygı duymalı”

Avcılık bir tutku ancak iyi bir avcı nasıl olmalı? Kaçak avcılar nedeniyle soyu tükenmeye yüz tutan hayvanlardan, av sonrasında doğada silinmeyecek izler bırakmayan avcılara kadar birçok kötü izlenim nedeniyle insanların akıllarında kötü yer edinen avcılığı bir de avcılardan dinlemek istedik.


Adanalı avcı Yunus Zorlukol, 17 senedir süren avcılık macerasını Gazette okurları için anlattı.

Av malzemeleri satılan iş yerinde Gazette’yi ağırlayan Avcı Yunus lakaplı Yunus Zorlukol’la gerçekleştirdiğimiz röportajımızdan satırbaşları:

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Ben Yunus Zorlukol. Adana doğumluyum. 17 seneden beri bu sektörün içerisindeyim. Daha öncesinde sigorta acenteliğinde çalıştım. Avcılığı hobi olarak yapıyordum daha sonra ise meslek olarak tercih ettim.

Kendiniz de avcı mısınız, yoksa sadece av malzemesi mi satıyorsunuz?

Ben avcıyım. Adana’da 60’a yakın av bayisi vardır ama tahminimce bunların 8-10 tanesi ava gider. Ama ben avcıyım o yüzden de işyerimi ‘Avcı Yunus’ olarak adlandırdım.

“İYİ BİR AVCI OLMAK İÇİN DOĞAYI SEVMEK GEREKİR”

İyi bir avcı sizce nasıl olmalı?

İyi bir avcı öncelikle doğaya saygı duymalı. Çevresini koruyabilmeli. Sadece o anda vurabileceği hayvanı değil, diğer seneyi de düşünebilmelidir. Ava zaman ayırabilmeli. Tabi ki bunlar da Milli Park ve Doğa Koruma’nın belirlemiş olduğu kurallara uyan iyi bir avcıdır. O hayvanın çoğalmasını sağlayabilecek pozisyonda doğayı korumalıdır. Birçok kez bireysel olarak şahit oldum. Bizden önce o tabiata piknik amaçlı, gezmek amaçlı giden insanların bırakmış olduğu çöp torbalarını bile avcı toplamıştır. İçinde doğa sevgisi olmayan bir kişi avcılık yapamaz.

Avcı dernekleri doğayı korumak adına üyelerine bir yaptırım uyguluyorlar mı?

Dernek üyeleri o konuda bilgilendiriliyor. Arazilerde etkinlikler düzenleniyor. O arazilerde de bilgilendiriliyor.

CEZAİ YAPTIRIMLAR KAÇAK AVLANMAYI ÖNLÜYOR

Kaçak avlanma nasıl önlenir?

Kaçak avlanma, zaten milli parkların şu an uygulamış olduğu kurallar var. Orman ve Su işleri Bakanlığı’nın düzenlemiş olduğu MAK kararlarında alınan kurallarda avlanma günleri Çarşamba, Cuma ve Pazar günleridir. Haftada 3 gündür. Kurallar dışında, avlanma sezonları vardır. Aslında ülkemizde kaçak avlanan sayısı günden güne azalıyor. Çünkü cezai yaptırımlar çoğalmaya başlandı. İnsanlar bilinçlendi. Kaçak avlanma da minimum seviyeye düşmeye başladı.

Avlanmalarda kaç sezon var?

Ülkemizde avlanan hayvan çeşidi çok. Bıldırcınla başlar, Üveyik ile devam eder. Daha sonra Kara Tavuk, Sakarca, Öter Ardıç, ‘Tahtalı’ dediğimiz Kaya Güvercini, Çulluk, Saksağan, Sakar Meke vb. hayvanlar birinci grup hayvan diye geçer. Sonrasında Kış sezonu avladığımız Keklik, Tavşan, Ördek, Kaz. ‘Boz kaz’ dediğimiz dünya genelinde çok sayıda bulunmayan iki sene öncesine kadar da yurdumuzda avlanması yasak olan hayvandı ama şu an serbest. Limiti 1 tane. Her gittiğiniz avda 1 tane avlayabiliyorsunuz.

Diğer türlerde limit var mı?

Hepsinde limit var. Bıldırcında 10 tane, Üveyikte 5 tane. Bütün hayvanların limiti var. Sınırsız sayıda avlanan hiçbir hayvan yoktur.

Büyük hayvan avı Türkiye’de yaygın mıdır?

Yaygındır. Turizme açık olan her bölgede var. Üstelik yurtdışından da avcılar gelir. Büyük hayvanları da kotalı olarak avlıyorsunuz. Avlanacağınız bölgeyi, avlayacağınız adeti Orman ve Su işleri Bakanlığı belirliyor. O bölgenin av koruma müdürlüklerinden, milli parklarından izin alarak avlanabiliyorsunuz. Her bölgede de avlanamıyorsunuz. Serbest olan, yasak olan bölgeler var.

Her avın bir bedeli var değil mi?

Tabi onun bedeli var. Bedelini ödeyip de istediğiniz limitte de vuramıyorsunuz. Mesela yılda 1 tane vurma hakkınız var. Yanınızda av korumanın eşliğinde avlanabiliyorsunuz.

AV KAZALARINA DİKKAT!

Avcı adaylarına neler öneriyorsunuz?

Avcı adaylarına önerilerimizin en başında limitler dahilinde avlanılması. Doğaya saygılı olmaları. Birlik, beraberlik içerisinde avlanılması. Özellikle de kazaya sebebiyet vermeden avlanılması. Çünkü son yıllarda şahit olduğumuz, duyduğumuz, basında gördüğümüz kadarıyla kaza olabiliyor. Birbirlerini yaralayan avcılar oluyor. Onlara çok dikkat etmeleri gerekiyor. Ters zamanlarda hayvanların yaşam alanlarına girilmemesi gerektiğini öneriyorum. Zaten bunlar sezon başında her avcıya dağıtılan Merkez Av Komisyonu’nun belirlemiş olduğu kitapçıklarda hepsi tek tek yazılı halde veriliyor. Onlara uyulduğu takdirde çok daha iyi şartlarda avlanacaklarını göz önünde bulundurmalarını öneriyorum.

Avcılarla ilgili birçok fıkra vardır. Mutlaka sizin de avcılıkla ilgili anılarınız vardır. Unutamadığınız anları anlatır mısınız?

Unutamadığım anlar çok aslında. Örneğin; Çok uzak mesafelerden kuş vuran arkadaşlarımızın, ayağının dibinden kalkan kuşu vuramaması. Avcı arkadaşlarımızın arazide kaybolması. Buna benzer birçok anımız vardır.

BELGE SAHİBİ OLMADAN AVCI OLUNMAZ

Avcı olmak için bir eğitimden geçmek gerekiyor mu?

Bir insanın avcı olabilmesi için öncelikli olarak avcılık sertifikası alması gerekiyor. Yani önce bir tüfeğe sahip olması gerekiyor. Daha sonrasında avcı olabilmesi için dershaneye gidip eğitim görmesi gerekiyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın düzenlemiş olduğu derslerden geçip, sınava tabii oluyor, sınavı geçtikten sonra sertifika alıyor. Sertifikayı aldıktan sonra da Orman ve Su işleri Bakanlığı’ndan avcılık belgesi alıyor. Her avcının bir avcılık belgesi vardır.

Sertifika ve belge arasındaki fark nedir?

Sertifikayı aldıktan sonra avcılık belgesini alabilmek için Sabıka kaydı, sağlık raporu vs. gibi raporlar isteniyor. Bir avcının, avcı olabilmesi için sadece silah sahibi olması yetmiyor. Her yıl da ona göre vergisini yatırıyor.

Silah almak isteyenlerden ne gibi belgeler istiyorsunuz?

Biz av bayileri olarak, av tüfeği satabilmemiz için, avcılardan avcılık belgesini talep etmiyoruz. Yivsiz Tüfek Ruhsatnamesi dediğimiz, Emniyet Müdürlüğü’nün veya Jandarma Genel Komutanlığı’nın yivsiz tüfek ruhsatlarını talep ediyoruz. Bu sene yasaya girdi. Avcı fişek alabilmesi için, tekrardan avcılık belgelerini ibraz etmek zorunda kalıyor.

Peki, yivli av tüfekleri alabilmek için ayrıyeten bir şey isteniyor mu?

Bir avcının, yivli av tüfeklerini alabilmesi için avcılık belgesinin olması gerekiyor. Ekstradan da vergi ödemesi gerekiyor. Bir avcı bu sene harç bedeli olarak 170 TL ödüyor, 110 TL’de Orman ve Su işleri Bakanlığı’na avcılık belgesinin bedelini ödüyordu. 30 TL’de dernek aidatı ödüyor. Toplamda 310 TL ödüyor.

YÜREĞİR AVCILAR DERNEĞİ

Biraz da derneğinizden bahseder misiniz?

Adana’da şu an mevcut olup, aktif pozisyonda olan 5 tane avcılar derneği var. Yüreğir Avcılar Derneği’ni yeni kurduk. 550 üyemiz var. Faaliyetlere henüz tam olarak başlayamadık. Zaten genelde avcı derneklerinin üyelerine sunmuş olduğu faaliyetler, av sezonu içerisinde üyelerini bilinçlendirmek, yönlendirmek, onların özellikle avlanma pulları gibi vs. konularda onlara önayak olup, yardımcı olmak. Onun dışında da av sezonu bittikten sonra, doğayla iç içe yaşanabilmesi açısından kamplar kurmak, atış etkinlikleri düzenlemek. Bunun yanı sıra, trap ve skeet atışlarında lisanslı sporcu yetiştirmek. Ta ki milli takımlara varıncaya kadar. Ki Adana bu konuda bayağı şanslıdır. Milli atıcılarımız da vardır. Biz başta olmak üzere, her dernek ister ki o milli atıcı kendi derneğinden çıkmış.

Avcılık bir spor mudur?

Avcılık, kesinlikle bir spordur. Hatta bir arkadaşımın anlattığı olayı anlatayım size. Arkadaşın bir tanesi Toros Dağları’nda ücra bir köşede bir köye gider. Asker arkadaşından, arkadaşının ailesine selam götürür. Evin bahçesinde arkadaşının babasıyla birlikte sohbet ederler. Bu esnada dağın zirvesinde bir hareketlilik hisseder. ‘’Bey amca dağın zirvesinde bir hareketlilik var’’ der. Adam sağına soluna bakmadan ‘’İki seçenek var. Ya delidir, ya da avcıdır’’ der. Hakikaten -10, -15, -20 derecede kar, yağmur, çamur demeden en zor arazi şartlarında bile mücadele edebilendir avcı. Çünkü avcılığı severek yapar. Bir tane kuş vurabileceğini bilse dahi yine o zorlu hava şartlarında mücadele edecektir. O hava şartlarında donanda oldu, ölende oldu. Bunu bile bile biz avcılar o doğa şartlarında mücadelemizi vermekteyiz. Aslında avcılık bir aşk. Biraz özel olacak ama evlendiği gün, düğünden sonra ava giden insanlar vardır. Ben birebir biliyorum.

Avcılık pahalı bir spor mu?

Çok pahalı olmasa da maalesef son yıllarda ekonomik şartlardan dolayı zorlaştı avcılık. Neticede bir bedel ödüyorsunuz. Aslında bir avcının Türkiye’ye ekonomik olarak faydası çoktur. Vergilerinden dolayı. Şu an minimum bir kutu fişeğin bedelin 25 TL. Kılık, kıyafetidir, yakıtıdır, yemesi içmesidir, konaklamasıdır vs. derken bayağı bir külfiyet haline geldi avcılık. Şu an da ortalama iyi bir ithal tüfek fiyat olarak 10.000 TL’dir. Yerli tüfeklerin ise fiyatları ise ortalama 1.500 TL. Pazarın yüzde 80’i yerli tüfeklerden oluşuyor.

Adana’da derneklere kayıtlı kaç tane avcı var?

Derneklere kayıtlı ortalama 2500 üye var. Dernek isimleri ilçe bazında değil ama isimler öyle oldu. Yüreğir Avcılar Derneği olarak Adana geneli çalışıyoruz. Adana geneli dernekler zaten ilçe değil, il veya bölge geneli üye kabul ediyorlar.

MERKEZ AV KOMİSYONU SORUNLARIMIZA KULAK VERMELİ

Son olarak eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?

Avcıların, sorunu ve sıkıntıları çok büyük. Bu sorunlar da Merkez Av Komisyonu’nda çözülebilir aslında. Oradaki kararlar avcılar açısından değil de daha çok yasaya göre öne çıkıyor. Bunlardan da avcılar müzdarip durumlara düşüyor. En büyük sorunlardan biri göçmen kuşlardaki limit. Adana avcısı avlanabilecek sahanın az olduğunu düşünüyor. Sadece ‘Bahçeşehir Dalyanı’ diye adlandırdığımız bölge serbest. Adana alan olarak büyük bir yer ama yasaklı bölge çok. Geçen sene bir üveyik limiti 8’di ama bu yıl 5’e düşürdüler. Ki göçmen kuş olmasına rağmen. Aslında biz bu göçmen kuşların çoğalmasını sağlayamıyoruz. Kayseri’de, Sultan sazlığı vardı göçmen kuşların geçiş noktası ve sığınak yeriydi. Sultan sazlığı yakılarak, sürülerek, suyu kurutularak tarıma elverişli hale getirildi ve göçmen kuşların orada barınması engellendi. Artı zirai ilaçlar da var. İnsanların gözünde avcı cani, katliamcı diye görünüyor ama öyle değil. Yabani hayvanların azalmasının en büyük sebebi zirai ilaçlardır. Av, avcı tarafından tüketilemez. Ama bu saydığım nedenler avın sayısının düşmesine neden oluyor. Zirai ilaçlar yüzünden, araziye gittiğimiz zaman zaten hayvanların yavrularıyla birlikte öldüğünü görüyoruz.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER