Adana’da Konut Trajedisini Yaratanlar - ADEM AKOL

20 Mayıs 2019 Pazartesi 09:27


Herkesin malumudur... Adana’da bir konut trajedisi yaşanıyor son yıllarda... Nitelikli konutlar yerine sadece niceliğin ön planda tutulduğu; satış sürecinde yaşanan dolandırıcılık boyutuna varan haksız kazanç sevdası; üstüne üstlük alım gücünün azalması; bugün yaşananların başlıca körükleyici unsurları olarak sıralanır...
Alım gücü azalması, çözümü elimizde olan bir unsur değil... Ancak; haksız kazanç gözetilmeden ihtiyacımız kadar nitelikli konutlar üretmek bizim kendi insiyatifimizde...
Kaliteli iş yapan, dürüst müteahhitleri tenzih ederek; Adana’daki konut inşaat sektörünün genelde meslekten olmayan, iş bilmez, dürüstlükten nasibini almamış ellere emanet edilmiş olmasının getirdiği sıkıntıyı yaşıyor bugün Adana...
Bu tipler; uyguladıkları yöntemlerle konut piyasasını allak bullak ederek, hem vatandaşa hem de bu işi hakkıyle yapmaya çalışan müteahhitlere sıkıntı yaşatmaktadırlar...
Bu tipler yüzünden bugün Adana’da ihtiyacın çok üzerinde üretilen kalitesiz 10 binlerce konut alıcı beklemektedir... Bu durum; mesleğinin verdiği bilinçle nitelikli konut üretmeye çalışan dürüst müteahhitleri de, özellikle son dönemde perişan etmiştir...
Ödeme sıkıntısı yaşayanlar ya iflas etmiş ya da ağır borç yükü altında daha fazla dayanamayıp kendi yaşamına ne yazık ki son vermiştir...
Kendini yıllardır kanıtlamış olan büyük firmaların bile, sıkıntılı geçen bu süreci atlatabilmek için oldukça zorlandıkları gerçeği karşısında üzülmemek elde değildir...
Bir dostum anlattı...
Yeterli mesleki ve ahlaki eğitimi alamamış 2 zat ortaklığında kurulmuş bir şirketin; imara yeni açılmış bir bölgede yapmakta olduğu 24 daireli bir binadan; 2 konut için anlaşma yapar dostumun eniştesi 2 yıl önce... Bina henüz kaba inşaat aşamasındadır... 
İki daire için toplam 300 bin lira peşin ödeme şartı ile sözleşme yaparlar... Paranın tümü hemen ödenir... “En kötü ihtimalle 6 ay sonra inşaat tamamlanır, ben de evlerime kavuşurum” diye hesap yapar adam, iyi niyetle...
Aradan 2 yıl geçer, inşaatta en ufak bir ilerleme yok... Adam firmaya gider gelir, sonuç yok... Sonra firmanın ofisinde de kimseyi bulamaz olur... Telefona başvurur bu kez; “şu an bir görüşmedeyim, seni 10 dakika sonra arayacağım” ancak arayan olmaz... Tekrar telefona sarılır; “müsait değilim, 5 dakika sonra ararım” yine dönüş yok...
Adam çaresiz bir avukata başvurur... Avukat ulaşır firmanın ortaklarına... Adamın talebi; “bana dairelerimi teslim edin, ben kendi imkanlarımla tamamlayacağım” olur...
Bunu da yapmaz firma... Daha doğrusu yapamaz... Dairelerin teslimatı gecikince, arsa sahibi tüm binaya el koyup kendi imkanları ile binayı tamamlamaya başlamıştır çünkü... Tamamlama maliyeti olarak hesaplanan miktar dikkate alındığında firmanın bina üzerinde hiçbir hakkının kalmadığı anlaşılır... Firma hakkı olan 12 dairenin 6’sını banka üzerinden pazarladığı için geriye kalan 6 dairenin bedeli ancak eksik işlerin tamamlanmasına yetecektir...
Bunun üzerine avukat firmayı sıkıştırarak elinden 75 günlük 4 adet senet almayı başarır... Başarır başarmasına da firmanın bunu ödeyecek gücünün olmadığı ortada... Üstelik dolandırdığı sadece dostumun eniştesi değil... Avukatın yaptığı araştırma sonucunda bu firmanın mağdurunun çok olduğu anlaşılır... Adamlar; Ali’nin külahını Veliye, Veli’nin külahını Ali’ye giydirmeyi kendilerine prensip edinmişler meğer...
Ne yazık ki Adana konut sektörünün geldiği durum bu... Bu gibiler yüzünden binlerce vatandaş mağdur ediliyor; ‘köpeği dahi bağlasan durmaz’ niteliksizlikte binlerce konut üretiliyor; her katta asılı ‘satılık konut’ ve ‘kiralık konut’ yazılı binlerce afiş sahibi emlakçı müşteri bekliyor...
Bu ülkenin milli gelirini çar çur etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur... Hele hele niteliksiz işlerle bu ülkeyi çağın gerisinde brakmaya hiç ama hiç kimsenin hakkı olamaz...
GÜNÜN SÖZÜ
Başarısızlıkların cenaze kaldırıcın değil, öğretmenin olsun.
Zig Zaglar isimli dünyaca ünlü yazarın bu sözü nekadar doğru değilmi?
Ya başarısızlıklarımızdan ders alıp kendimizi düzeltme yoluna giderek mutlu bir hayat süreceğiz, yahut da onları kendimize dert edinerek daha erken mezara gireceğiz. Seçim bizim...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI