Akıncı, Dil Sürçmesini (!) Alışkanlık Haline mi Getirdi..? - ADEM AKÖL

12 Şubat 2020 Çarşamba 00:19

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC), 2015 yılında 4. Cumhurbaşkanı olarak sandıktan yüzde 60.5 oy alarak çıkan Mustafa Akıncı, 26 Nisan’da yapılacak yeni seçimler yaklaştıkça “reklam, reklamdır; iyisi, kötüsü yok” düşüncesi ile ağzından çıkanı kulakları duymaz oldu ne yazık ki.

Halbuki, gerek mezun olduğu üniversitenin ona aşıladığı yurtsever düşünce yapısı; gerekse arka arkaya 3 dönem seçilmiş belediye başkanı olarak Lefkoşa’ya takdir toplayan büyük hizmetler vermiş; doğru bildiği çizgiden şaşmayan, deneyimli bir politikacı olarak tanınmıştır Akıncı... Kıbrıs’taki iki toplumlu görüşmelerde halkın son ümidini yeşerten heyecan ile Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuş ancak beklentilere cevap verememiştir.

Rumları ikna edebilirim ümidiyle katıldığı müzakerelerden her seferinde büyük bir düş kırıklığı ile geri dönmek zorunda kalmış; hala Yunanistan’ın güdümündeki politikacıların uzlaşmaz tutumlarını kendi gözleriyle görmekten yorulmuş, şevki kırılmıştır.

Bu yorgunluk ve düş kırıklığı sonucunda, söylediklerini kulakları duymaz bir kimliğe bürünür Mustafa Akıncı... Bundan 4 ay önce, Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı sırasında sarfettiği sözleri, eski kimliğine güvenerek bir dil sürçmesi olarak nitelendirmiştik o tarihte ne yazık ki...

“1974’te, biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır. Bu nedenle bir an önce diyalog ve diplomasinin devreye girmesi en büyük dileğimdir” diyordu Akıncı...

Sanki, akanın su değil kan olduğunu bir tek kendisi biliyor... Sanki 82 milyonun her neferi bunun acısını taaa içinde hissetmiyormuş gibi... Sanki 74 öncesi ve sırasında ayni duygular paylaşılmamış gibi...

Hafta başında İngiliz The Guardian gazetesine bir röportaj verir Mustafa Akıncı... Gazetenin muhabiri, esas çalışma alanının Rusya olmasından dolayı; Kırım benzetmesi yaparak tuzak bir soru sorar Akıncı’ya... “Hem seçilmeniz, hem de kaybetmeniz durumunda ne olacağı konusundaki vizyonunuzu merak ediyorum... Herkes Kırım’da olanların bir benzer senaryosunun Kıbrıs’ta da meydana gelebileceğini düşünüyor... Belki dıştan müdahale ile düzenlenen bir referandum olabilir ve benzer şeyler meydana gelebilir... Sizce, kaybederseniz bu mümkün mü?”

“Tayfur Sökmen, Hatay’ı Türkiye’ye bağlayan kişidir... Ben, ikinci bir Tayfur Sökmen olmayacağım... Umarım böyle bir şey kimsenin aklında yoktur, Türkiye tarafından ilhak edilme fikri korkunç bir senaryodur.”

Akıncı’nın The Guardian’a verdiği röportajda söylediklerini; iktidardan muhalefete kadar her kesim, 82 milyonun tümü, şiddetle eleştirir... Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu “böylesine dürüst olmayan bir siyasetçiyle hiçbir yerde çalışmadım” der... CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak “KKTC Cumhurbaşkanı’nın sözleri büyük talihsizlik ve vahimdir”... açıklamasında bulunur... İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener “tek kelimeyle utanmazlık” tanımlaması yapar... MHP lideri Devlet Bahçeli ise “cumhurbaşkanlığı emanetini Kıbrıs Türkü’nün iradesine tevdi etmesi kaçınılmaz ve hayati bir sorumluluktur” ifadeleri ile Akıncı’nın derhal istifa etmesi gerektiğini söyler.

Akıncı, her kesimden ağzının payını aldı; görüşü ne olursa olsun, 82 milyonun tepkisini üzerine çekti... Bu durum o kadar acı değil... Biz, kendi içimizde birbirimizi severiz de, döveriz de... Acı olan, hazımsızlık yapan şey ise; Akıncının alışkanlık haline getirdiği dil sürçmeleri karşısında, ellerini oğuşturarak Kıbrıslı Türkler’in Türkiye’ye karşı tavır almasını bekleyen Avrupa ve Kıbrıslı Rumlar’ın yakıştırmalarıdır.

Nitekim, 4 ay önce Fransa Cumhurbaşkanı Macron, alayvari bir üslupla Erdoğan’a “KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın söylediklerine ne diyeceksiniz” diye sormuştu... “Siz KKTC’yi ne zamandan beri tanıyorsunuz” diye zekice bir karşı soru ile yanıtlamıştı Erdoğan, Macron’u.

Güney Kıbrıs’ta İngilizce yayınlanan Cyprus Mail gazetesinde dün çıkan bir makalede; “Akıncı, Kıbrıs’ın güneyi ile kuzeyinin birleşmesini istemeyen düşmanların hedefi oldu, çok açık ve nettir ki Türkiye Akıncının gitmesini istiyor” diyebilecek cüreti gösterebiliyorlar.

KKTC Cumhurbaşkanı olarak sen, Türkiye’nin bu konudaki politikasının ilhak olmadığını bilmiyor musun Sayın Akıncı..? Kıbrıslı Türkler’in 75 yıl önce, adanın bölünerek Türkiye’ye bağlanması talebi karşısında bile Türkiyenin tavrını unuttuk mu..? Canın çıksın diye boğazını hep birlikte sıkan tüm dünyayı karşısına alarak sana nefes verenin kim olduğunu mu unuttun yoksa?

Peki Sayın Akıncı, bu mentalite içerisinde olan karşı tarafla sen nasıl ayni masaya oturup Türkler’in haklarını savunacaksın,  söyler misin bir zahmet..? Bugüne kadar KKTC’nin arkasında Türkiye’nin büyük gücünün varlığını hissetmelerine rağmen uzlaşmaz tutum sergileyen zihniyet, bundan sonra senle ellerinde bir oyuncak gibi oynamayacakmı?

Sen artık o görüşme masasına oturamazsın... Barış yolunda Kıbrıs Türkü’nün son umudunu da sen harcayıp tükettin... 26 Nisan’daki sandığı, KKTC’nin tanınması için mücadele edeceklere brak... Emin ol, güçlü bir KKTC’nin ayağına gelecektir barış.

Günün Sözü

Benim sana anlatacaklarım, ancak senin anlayabileceğin kadardır.

Hz. Mevlana

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI