Akıncı’nın Dili mi Sürçtü..? - ADEM AKOL

17 Ekim 2019 Perşembe 10:01

KKTC 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı 1970’li yılların Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde eğitim alarak mezun olmuş deneyimli bir siyasetçi... Hem ODTÜ’nün siyasi felsefesinin, hem de dönemin öğrenci hareketlerinin tam göbeğinde yoğrularak Kıbrıs’a dönmüş...

1974 Mutlu Barış Harekatı sonrası kurulan Kıbrıs Türk Federe Devleti oluşumunda görev üstlenmiş, ardından Lefkoşa Türk Belediyesi’nin ilk seçilmiş başkan sıfatı ile 1990 yılına kadar kesintisiz 3 dönem belediye başkanlığını yürütmüş...

Başkanlığı döneminde özellikle alt yapı bakımından Lefkoşa’ya çağ atlatan Akıncı, Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği’nin kuruluş çalışmalarında etkin rol alıp, ilk başkanlığını da üstlenmiştir...

1987 yılında kurduğu Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı sıffatı ile milletvekilliği, Turizm Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur...

Bir dönem siyasete küsmesine rağmen, bulunduğu ABD’de Oxford, Harvard ve Yale Üniversiteleri gibi ortamlarda Kıbrıs Konusuna ilişkin konferanslar vermiştir...

KKTC Cumhurbaşkanlığı 2015 seçimlerine bağımsız aday olarak katılarak ikinci turda yüzde 60.5’lik oyla Cumhurbaşkanı seçilir Mustafa Akıncı...

Rumların uzlaşmaz tutumu karşısında KKTC halkının son ümidi olarak seçilen Akıncı, Cumhurbaşkanı olur olmaz Kıbrıs müzakereleri için kolları sıvar... Kendinden önceki cumhurbaşkanlarının siyasi görüşleri veya kişisel yetersizliklerinden kaynaklanan Kıbrıs müzakerelerinde oluşan çıkmazı, rahatlıkla aşabileceğinin inancıyla büyük bir heyecanla katılır Rumlar’la yapılan görüşmelere...

Müzakere arkasına müzakereye katılır; her seferinde Rumlar’ı ikna edebilirim ümidiyle... Aylar geçtikçe, Rum tarafındaki uzlaşmaz tutumu kendi gözleriyle görerek şevki kırılır... Aradan 3 yıl geçtikten sonra, verdiği demeçlerde bile bunu açıkça dile getirir...

Önümüzdeki yılın, muhtemelen Nisan ayında KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri var... Tutarlı görüşleri ve davranışları ile kendini kanıtlamış; Doğu Akdeniz’le ilgili doğru görüşler beyan etmiş; Maraş’ın açılmasına yeşil ışık yakmış olan Akıncı, seçimlere aylar kala 82 milyonun antipatisini alacak söylemde bulunur...

“1974’te, biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır. Bu nedenle bir an önce diyalog ve diplomasinin devreye girmesi en büyük dileğimdir.” Diyor Akıncı...

Akanın su değil, kan olduğunu herkes biliyor Sayın Akıncı ve 82 milyonun her neferi bunun acısını taaa içinde hissediyor; tıpkı 74 öncesi ve sırasında hissettiği gibi...

Türkiye Cumhuriyeti sadece, Suriye krizinin devam ettiği sekiz yıl değil; 40 yıldır diyalog ve diplomasi yoluyla, terörizme dur diyebilmek için uğraş veriyor... 40 yıldır Mehmetçik’ten, sivil vatandaştan, çoluktan çocuktan akıtılan kan dur durak bilmiyor...

Bu işin iki baş aktörü olan Amerika ve Rusya ikna edilmişken, niye akıtılan kanı durdurabilmek için harekat yapılmasın ki..? Niye bir taşla iki kuş vurma imkanı yakalamışken; hem PKK ve Suriye’deki uzantılarının kökü kazılmasın, hem de Türkiyen’nin sırtında büyük bir yük olan 4 milyon Suriyeli’ye ülkelerine dönüş imkanı sağlanmasın ki..?

Niye Akıncı; niye Cumhurbaşkanı Erdoğana “bunu çok açık ve net söylüyorum; bu tamamıyla bir hadsizliktir, haddini bilmemektir. Şu an itibarıyla dünyada Kuzey Kıbrıs’ın devlet olarak mücadelesini bizden başka veren var mı” dedirterek, KKTC’yi 82 milyon karşısında küçük düşürüyorsun..?

Niye Akıncı; niye Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un alayvari “KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın söylediklerine ne diyeceksiniz” sorusuna yanıt olarak, Erdoğan’ın “ siz ne zamandan beri KKTC’yi tanıyorsunuz” diye zekice yanıt vermesine neden olup, hem kendinizi hem de KKTC’yi tüm dünyaya rezil ediyorsun..?

Türkiye’de, sadece PKK’yı temsil eden siyasi parti hariç; diğer tüm parti ve görüşlerin yekvücut olduğu bir ortamda, senin dilin mi sürçtü; yoksa kafanda başka bir plan mı var Sayın Akıncı..? 

Günün Sözü

Başarısızlıkların cenaze kaldırıcın değil, öğretmenin olsun.

Zig Zaglar isimli ünlü yazarın bu sözü nekadar doğru değilmi?

Ya başarısızlıklarımızdan ders alıp kendimizi düzeltme yoluna giderek mutlu bir hayat süreceğiz, yahut da onları kendimize dert edinerek daha erken mezara gireceğiz. Seçim bizim...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI