Avrupa Birliği; Girmek Zor, Çıkmak Daha Zor... - ADEM AKÖL

5 Şubat 2020 Çarşamba 00:57

İngiltere’nin eski başbakanlarından, Türkiye’yi 2. Dünya Harbi’ne sürüklemeye çalışan ünlü isim, Winston Churchill; İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 19 Eylül 1946 tarihinde İsviçre’nin Zürih Üniversitesi’nde tarihi bir konuşma yapar... “Bugünkü İsviçre gibi, Avrupa’nın büyük bir bölümünü mutlu edecek; onların barış ve güvenlik içinde özgürce yaşayabilmelerini sağlayacak; Avrupa Birleşik Devletleri’ni kurmalıyız” diyordu.

Bu konuşmadan 5 yıl sonra; Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, Paris’te toplanarak ‘Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kurarlar... Altı yıl sonra da, 1957’de Roma’da bir araya gelip ‘Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) oluştururlar; ancak İngiltere her ikisinden de uzak durur.

Birleşik Krallığın 1957 ile 1963 yılları arasında başbakanlığını yapan Muhafazakar Parti Lideri Harold Macmillan, bu oluşumun dışında kalmanın büyük bir hata olduğunu söyliyerek 1961 yılında AET’ye girmek için başvuruda bulunur.

Ayni dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle; İngiltere üyeliğinin Fransa’nın gücünü zayıflatacağı endişesi ile, başvuruyu veto eder... Bu arada ismini Avrupa Topluluğu (AT) olarak değiştiren oluşuma üye olmak için 1967 yılında yeniden başvuru yapar İngiltere, ancak bir kez daha Charles de Gaulle’nin vetosu ile karşı karşıya kalır.

Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün 1969 yılında istifa etmesinin ardından şansını yeniden dener Birleşik Krallık... Birkaç yıllık bir süreç sonrasında 1 Ocak 1973 tarihinde Avrupa Topluluğu’nun tam üyesi olur... Ayni yıl, İrlanda ve Danimarka da AT’na kabul edilirler.

Aradan geçen 8 yılda hiçbir ülke alınmaz AT’na... Ancak Aristo ve Sokrat’ın torunlarının yaşadığı topraklar olan, ‘demokrasinin beşiği’ Yunanistan’a karşı beslenen duygusal nedenler; ekonomik ve siyasi bakımdan hazır olmasa da onu 1981 yılında AT üyeliğine taşır.

İlk firesini 1985 yılında verir AT... Danimarka’ya bağlı bir koloni olması sıffatıyla 1973’te AT’na katılan Grönland adası; 1979 yılında özerk bir yönetime kavuşmasının ardından yapılan referandum sonucunda AT’dan ayrılma kararı alır... 1 Şubat 1985 tarihinde AT ile hiçbir ilişkisi kalmaz Grönland’ın.

1986 yılında AT’nun üçüncü büyüme safhası gerçekleşir Portekiz ve İspanya’nın katılımıyla... Dört yıl sonra da Doğu Almanya dahil olur bu topluluğa... 1991 Maastricht Anlaşması ile Avrupa Topluluğu’nun adı Avrupa Birliği (AB) olarak değiştirilerek, üye ülkeler arasında ortak para, ortak vatandaşlık, ortak güvenlik ve ortak adalet politikaları oluşturmak için karar alınır.

1995 yılında Avusturya, Finlandiya ve İsveç; 2004 yılında Çek Cumhuriyeti, Estonya, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya; 2007 yılında Bulgaristan ve Romanya; 2013 yılında da Hırvatistan katılır birliğe. Böylelikle AB’nin toplam üye sayısı 28’e yükselir... Öte yandan 1963 yılında imzalanan Ankara Anlaşması’na rağmen Türkiye hala AB kapılarında bekletilmektedir.

Büyük uğraşlar sonucunda 1973 yılının başında birliğe kabul edilen Birleşik Krallık; aradan henüz 3 yıl geçmeden bu sefer de birlikten çıkmayı koyar kafasına... 1975 yılında bu amaçla ilk referandum yapılır; ancak yüzde 67’lik bir oran, birlikte kalma yönünde oy kullanır.

İngiltere’nin 2015 yılındaki genel seçim kampanyasında, Muhafazakar Parti Lideri David Cameron; AB’nden çıkma sözü verir seçmenlerine... Başa gelir gelmez çalışmalara başlar ve yeni bir referandum düzenler ülke genelinde Başbakan Cameron... Sandıktan yüzde 52, “AB’ni terk edelim” isteği çıkar ve ayrılma süreci resmen başlamış olur.

2016 ortalarında Muhafazakar Parti Liderliği’nden ayrılan David Cameron yerine seçilen Theresa May de, referandum sonucuna saygı duyacağını açıklar... Ancak İngiltere’nin AB ile yaptığı Brexit mutabakatını, geriye kalan 27 üye ülke imzalamış olmasına rağmen; bunun yürürlüğe girebilmesi için, İngiltere Parlamentosu’nda da kabul edilmesi gerekiyordu... Halbuki Muhafazakar Parti, Parlamento’daki çoğunluğu kaybetmişti.

Theresa May’in büyük çabalarına rağmen, Ocak 2019’da Parlamento’dan olumsuz bir karar çıkar... 21 Mart’ta ikinci kez reddedilir Brexit kararı, ayni ayın sonunda üçüncü kez reddedilir... Yorulur Theresa May ve 7 Haziran’da istifa eder... Yerine seçilen Boris Johnson, Ekim sonuna kadar AB’ni terk etmeleri gerektiğini söyler.

Ancak Parlamento’daki aritmetikle bunu başaramayacağını anlar ve ülkeyi 12 Aralık’ta erken genel seçime sokar... Boris’in büyük zaferi ile sonuçlanır seçimler... Artık Brexit sürecinde sona gelinmiştir...

Ve geçtiğimiz Cuma günü Avrupa Parlamentosunda tarihi oylama yapılarak Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği serüveni sona erer... Ayni günün gece yarısı, tüm Avrupa Birliği kurumlarındaki Birleşik Krallık bayrakları kaldırılır ve yaklaşık bir yıl devam edecek ilişik kesme süreci başlar...

Winston Churchill’in 1946 yılındaki ‘Büyük Avrupa’ hayalinin gerçekleşmesine ramak kala, meşaggatli bir uğraş sonucunda, yine kendi ülkesi tarafından sabote edilmiş olur... Brexit’le birlikte, başka üye ülkelerden de çatırdı sesleri gelmeye başlar...

Günün Sözü

Başarı, başarısızlıktan başarısızlığa giderken heyecanını kaybetmemeden oluşur.

Winston Churchill







Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI