Deprem - ADEM AKOL

28 Ekim 2019 Pazartesi 09:57

Japonya’da meydana gelen bir depremde kurtarma ekibi enkaz içinde genç bir kadın vücuduna rastlar... Kadının enkaz altındaki pozisyonu biraz ilginçtir: İş yapmak için dizlerinin üzerine çökmüş halde, ellerinde birşey tutuyormuş ve tam o anda ev üzerine çökmüş gibi bir görüntü karşısında irkilir kurtarma ekibi... Bir ümitle kadına ulaşmaya çalışılır ancak kadın çoktan ölmüştür... Tam ümitlerini kesip başka bir yere yönelecekken, ekip lideri kadının altında birşeylerin olduğunu farkeder... Uzun bir uğraştan sonra cesedin altından, bir battaniyeye sarılmış 3 aylık canlı bir bebek çıkarılır...

Kadın, deprem esnasında son bir hamle ile çocuğunu kurtarmak için bedenini ona siper yapmıştır... Ekip, çocuğa ulaştığında bebek hala uyumaktadır... Battaniye açıldığında içinde bir cep telefonu bulunur... Ekranda yazılı bir mesaj vardır: “Eğer kurtarıldıysan, seni sevdiğimi hatırla.”

Buna benzer gerçek hikayeleri çok işitiriz yaşamımız süresince... İçimizi cızlatır da, yine akıl koymayız...

Bilmem farkında mısınız..? Son günlerde, araya sıkıştırılmış çok deprem haberi duymaya başladık... Geçtiğimiz 15 gün içerisinde şiddeti 3’ün üzerinde olan en az 25 deprem meydana geldi Türkiye sınırları içerisinde...

Ve biz hala bunun bir şaka olduğunu, bizi etkilemeyeceğini, bize zarar vermiyeceğini düşünüyoruz... Öyle ya..! Ayni kafada hayatımıza devam ettiğimize göre... Ayni kafa ile doğayı tahrip etmeye devam ettiğimize göre... Yapılarımızı ayni kafa ile inşa ettiğimize göre...

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı bas bas bağırıyor; “Her an deprem tehlikesi ile karşı karşıya olan ülkemizde, kısa süreli ve acil olan bazı önlemlerin bile alınmadığını görüyoruz. Deprem güvenliği bakımından 1999 yılından daha iyi durumda değiliz” diyor...

1999 depremlerindeki facianın asıl nedeni; sağlıksız ve kaçak yapılaşma, mühendislik hizmeti almadan yapıların üretilmesi ve yapı üretim sürecinin denetlenmemesi olduğu artık herkes tarafından biliniyor... Biliniyor bilinmesine de; planlama ve tasarım aşamasından, yapının kullanıma açılmasına kadar tüm süreçlerin mesleki yeterliliğe sahip mühendisler tarafından yönetilmesi ve denetlenmesinin gerekli olduğu gerçeği göz ardı ediliyor.

Hiçbir teknik destek almadan, sanki topluca intihar etmek için inşa edilen kaçak yapılara çözüm getirmek Devletimizin görevi... Ancak ‘mesleki yeterliliğe sahip mühendisler’ ifadesini biraz irdelemek gerekiyor... ‘Mesleki yeterlilik’ derken, mezun olduğu üniversiteden aldığı eğitimi, pratikteki çalışmaları ile bütünleştirmiş, kafası çalışan ve bu birikimini ülkesinin, dolayısı ile çocuklarının geleceği için doğru kullanan mimar-mühendis ve teknik eleman vasflarından bahsediyorum. Benim asıl vurgulamak istediğim; tabelasında bol bol mimar-mühendis isimlerin sıralandığı, ancak yeterli ve yetkin denetimlerin yapılmadığı veya es geçildiği yapılardır... Ve bunun tek suçlusu tabelada yazılı olan isimlerdir.

Doğal afetler karşısında insanın çoğu zaman yapabileceği birşey kalmıyor... Değil malını, canını bile kurtaramıyorsun... Ülke ekonomisine verdiği zararın boyutları hesaplanamıyor bile... Peki, doğanın gördüğü tahribata, giden canlara ne demeli..?

“Doğal afet, yapacak birşey yok” deyip geçiyoruz... “Allah’ın işine karışılmaz...” Doğru, Allahın işine karışılmaz... Doğanın gücüne karşı koyamayız... Koyamayız belki ama verdiği tahribatı azaltabiliriz...

Yakın geçmişte ülkemizde meydana gelen büyük depremleri unutmamıza imkan yok sanırım... Peki ama bundan ders çıkararak aldığımız önlemler ne..? Henüz yaralar tam olarak sarılmadan mı unuttuk acıları..? Ayni kalitesiz yapılar, ayni denetimsizlik...

Varın şimdi depremin doğal bir afet olduğunu söyleyin bana... Japonya’da nasıl oluyor da deprem doğal, ancak afet olmuyor..?

“Depremi tahmin edemezsiniz, ancak önlem alabilirsiniz...”

“Depremin ne zaman olacağı belli değil, ama ne yapacağı bellidir...”

17 ağustos depreminde ve diğerlerinde; çarpık yapılaşmanın binlerce can almasının ve sorumlulardan hesap sorulmamasının üzerinden kaç yıl geçti unutmayalım, unutturmayalım...

Günün Sözü

Çocuk yokluğu idrak etti

Gözleri dehşeti gördü

Kalbi yalnızlığı, kalbi yokluğu

Yıkılış yok oluşa tanıklık ediyordu

Saniyelik zamanı yaşamak, tüm ömrüne mal olmuştu...

Meral Meri; ‘Deprem Çocuk’ şiirinden.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI