Irak - ADEM AKOL

19 Nisan 2019 Cuma 09:49

Asya kıtasının batısında Dicle ile Fırat nehirlerinin suladığı verimli topraklar üzerine kurulmuştur Irak... Türkiye’nin yarısından fazla yüzölçümüne sahip olan topraklar üzerinde 38 milyon insan yaşar... Çoğunluğu müslüman Arap, Kürt ve Türkmen...

Zengin petrol yataklarına sahip bu ülkeyi kuzeyde Türkiye, doğuda İran, güney-doğuda Kuveyt, güneyde Suudi Arabistan, güney-batıda Ürdün ve batıda Suriye çevreler...

Türkiye’de beslenip Basra körfezine akan bu iki nehrin binlerce yıl boyunca taşarak meydana getirdiği Mezopotamya ovası dünya medeniyetinin doğduğu yer olmuştur... İnsanoğlunun ilk okuma-yazmayı keşfettiği, kanunlar çıkardığı, organize devlet anlayışı ile kentleştiği yerdir Irak... MÖ. 6. Yüzyıldan itibaren Akadlar, Sümerler, Asurlular ve Babilliler’in yaşadıkları topraklar olmuş buralar...

600’lü yıllarda İslam toprağı olur Irak... Emeviler ve Abbasiler   idaresinde en parlak dönemini yaşar... Dünyanın en önemli kültür ve ticaret merkezi olarak anılır bugünkü başkenti, Bağdat... 1055 yılına gelindiğinde Selçuklular hakim olur bölgeye...

1258 yılından itibaren Moğol istilası altında, 200 yıl boyunca perişan olur Irak... Yağma edilir... Bağdat kütüphanesindeki binlerce ciltlik, önemli ilmi bilgiler içeren eser, Dicle nehrine atılır... Dünya’nın belki de birkaç yüzyıl geri kalmasına neden olur bu büyük kitap katliamı...

Daha sonra Akkoyunlular’ın ve ardından Safeviler’in hakimiyetine girer Irak toprakları... İran tarihinin en önemli hanedanlıklarından biri olan Safeviler ile Osmanlılar arasında süren mücadele sonucu 1639 yılında Osmanlılar yönetime hakim olur... Osmanlı İmparatorluğu tarafından Musul, Bağdat ve Basra diye 3 eyalete bölünüp yönetilir, 1917 yılına kadar...

1. Dünya savaşı esnasında Osmanlının bölgeden çekilmesine neden olan bazı isyanlar örgütlenir... Osmanlı İmparatorluğunun savaştan yenik çıkmasını fırsat bilen İngilizler, Kral Faysal’ı Irak’ın başına getirerek; Musul, Bağdat ve Basra eyaletlerinde kendi kontrolleri altında yeni bir politik oluşum yaratırlar...

Kral Faysal döneminde Arap ulusçuluğunun teorisyeni Sati el-Husri’nin Iraka getirilmesi Şii gruplar ve Kürtler’in tepkisine neden olur... İlerleyen yıllarda karşılıklı evlilikler ve ticaret ilişkileri sonucu bir entegrasyon süreci yaşanmış olsa da Kral Faysal’ın 1933’te ölümünün ardından ülkede dinsel ve etnik çatışmalar artar...

1958 yılında gerçekleşen kanlı darbe ile krallık devrilip cumhuriyet ilan edilir ve General Abdülkerim Kasım cumhurbaşkanı olur...

Orta Doğu’da tek bir Arap devleti oluşumunu benimseyen ve 1940 yılında Suriye’de kurulan Baas Partisi; Suriye’de Hafız Esed’i, Irak’ta ise 1979 yılında Saddam Hüseyin’i devlet başkanı yapar...

Görevi devralan Saddam, petrol işletmelerini millileştirir... Çok kısa zamanda sayısız alt yapı ve üst yapı projelerine imza atar... Toplumu yeniden yapılandırır... Silahlı kuvvetleri modernize edip güçlendirir... Ülkedeki istihdam sorununu çözer... Hatta iş gücü sıkıntısı oluşur... Genel olarak halkın mutluluğu ve refah seviyesi yükselir Saddam yönetiminde...

1979 yılında İran’da yaşanan İslam Devrimi’ni fırsat bile Saddam, Kürt sorununu çözmek için İran’a savaş açar... 500 binden fazla insan öldürüldükten sonra 1988 yılında başlanan yere geri dönülerek anlaşma imzalanır taraflarca...

İran’la savaşın sona ermesinin ardından 1 yıl geçmeden, tartışmalı bölgelerden petrol çıkarmakla suçladığı komşusu Kuveyt’i işgal edip 19. İli olarak topraklarına kattığını ilan eder Irak lideri Saddam Hüseyin...

BM Güvenlik Konsayi Irak’a Kuveyt’ten çıkması için uyarıda bulunur... Uluslararası ambargo uygulanır Irak’a... Saddam çıkmayı reddedince 17 Ocak 1991’de Körfez Savaşı başlatılır ve Kuveyt kurtarılır...

Kuveyt kurtarılır kurtarılmasına da Irak’ın kuzeyindeki Kürtler’le, güneyindeki Şiiler ayaklanır ancak Irak kuvvetlerince bastırılır... 2 milyon Irak’lı kürt, Türkiye ve İran’a sığınır...

ABD yönetimindeki müttefik kuvvetler birçok kez Irak’a karşı hava saldırısı düzenler... Yıl 2003’e gelindiğinde halkını sindirmek için kimyasal silah kullandı bahanesi ve halkı özgürleştirmek iddiası ile hava hatekatının yanısıra kara harekatı da başlatırlar... 9 Nisan 2003’te Bağdat’a girilir ve Saddam iktidarı devrilir... Saddam yakalanır ve 3 yıl sonra idam edilir...

Önceleri kurtarıcı olarak kabul edilen ABD askerlerine, sonraki dönemlerde işgalci gözü ile bakılarak karşı direniş başlatılır... Günümüze kadar devam eden büyük çatışmalar yaşanır... 5 bine yakın ABD askeri ve 1 milyon civarında Irak’lı öldürülür... ABD askerleri Irak’lı tutuklulara işkence yapar...

Günümüzde 5 milyon insanın iç göçmen olduğu parçalanmış bir Irak var... 11 milyon vatandaşı yardıma muhtaç... Dünyada en çok yolsuzluğun yapıldığı 12. ülke konumunda... Petrol gelirleri Irak’lıların refahı için değil, birbirlerini öldürmek için satın aldıkları silahları üreten şirketlere gidiyor... Üstüne üstlük, milyarlarca dolarlık dış borçları katlanarak artıyor...

Hani ülkeyi Saddam zulmünden (!) kurtarıp, vatandaşına özgürlük getirecekti Amerika ve diğerleri?.. Halbuki kendi şirketlerine ek gelir getirdiler onun yerine... Her yerde yaptıkları gibi...

Irak’lı nasıl Saddam dönemini özlemesin ki?..

Günün Sözü

Başkalarının olmayı denemeden önce kendimizin olmayı öğrenmeliyiz.

200 yıl önce doğduğu düşünülen şair ve filozof Ralph Waldo Emerson’un yaşadığı dönemde verdiği tavsiyeler, bugün de geçerliliğini korumaktadır. Kendimize bahşedilmiş hayata saygımız yoksa, başkasınınkine hiç olamaz.

 

 

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI