İsraf..! - ADEM AKOL

6 Kasım 2019 Çarşamba 00:05

Sahip olduğumuz bir şeyi yok etmek, zayi etmek, hiç kimseye faydası olmayacak bir şekilde gerektiğinden daha fazla kullanmak, ya da harcamak anlamındadır israf... Yararlanılabilecek bir şeyi atmak, yakmak, yırtmak, kesmek, kırmak bir israftır...

Her şey bir yana; yemek ve özellikle de ekmek tüketirken alışkanlık haline getirdiğimiz israfın boyutu korkutucudur...

Dedelerimizin, nenelerimizin yaşadığı yıllarda her aile kendi ekmeğini kendisi pişirirdi... Fırından çıkan ekmek hemen tüketilmezdi, en az bir gün bekletildikten sonra, sofraya konulurdu... 10 gün 15 gün ayni ekmeği yerdi insanlar...  İki amacı vardı bunun, ekmek israfını azaltmaktı en büyük neden; tok tutardı insanı; sağlığa da iyi geliyordu...

Peki şimdi öyle mi..? Yemekte tüketilecek ekmeğin fırından henüz çıkmış olması lazım... Sabahleyin satın alınan ekmek, akşam yemeği için bayatlamış sayılır; yenisi alınır, diğerleri ise çöpe atılır...

Bayatladı diye ekmeği atana; tabağında yemek artığı bırakana; iki gündür üst üste aynı yemeği yiyoruz diye eşine bağıran erkeğe; annesinin hazırladığı kahvaltılığı beğenmeyip çöpe attıktan sonra okul kantinine dadanan öğrenciye; kocasının zor koşullar altında çalışıp, evine zar zor getirebildiği erzağa bakıp burun kıvıran hanıma; önüne konulan yemeği bağıra çağıra zorla yiyen evlada; lüks lokantalarda, tabağındaki 150 gr. ete dünyanın parasını ödeyenlere; en sıradan lokantada bile, servis edilen nimetin büyük bir kısmını çöpe gönderenlere; şu anki haline şükretmeyip isyan edenlere; her zaman daha fazlasını isteyenlere, çok kızıyorum...

Afrika’da günlerce ağzına sudan başka birşey koyamamış; yeteri kadar beslenememekten dolayı vücudu büzülerek kafası kocaman gözüken, kaburgaları teker teker sayılabilen 3 yaşındaki çocuk annesine sorar; “cennette ekmek var mı anne..? Varsa ölelim, karnımız doyar...”

Bu bir insanlık ayıbıdır... Bu bir vijdansızlıktır... Bu sorumsuzluktur... Bu sadece kendini düşünmek değil, kendini bile düşünmemektir...

1994 Pılitzer ödülünü kazanan, Sudan’da çekilmiş bir fotoğraf karesi... Karenin önünde, açlıktan kemikleri derisine yapışmış, ölmek üzere olan küçük bir kız çocuğu ve arkada onun ölmesini bekleyen bir akbaba var... Çocuk ölecek, akbaba da onu yiyecek... Bir insanlık ayıbı... Hem o çocuğu o duruma getirenlerin hem de çocuğa yardım etmeden sadece fotoğrafı çekmekle yetinen fotoğrafçının ayıbı... Bu, hepimizin ayıbı...

Türkiye’de yılda 250 milyar liralık gıda israfı yapılıyor... Yılda 4 milyardan fazla ekmek israf ediliyor... Bu, günde 12 milyon ekmeğin çöpe gitmesi demektir...

Dünya genelinde 1.5 milyon tondan fazla yiyecek çöpe gidiyor...Birleşmiş Milletler’in (BM) yaptığı bir araştırma; israf edilen yiyeceklerin sadece dörtte birinin kurtarılması halinde, dünya üzerindeki açlığın bitirilebilecek boyutta olduğuna dikkat çekiyor...

Günümüzde 8 milyara yaklaşmış olan dünya nüfusunun dörtte biri yani 2 milyarı açlık sınırında yaşıyor... Yeteri kadar beslenemiyor; çoğu zman aç karınla yatağına giriyor... Bunun 1 milyarı ise midesine doğru dürüst birşey koyabildiği zaman, kendini şanslı sayıyor; bayram oluyor o gün, onun için...

Teorik olarak bu insanları kurtarmak o kadar kolay ki: Bize bir adet yetecekken ikincisini almamak... Tabağımıza yiyebileceğimiz kadarını koymak... Kesinlikle ama kesinlikle çöpe ekmek ve yemek artığı dökmemek...

İşte bu kadar basit... Sonra mı..? Sonra da artırdığımız 3-5 kuruşla gece aç yatanların karnını doyurmak... Afrika’da açlıktan ölümle pençeleşen çocukların kurtulabilmesi için 3-5 kuruş katkıda bulunmak...

 

Günün Sözü

Tasarruf az malı çoğaltır, israf ise çok malı azaltır.

Hz. Ali



Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI