Libya ve Türkiye - ADEM AKÖL

21 Ocak 2020 Salı 09:22

Güney bölgesinin tamamen Fizan çölü ile kaplı olduğu, Türkiye’nin 2.5 katı büyüklüğündeki Libya’da sadece 7 milyon insan yaşar

Müslüman Arap ve Berberi’lerin yoğunlukta olduğu Libya’da halkın çoğunluğu, Akdeniz kıyısı olan kuzey-batı bölgesi Trablus ve kuzey-doğu bölgesi Sirenayka’da yerleşiktir...

Petrol zengini bir ülkedir Libya... Dünyanın tesbit edilmiş en fazla petrol rezervine sahip 10. ülkesidir...

Osmanlı İmparatorluğu 1553 yılında topraklarına katar Libya’yı... Gerileme döneminde bazı karşı hareketler gözlemlense de 358 yıl osmanlı’nın yönetiminde kalır ülke...

Osmanlı İmparatorluğunun son dönemleri olan 1911’de İtalyan’lar bölgeyi işgal eder... Mustafa Kemal ve Enver Paşa’nın örgütlediği milis kuvvetleri direnç göstermesine rağmen Trablusgarp savaşı sonrası, bölgedeki Osmanlı hakimiyeti sona erer...

Baskı ve zulümle ülkenin tamamını kontrol etmeyi başarır İtalyanlar... Neredeyse Libya’nın tamamı köleleştirilir... İtalyan sömürgeciliğine karşı Ömer Muhtar öncülüğünde direniş başlatılsa da, yakalanarak idam edilir ve halk susturulur...

2. Dünya savaşından mağlup çıkan İtalya; bölgeyi Birleşik Krallık ve Fransa’ya kaptırır... Savaş sonrası kurulan Birleşmiş Milletler (BM) örgütünün çabası ile 1951 yılında  bağımsızlığına kavuşur Libya... İtalyanlara karşı yapılan mücadelede ismini duyurmuş olan Şeyh İdris, ülkeye kral olur...

1969 yılında orduda 27 yaşında genç bir subay olan Muammer Kaddafi, kral İdris’e karşı darbe düzenler ve Libya Arap Cemahiriye’sini kurar... İslam ve sosyalizm karışımı bir rejimdir bu.

Kaddafi, yönetime gelir gelmez İngiliz üslerini ülkeden çıkarır; petrol şirketlerini ulusallaştırır; İtalyan ve Yahudi mülklerine el koyarak ülkeyi terk etmelerini sağlar... Büyük bir kalkınma hamlesi başlatır ülkede... Dev uluslararası şirketlerin görev aldığı mega projeler hayata geçirir...

Su, doğalgaz, elektrik, sağlık hızmetleri, ilaç, eğitim bedava olur Libya’da... Ulusal bankalar faiz almaz halkına verdiği kredi için; vergiden muaf olur her vatandaş... Yurt dışında okumak isteyene aylık 1650 Avro karşılıksız burs verir Kaddafi; evlenecek çiftlere 150 metre karelik daire hediye eder... Döneminde, Libya’yı dünyanın en borçsuz ülkesi durumuna getirir...

Kaddafi, uluslararası finans güçlerine karşı korkusuz dik duruş sergiliyordu her fırsatta... OPEC üyelerinin petrol satışlarını, Dolar ve Euro yerine altın karşılığı yapmalarını sürekli dile getiriyordu, Irak Lideri Saddam Hüseyin ile birlikte... Bu, emperyalist ülkelerin iflası anlamına geliyordu...

Libya, 1974 Kıbrıs harekatı sırasında Türkiye’ye askeri yardım yapan tek ülke oldu... Sonrasında Türkiye’yi; ABD ve İsrail ile yakınlaşıp beraber hareket etmekle suçladı...

1988 yılının aralık ayında Londra-New York seferini yapan bir uçak, havada infilak ederek İskoçya’nın Lockerbie kasabasına düşer... 189’u Amerika’lı, 270 kişi ölür... Uçağa patlayıcı yerleştirenlerin Libya uyruklu oldukları iddia edilir... Şüpheliler yakalanır... Libya 2.75 milyar dolar tazminat ödemesine rağmen yargılanan şüpheliler serbest brakılır... Ardından Amerika’nın öncülüğünde uluslararası ambargo başlatılır Libya’ya karşı... Ambargolar altında ülke zora düşer ancak boyun eğmez Kaddafi...

17 Aralık 2010 günü, Tunus’ta işsizlik yüzünden kendini yakması ile başlayan ‘Arap Baharı’ esintisi 2011 yılında Libya’yı da etkiler... BM Güvenlik Konseyi’nin kararı ile İngiltere ve ABD 18 Mart 2011’de Libya’ya askeri operasyon başlatır... Gerekçe olarak Kaddafi’nin halkına baskı uyguladığı iddia edilir... Bedevi’lerin de operasyon yanında yer alması sonucunda Kaddafi fazla direnemez ve yakalanıp linç edilir.

Bir yıl sonra genel seçimler yapılır Libya’da... ‘Ulusal Geçiş Konseyi’ görevi ‘Milli Genel Kongre’ye devreder ancak gruplar silah brakmaz, çatışmalar tüm şiddetiyle devam eder... Sovyetler Birliği’nde askeri eğitim almış, 1969 yılındaki darbede Kaddafi yanında yer aldıktan sonra ABD’ye kaçarak Kaddafi sonrasında Libya’ya geri dönen Halife Hafter, ‘Milli Genel Kongre’nin geçersiz olduğunu duyurur dünyaya.

Birleşmiş Milletler’in girişimleriyle 2015 yılında Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH)  kurulur, Başkanlık Konseyi’nin de Libya’nın tek meşru temsilcisi olarak tanındığı ilan edilir... Ancak Halife Hafter bu süreci de tıkar ve ülkenin doğusundaki petrol sahalarını kontrolüne geçirir. UMH’yi destekleyen silahlı gruplar ise sahil kenti Sirte ve Bingazi’yi DEAŞ’tan temizlemeyi başarır uzun ve yıkıcı mücadelelerin ardından.

Geçtiğimiz yılın Nisan ayında Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Rusya’nın desteklediği Hafter güçleri UMH’nin kontrolündeki Trablus’u ele geçirmek için operasyon başlatır ancak kayda değer bir ilerleme sağlayamaz.

Aralık ayında Libya ile Türkiye arasında imzalanan ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması’ protokolü ile Türkiye; Doğu Akdeniz’e damgasını vurur, UMH Lideri Serrac’ın da eli güçlenir... Artık Türkiye onların yanındadır... Ardından yapılan askeri anlaşma ise; Türkiye ve Rusya’nın hazırladığı Moskova görüşmesinde Hafter’i masaya oturtur... Ancak imza atmadan masadan kalkar Hafter...

Tüm iyimser beklentilere rağmen geçtiğimiz Pazar günü yapılan Berlin konferansında da kalıcı ateş-kes için somut bir netice alınamaz... Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Serrac bu duruma çok kızarak Hafter’le bir daha masaya oturmayacaklarını söyler.

Anlaşılan odur ki; geliri 280 milyar dolardan 60 milyar dolara düşen, 2.5 milyon insanının yardıma muhtaç olduğu, yüzbinlercesinin Akdeniz’i geçip Avrupa ülkelerine sığınmaya çalıştığı Libya’da, kan ve kaos bir süre daha devam edecek.

Yabancı ülkelerin müdahale etmemesinin istendiği Berlin Konferansı sonrasında, Türk askeri Libya’da fiili görev alırmı bugünden kestirmek biraz zor... Ancak Birleşik Arap Emirlikleri’nin parasal destek sağladığı Mısır güçlerinin; Hafter’i destekleyen saldırılarını devam ettirmeleri, Rusya’yı da yanına alan Türkiye’ye davetiye çıkaracağı aşikardır.

 Günün Sözü

Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve onların yerini, milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk ayrıcalığı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı alacaktır.

M. K. Atatürk

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI