Şili’de Neler Oluyor..! - ADEM AKOL

4 Kasım 2019 Pazartesi 00:22

Güney Amerika kıtasının batısında, Pasifik Okyanusu kıyısında; kuzey güney yönünde dar bir şeritte 6 bin kilometre boyunca uzanan; çok farklı coğrafi özelliğe sahip bir ülkedir Şili...

Afrika’daki Sahara çölüne, Norveç’teki kanallara, İsviçre’deki Alpler’e benzer coğrafi yapılar, orta bölgelerde Akdeniz iklimi, güneyde ise buzullar mevcuttur...

Kuzeyinde Peru, Kuzey-doğusunda Bolivya ve doğusunda Arjantin’in yer aldığı; Türkiye’nin yüzölçümü kadar toprağa sahip olan Şili’de sadece 18 milyon insan yaşar... Nüfusun yüzde 95’ini Avrupa’dan gelen göçmenlerin torunları oluşturur...

Tarih, M.Ö. 13000 yıllarında başlar Şili’de... Avrupa’lı tarafından, Ferdinand Magellan’ın dünya çevresini dolaşmak için yelken açtığı 1520 yıllarında keşfedilir...

Günümüz insanlığının en çok merak ettiği tarih öncesi, fakat çağın çok ötesinde bir uygarlık olan İnkalar yaşıyordu Şili topraklarında, o yıllara kadar...

Bu tarihten sonra İspanyollar tarafından fethedilir ve 1541 yılında bugünkü başşehir Santiago’nun kurulması ile Avrupalılar akın eder buraya...

Uzun yıllar İspanyollar’ın idaresinde kalır... 1818 yılında bağımsızlığını kazanarak güçlenir... Sonraki yıllarda İspanyollar, kaybettikleri kolonilerini geri almaya çalışmış olsalar da başaramazlar... Zor elde ettiği bağımsızlığını geri vermez Şili halkı... Ancak başka emperyal güçlerin etkisi altında kalır, ülke zenginlikleri yabancılara peşkeş çekilir...

1960’lı yıllarda güçlenen sol felsefe; ortak adayları Salvador Allende’yi 1970 seçimlerinde devlet başkanı yapar... Allende, bankacılık, tarım, bakır madenleri ve haberleşme gibi unsurları devletleştirir... Halkın mutluluğu, sol akım ve Allende’nin daha fazla güçlenmesine neden olur...

ABD rahatsızlık duyar bundan... CIA’nın tezgahladığı askeri bir darbe yapılır 11 Eylül 1973 günü... Allende öldürülür... Yüzlerce Allende yanlısı katledilir, binlercesi tutuklanır, devlet birimleri askerler tarafından işgal edilir... Yönetimi General Augusto Pinochet devralır... Ülkenin kuzeyindeki çölde toplama kampları oluşturur Pinochet... Muhaliflerini işkence ile öldürtür, binlercesini sürgüne gönderir, binlercesi ise ülkeyi terk eder...

Sosyalist akımın öncülerinden, Allende yönetiminin güçlü destekçisi, Nobel Edebiyat ödüllü ünlü Şili’li yazar ve şair Pablo Neruda da, darbeden 12 gün sonra prostat kanseri yüzünden ölür... Bugün hala şüpheli ölümü sorgulanmaktadır Neruda’nın...

Pinochet iktidarı ile ABD tekrar ülkeye sirayet eder... Allende’nin devletleştirdiği birçok unsur tekrar özelleştirilir... Kamu ekonomisi büyür, ancak ülkede zengin ve fakir arasında uçurum oluşur...

Zamanla Pinochet, ülkede istenmeyen adam olunca 15 yıl yürüttüğü dikta rejiminin arkasından 1989 yılında seçim yapmak zorunda kalır ve kaybeder...

2000 yılına kadar ülkeyi Hristiyan Demokratlar yönetir... 2000 yılındaki seçimlerde sosyalist Ricardo Lagos başkan seçilir... 2006 yılında ilk kadın başkanla tanışır Şili halkı...

2010’da, 55 yıldan sonra ilk kez bir sağ görüşlü isim olan Sebastian Pinera iktidara gelir, ancak 2014 yılında seçimi kaybeder... 2018’deki seçimlerde, ekonomi alanında verdiği çeşitli vaadler sonucunda, tekrar devlet başkanlığına seçilir; 3 milyar dolarlık bir servet sahibi, Harvard mezunu Pinera...

Metro biletlerine yapılan zammı protesto etmek için 18 Ekim günü başkent Santiago’da protestolar başlar... Tüm ülkeye yayılır protestolar... Ordu protestoculara karşı koyar, en az 20 kişi öldürülür, 3 bine yakın sivil yaralanır. Pinera sıkı yönetim ilan eder, sokağa çıkma yasağı koyar...

Sıkı yönetim ilanı, halkın tepkisini artırır; 25 Ekim günü, ülke tarihinin en büyük protestosu düzenlenir başkent Santiago’da... 1 milyon protestocu toplanır...

Geri adım atar Pinera; zamları geri alır, yeni bir hükümet kurdurur... Sıkı yönetimi kaldırır; halkın yürüyüşüne övgüler düzenler... Ancak sokaklarda kan döken Pinera’yı devirmeden, halkın durulacağı pek olası gibi gözükmüyor...

Ülkeyi 15 yıl dikta rejimi ile sindiren Pinochet’ten sonra, 30 yıl boyunca “sağ eyleyen sol hükümetler” yüzünden halk; yönetici sınıfın kendi kendini haklı çıkaran  ‘neoliberalizm’ ideolojisinin, hüküm sürdüğü bir yönetim sistemi istemiyor artık Şili’de.

Pinochet’in vericileri bombalamadan önce; Allende’nin radyoda yapmayı başardığı konuşmasındaki son sözlerini, katledilmesinin ardından 46 yıl geçmiş olmasına rağmen,  unutmamış Şili halkı... “Halkım kendini savunmalı, kurban etmemelidir. Halkım kendisinin yok edilmesine veya kurşunlarla delik deşik edilmesine izin vermemeli, aşağılanmaya da müsaade etmemelidir. Yaşasın Şili..! Çok yaşa halkım..! Yaşasın işçiler..! Bunlar benim son sözlerim, fedakarlığımın boşuna olmadığından eminim. Sonunda en azından suçu, alçaklığı ve ihaneti cezalandıracak bir ahlak dersi olacak...”

Günün Sözü

Halkım ben, parmakla sayılmayan

Sesimde pırıl pırıl bir güç var

Karanlıkta boy atmaya

Sessizliği aşmaya yarayan...

Pablo Neruda

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI