Uğur Mumcu - ADEM AKÖL

27 Ocak 2020 Pazartesi 01:49

“Haklıdan yana değil, güçlüden yana olanlar korkak ve kaypak olurlar... Güç merkezi değiştikçe dönerler; fırıldak olurlar” diyordu ünlü gazeteci-yazar Uğur Mumcu... “İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil, sustukları şeylerden de sorumludurlar” diye de ilave ediyordu.

1942 yılında Kırşehir’de doğar Uğur Mumcu... İlk ve Orta öğrenimini Ankara’da aldıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1965 yılında mezun olarak, meslek hayatına başlar... Henüz öğrenci iken sosyal ve politik konulara olan duyarlılığı; onun aktif bir üniversite dönemi geçirmesine neden olur.

Üniversite hayatının ilk yıllarında kaleme aldığı “Türk Sosyalizmi” başlıklı makalesi, ona Yunus Nadi Ödülü’nü kazandırır... Ardından, öğrenci derneği başkanlığına seçilir... Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 3 yıl asistanlık da yapan Uğur Mumcu, ‘12 Mart’ döneminde kaleme aldığı bir yazıda “ordu uyanık olmalı” ifadesi yüzünden 7 yıl hapse mahkum edilir ancak karar Yargıtay tarafından bozulur... Bu yüzden, askerliğini ‘yedek subay’ yerine, ‘sakıncalı piyade eri’ olarak yapmak zorunda kalır.

1974 yılında terhis olduktan sonra, bir süre Yeni Ortam Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapar... Bir yıl sonra da Cumhuriyet Gazetesi’nde düzenli olarak “Gözlem” başlıklı yazı yazmaya başlar... 1975 yılında “Suçlular ve Güçlüler” isimli ilk kitabından sonra, Altan Öymen’le birlikte ikinci bir kitap daha yayınlar... “Mobilya Dosyası” isimli; Süleyman Demirel’in yağeni Yahya Demirel’in, hayali mobilya ihracatını konu alan kitap, oldukça yankı yapar tüm Türkiye’de.

1977 yılında yayınlanan “Sakıncalı Piyade” isimli kitabı, Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarlanarak 700 kere sahnelenir Ankara Sanat Tiyatrosu’nda. 1981 yılında kaleme aldığı “Silah Kaçakçılığı ve Terör” isimli kitabında, terörün silah kaçakçılığı ile olan ilgisini açık açık ortaya koyar.

1979 yılında yayınladığı “Çıkmaz Sokak” isimli kitabında ‘12 Mart’ dönemindeki öğrenci liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıtarak, silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çeker... Papa’yı öldürme girişiminda bulunan Mehmet Ali Ağca üzerinde yaptığı araştırmalar yoğun ilgi görür... Araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen, Rabıta ve 12 Eylül isimli kitapları yayınlanır 1987 yılında.

“Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında..? Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?” diyordu Uğur Mumcu; 7 Ocak 1993 tarihli “Mossad ve Barzani” isimli yazısında... Ertesi gün Cumhuriyet Gazetesi’ndeki ‘Ültimatom’ başlıklı yazısında ise; yakında yayınlayacağı kitabında, istihbarat örgütleri ile Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı... Yine ayni gün, israil büyükelçi’si görüşmeye çağırır Uğur Mumcuyu... Sohbet sırasında “öldürülmekten korkmuyor musunuz?” diye sorar büyükelçi...

Ve tam 17 gün sonra, 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara’daki evinin önünde, arabasına konan bombanın patlaması sonucunda yaşamını yitirir ünlü gazeteci-yazar Uğur Mumcu... Patlamanın hemen ardından olay yerine giden polis, hiçbir delil bulamaz, etrafa dağılan parçalar süpürgeyle süpürülmüştür çünkü...

Suikastin arkasından tam 27 yıl geçmesine rağmen failler bulunamaz... Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu, kocasının katledilmesinden bir yıl sonra; soruşturmayı yürüten savcı Kemal Ayhan’a gidip, olayın failleri hakkında bir kanaatin oluşup oluşmadığını sorar... Savcı, “uluslararası istihbarat örgütleri, biraz mafya ve karanlık güçler” diyerek yanıtlar Güldal Mumcu’yu... Bu ziyaretten iki ay sonra Savcı Kemal Ayhan evinde ölü bulunur, otopsi bile yapılmadan defnedilir.

Ayni günlerde Güldal Mumcu’ya, dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar “öyle bir iş ki, bir duvar gibi... Bir tuğla çekersek duvar yıkılır” diyerek özetler durumu.

Adana’da İstasyon Meydanı diye bilinen kavşak, yıllar önce Uğur Mumcu Meydanı olarak değiştirilmiş... Tüm siyasi mitingler bu meydanda yapılır... Bazı partiler, miting düzenledikleri meydan isminin Uğur Mumcu olduğunu bile bile ve Uğur Mumcu’nun kimler tarafından ve ne için katledildiğini bile bile attıkları nutuklarla büyük bir çelişki oluşturuyorlar...

Gülünç duruma düşmekten çekinmiyorsanız; biraz saygılı olun da gidip mitinginizi başka bir meydanda düzenleyin...

Günün Sözü

Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır.

M. Kemal Atatürk

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI