Yastık Altındaki Zenginlik - ADEM AKOL

7 Kasım 2019 Perşembe 01:41

Bundan yıllar kadar önce, televizyonda güzel bir dizi vardı... Attila İlhan’ın ustalık eseri; Sadri Alışık ile Selda Alkor’un başrolleri paylaştığı “Kartallar Yüksek Uçar...” Ancak benim bugünkü yazım, dizinin konusu ile ilintili değil...

Bu dizinin çekildiği ana mekan Ege Bölgesi... Kısa bir tatil için gittiğim İzmir’deki bir otelde Sadri Alışık ve dizinin diğer oyuncuları ile tanışma fırsatım olmuştu... Sohbet sırasında Sadri Alışık’ın bana söylediği o söz, bir anlamda yaşantıma büyük etki yapmıştır... “Harcayabildiğin kadar zenginsin” demişti bir döneme damgasını vuran ünlü oyuncu...

Bankada veya eskilerin alışkanlığıyla, yastık altında tomar tomar paran olsa dahi, bunun hiç önemi yok... Önemli olan; yaşam standardın... Önemli olan; israf yapmadan bu dünyanın nimetlerinden ne kadar faydalanabildiğin... Yarınların sayısının süratle azaldığı bilinci ile, yapmak istediğini hemen şimdi yapabilmek...

Gazette’nin dünkü baskısındaki manşet “Para Bankalarda Yatıyor, Adana Ağlıyor” idi... Bu sözlerin sahibi; Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Genel Başkan Vekili ve Çukurova Genç İşadamları Derneği (Çukurova GİAD) Başkanı Ömer Faruk Sakarya...

Ömer Faruk Sakarya, çok isabetli bir tesbitte bulunarak; Adana özelinde krizden kurtulmanın yolunun bankalardaki 26 milyar TL’nin yatırıma dönüştürülmesi ile mümkün olabileceğini söylüyor...

Devletin bankalardaki mevduatı üretime kanalize etmeye yönelik aldığı tedbirler bir yana; fazla telaffuz edilmeyen bu ‘saklı zanginliği’ yeniden gündeme getiren Sayın Sakarya’ya teşekkür edilmesi gerekmektedir...

Geçtiğimiz gün bir dostum anlattı... Dünyadaki sayılı ekonomilerin başında gelen Almanya’da; sektörleri öldürmemek ve piyasayı canlı tutabilmek için bize garip gelen bazı önlemler alınıyormuş... Bu önlemlerden birisi oldukça garip ama  detaylı düşününce ne kadar etkin olduğu rahatlıkla anlaşılabiliyor...

Almanya’daki konut duvarları, sıvadan sonra boya yerine kağıt ile kaplanıyormuş genellikle... Kiralık bir konutta 2 ay otursanız bile, evi terk ederken yasa gereği duvar kağıtlarını bıçakla çizmeniz gerekiyormuş... Amaç; yeni gelecek kiracıyı, yeni duvar kağıdı döşemesine zorlayıp, buna bağlı sektörleri öldürmemek...

Biraz israf kokuyor olsa da, makro düzeyde isabetli bir uygulama... Kiracının cebinden bir miktar para çıkacak olmasına rağmen; bu kısacık hayatta hem kendi zevkine göre döşenmiş temiz bir konutta oturma imkanı elde edecek, hem de piyasanın canlanmasına katkıda bulunacaktır...

Biz ise ne yapıyoruz..? Derme çatma, estetikten yoksun, farkında olmadan sürekli beynimizi kemiren konutlarda yaşamayı tercih ederek; bu yönde 1 kuruş dahi harcamaktan kaçınarak, milyonları istifliyoruz...

Bankalardaki 26 milyarı, belki de bir o kadar da yastık altında olan parayı; bir çırpıda yeyip bitirelim demiyorum... Yarınımızı düşünmek, tabii ki güzel birşey... Ancak, yarınlarımızın sayısını kim bilebilir ki..? Bu ölümlü dünyada, elimizde imkan varken hiç bir şeyi ertelemeden yaşamak daha doğru değil midir..? Bu davranış; sağlığımıza da olumlu katkı yapmayacak mıdır..? Yarın sağlığımızı yitirdikten sonra; veya bu dünyadan göç ettikten sonra; bankadaki birikimlerimiz kendi öz evlatlarımıza dahi yaramayacaktır...

Evli olsalar dahi, çocuklarımıza da katkıda bulunmak zorundayız muhakkak... Ancak sağlığımız elden gittikten veya öldükten sonra, inanın bu paranın onlara da hiçbir faydası olmayacaktır... Bu parayı sağlıklı iken, sevdiklerimizle birlikte yemek; hem bizi hem de onları daha fazla mutlu edecektir...

Bankalardaki küçük şahsi birikimler, bu şekilde daha verimli değerlendirilirken piyasaya getireceği canlılığı da unutmayalım... En büyük katkı ise; büyük miktardaki birikimlerin doğrudan üretime kanalize edilmesi ile mümkün olacaktır...

‘Param bankada dursun, başım rahat olsun; biraz da faiz alırım’ zihniyeti ile hiçbir yere varamayız... Bankalardaki 26 milyarın Adana piyasasında döndüğünü bir düşünün... Yapılacak doğru yatırımlarla, hem ülkemizdeki üretim miktarı artmış olacak; hem dışa bağımlılığımız azalacak; hem işsizlik oranı gerileyecek; hem yaşam standardımız yükselecek; hem de daha mutlu bireyler olarak, ailemize ve ülkemize daha çok yararı olan vatandaş kimliğini kazanmış olacağız...

Bunu yapmak o kadar zor değil ki..! Daha iyi bir yaşam için; hadi hep birlikte, yastık altındaki zenginliğimizi ortaya çıkaralım..!

Günün Sözü

Ne kadar zengin olsan, ancak yiyebileceğin kadar yersin. Denize testiyi daldırsan, alabileceği kadar su alır, gerisi kalır.

Hz. Mevlana

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI