Yok Olmamak İçin Direniyor..! - ADEM AKOL

11 Kasım 2019 Pazartesi 00:32

Doğadan bahsediyorum... Yok olmamak için direniyor..! Daha doğrusu, yok olmak istemiyor... Kendinden çok, üzerinde barındırdığı milyonlarca tür canlıyı düşünüyor... Çünkü biliyor ki; kendisi insan olmadan da yaşar, ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz...

Sık sık doğayla ilgili yazılar kaleme alıyoruz... Çevremizdeki doğayı katleden, kendini insan zanneden yokedici canavarları gördükçe; başka bir konuyu irdelemenin de gereksiz olduğunu düşünüyorum... Çünkü doğanın yokoluşu, herşeyin yokoluşunu getirecektir... Doğadaki küçük canavarcıklar olan biz insanların kendi sorunları ile ilgilenmenin bir anlamı kalmayacaktır o zaman...

Dün, Merkez Park’ta yürüdüm biraz... Doğanın Adana’ya bahşettiği en büyük nimet olan, Seyhan Nehri’nin kenarında suyun akışını izledim bir süre... Geçtiği her yere hayat veren, Çukurova’yı ‘Çukurova’ yapan Seyhan Nehri’ni... Her Çukurovalı’nın kutsallık boyutunda saygı göstermesi gereken Seyhan Nehri’ni...

Ne yazık ki, sadece izlediğim noktada; yüzlerce ped şişe ve poşet brakılmış suya... “Bana bu yapılamaz” dercesine suyun durgunlaştığı bölgelerde bekletmiş atıkları Seyhan Nehri... “İnsanoğlu, hatasının bilincine varıp; temizler” ümidi ile...

İnsanoğlundan bahsediyoruz... Kendi kendini yok etmekten büyük bir haz alan canavarlardan... Dini açıdan kutsal kabul ettiği, Hindistan’daki Ganj Nehri’ne bile; günde 1.5 milyar litre işlenmemiş kanalizasyon atığı ve yarım milyar litre sanayi atığı braktığı için; Himalaya eteklerindeki berrak suyla beslenen nehri, çamur rengine boyayan insansı canavarlardan...

Çektiği zulmün haddi hesabı yok; doğanın bu insansı canavarlarından... 500 bin yıl öncesinde yaşayan ataları ‘homo sapiens’lerden başlayıp günümüzün modern (!) insanına kadar...

Kendine zarar verebileceğini düşündüğü, diğer canlıları yok etmekle işe başlamış ‘Homo Sapiens’ler... Sonra karnını doyurmak ve kürkünü sırtına geçirmek için öldürür onları... Beyni geliştikçe ağaçları devirip kendine barınak yapmasını öğrenir... Masumane, hayatta kalabilme mücadelesi sonucunda...

9 bin yıl önce, üretmeyi öğrendiği kumaştan oluşan atıklarla; çevresini kirletmeye başlar ilk kez, belki de... Bazı metalleri keşfettikten sonra hız kazanır çevresine verdiği zarar...

5 bin yıl önce, Fenikeliler’in cam imal etmeyi keşfetmelerinin ardından; kalıcı atık brakmaya başlar dünyasına, insanoğlu...

2 bin yıl önce, Çinliler’in kağıdı bulmaları; hem ağaçların hızla katledilmesine hem de çevreye daha fazla atığın brakılmasına neden olur...

2 yüz yıl önce, insanoğlunun bulduğu petrolün; hızla onun sonunu hazırlayacağından habersizdi doğa...

Sadece yüz yıl önce, büyük bir maharetmiş gibi keşfettiği sentetik malzeme; hele de naylon üretmeye başlayınca, koparır dananın kuyruğunu insanoğlu...

‘Teknoloji’ adı altında, ihtiyacından fazla tüketmeye alıştırılan Homo-Sapiens’lerin torunlarının; bir de kontrolsüz üremelerine syirci kalır doğa... Biçar sanılır, dünyanın bu yeni işgalcileri tarafından...

Dünyanın kalıcı, kendinin geçici olduğunu bilemez... Ortalama 70 yıl yaşasa, toplamda geriye 30 ton çöp brakacağına aldırış etmez... Dünyaya her gün 8 milyon ton atık braktığını, üst üste koyup hesaplamaz...

8 milyara yaklaşmış nüfusun tükettiğini ve tüketemediğini üreten tesislerin çevreyi nasıl katlettiğini görmezden gelir... Kendi şahsi çıkarları uğruna, bilerek yapar birçok şeyi...

‘Sıfır atık’ yerine, çevreye ‘bol atık’ brakmak; daha kolay (!) çünkü...

Dere yataklarına inşaat yapmak; daha ekonomik (!) çünkü...

Bacadan çıkan dumanı, hiçbir tedbir almadan gökyüzüne savurmak; daha pratik (!) çünkü...

Çıkardığı sıvı atığı, hiçbir işlem yapmadan su kaynaklarına deşarj etmek; daha basit (!) çünkü...

Zehirli, kimyasal, ağır metal ve nükleer atıkları, toprağın altına gömmenin kime ne zararı (!) olabilir ki..?

Karbon-Dioksit, karbon-Monoksit, Sülfür-Dioksit, Nitrojen-Oksit gibi gazları atmosferden başka salıvereceğimiz (!) ortam mı var?..

Siz de haklısınız (!) yok, YOK...

Savurun; elinizdekileri Seyhan Nehri’ne...

Yakın; size oksijen temin eden ağaçları...

Kirletin çevrenizi; bol atık üretmeyi, modern yaşamın gerekliliği zannederek...

Bir gün gelir, her şey YOK olur... Bir gün gelir doğa YOK olur...

Doğa YOK olunca, siz VAR olacağınızı mı sanıyorsunuz?..

Günün Sözü

Dünya ve gökyüzü, ormanlar ve tarlalar, göller ve akarsular, dağ ve deniz; mükemmel eğitimcilerdir ve bazılarımıza kitaplardan öğrenebileceğimizden daha fazla öğretir.

John Lubbock


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI