Domates Biber Patlıcan - ASLI MERCAN SARI

25 Ocak 2019 Cuma 09:58

Yazan insan illa ki bir şeylerden beslenecek. Kimisi aşk, kimi hırs, kimisi ihtiras, kimisi iyilik, kimi güzellik, kimisi de halktan beslenir. Yine halktan beslendiğim günlerden biri. Canım yurdum insanı zaten yazmaya her denli müsait. Cuma günleri akşam eve dönüşümde halk pazarına mutlaka uğrarım halkın arasına karışmak isterim. Saygıdeğer ekmeğini taştan çıkaran pazarcı abilerimle, kardeşlerimle az biraz hasbihal etme fırsatı buldum bu hafta.

Beni bilen bilir siyaset yazmak hiç tercihim değildir. Kolay kolay köşelerime de yansıtmam. Bizzat bulunduğum ve yaşadığım şehrin (İzmir) yerel halkı iktidar yanlısı olmayan bir düşünce yapısına sahip lakin muhabbet tahmin ettiğinizden çok farklı boyuta kaydı. Bu iş yan, yön, parti, şu, bu olmaktan çıkışmış. Arada bu işin kaymağını yiyen öyle cingözler var ki... Biz hararetli bir şekilde konuşurken arkadan kulak kabartan yaşlıca bir dayım çok haklı bir haykırışla ben çiftçiyim benim elimden Nohut’u 2,5 TL ye al raflarda 15 TL ye sat, Marulu 1,5 TL ye al 6 TL ye sat Patates 80 kuruş pazarda 4 TL ye sat bu yıllardır böyle artık çiftçilerde üretemeyecek hale geldi. İthal edilecek bundan sonra. Bir diğer abi başladı ardın sıra söze der ki “Fahiş fiyat artışları sadece sebze meyvede değil ki Aslı Hanım. Enflasyonla topyekûn mücadele ettiğini söyleyen birçok işletme bile ıslak mendilin fiyatını 2,75 TL den 6 TL ye çıkarmış yani 2,5 katına. Artık laf değil icraat zamanı bunu sorumluları üretici ise onlara, değil satıcılar ise onlara, rantçılar kimse onlara gereği yapılsın artık.” der. Tüketici zaten isyanlarda. Pazarcı masraflar çok diyor. Bende isterim ucuz olsun fazla satayım diyor.

Bunları eminim sizde görüyor ve de biliyorsunuz ne acıdır ki gıdadaki, sebzedeki, meyvedeki rantçılar vatandaşları mağdur etmeye devam ediyor. Gıda ürünlerinde üreticiden sofraya kadar geçen sürede fiyatlar sahiden abartmıyorum tam 7 kat artıyor daha fazla artış gösteren de var. Bu işin rantçıları dört gözle ülkede ufacık bir mevzu çıksın ve bu mevzuyu sindire sindire eze eze kullanayım diye fırsat kolluyor. Gerek sebze meyve gerek, gerek market zinciri gerek gerek gerek birçok sektörde böyle. Bir taraftan bazı vatandaşlar; Türkiye'de tarım, mazot, elektrik, gübre, yem olarak kullanılan yağlı tohumlar ve mısır gibi ürünlerde dışa bağımlı hale geldi. Kur artışları sonucu ithalat pahalılaşırken, çiftçinin maliyeti katlandı. Diğer yandan yüksek fiyatları düşürebilmek için her seferinde ithalat öne sürülüyor diyor. Az biraz araştırıldığında TÜİK ve Merkez Bankası verilerini bulursunuz. Gıda fiyatları önceki yıllara göre yüzde 14,36 artmış. Meyve ve sebzede yıllık enflasyon oranı yüzde 26’yı geçmiş. Bakliyat, et, zeytinyağı gibi birçok temel gıda maddesinde daha yüksek yüzdelerle fiyat artışları yaşanmış. Geçen yıl gerçekleşen üretim azlığı ve bu yılın Ocak ayında görülen don olayları sebebiyle kat be kat arttı diyen var. Birçok ürünün fiyatı yüzde 10 ila 16 oranında arttı. Kimi verilere göre tarım alanlarına çok sel geldi deyip işi kökünden kestirip atanlar var. Net açıklama bekleniyordu bu husus ile ilgili Sayın Erdoğan’dan ve beklenen açıklama geldi.

Erdoğan açıklamasında "Mademki biz "komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen medeniyetin mensubuyuz; öyleyse son dönemde yaşanan hadiseler karşısında kendimizi sorguya çekmek zorundayız. Şüphesiz kimseye zararına iş yap demiyoruz. Ancak faiz oranları düşmüş, enflasyon belli oranda düşmüş. Bakıyorsunuz marketlerde, pazarlarda hala sebze meyve v.b fiyatlar düşmüyor, hala yükseliyor. Bunu ne ile izah edeceğiz? Öyleyse bize düşen nedir? Bu marketlerde eğer kalkıp benim halkımı sömürge mücadelesini devam ettirenler varsa, bunun hesabını sorma görevi bizimdir ve hesabını sorarız. " şeklinde konuştu.

Son kelamımı kondurayım o vakit. Üretici ile nihai tüketici arasına giren aracılar rant ve vurgunla geçinmeye alışmış insan görünümlü müsveddeler. Bunlar milletin sırtında kan emici birer sülük gibi davranıyor. Aracıları aradan çıkartmak devletin görevi evet biliyoruz. Ülkemizde etkili bir tüketici dernekleri kanununa ihtiyaç var. Bu dernekler kamuoyunda tüketici bilincini artırmanın yanında vurguncuları, soyguncuları, kan emicileri yakından takip edip ihbar ettiğinde kanun bu müsveddelerin yakasına yapışmalı. Derneklere Kanuni yetkiler vererek desteklenmeli. Daha birçok düşünceye sahibim esasın da yazsam sürer gider. Ne olacak çiftçi, ne olacak esnaf, ne olacak tüketici? Ne olacaksa olsun da rahatlasın en azından ekmeğini taştan çıkaran insanlarımız.


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.