Düşünce Yaşamım Koca Enkazlarla Dolu - ASLI MERCAN SARI

28 Haziran 2019 Cuma 09:49

Kelimeleri yazmaya başladığım şu dakikalarda, satırların devamı gelmeyecek diye korkuyla doluyum. Aylardır bu hususla ilgili tek bir kelime bile yazamamış, sonrasında bir cesaretle başladığım iç dökme, gözlerimden yaş dökme seansımı kaç satırdan öteye geçirebilirim bilmiyorum. Çünkü konu kimsesiz ve yardıma muhtaç çocuklar. 
Demem o ki, aylardır içimin buhranını taşıyorum. Tıka basa dolu bir bardağın sürekli taşmasını kimse nasıl görmez anlayamıyorum da. Doğrusu artık kimsenin birisini görmesini beklemiyorum. Umursamaz insanlardan gerçekten çok bıkmıştım. Sadece ben, son zamanlarda benim gibi düşünen, benim gibi hissedilebilen insanlarla bir arada yürümenin verdiği hazzı en zirvede yaşıyordum. 
Belki de köşeme beynimde yön veren geçenlerde akademisyen bir arkadaşımın bana şu sözleriydi: “Biliyor musun ben çok dar durumda büyüdüm o kadar dardı ki üzerime giyebilecek bir montum bile yoktu. Çok iyi hatırlıyorum zemheri bir kış günüydü. Yağmurdan çok fazla ıslanmıştım. Sınıfa girdiğimde öğretmenim bana bakıp “sana bir mont alalım yavrum” dediğinde “gerek yok öğretmenim benim evde var zaten” dediğimi ve kahroluşumu hiçbir zaman unutmuyorum. Evet, benim monta çok ihtiyacım vardı ama sırf öğretmenim bunu sınıfta herkesin içinde söylediği için çok gurur yaptım.”
İşte bu sözler kulaklarımda deli bir rüzgâr gibi uğulduyordu… İşin bir de reklam boyutu vardı değil mi yaptığı yardımı burnuna burnuna sokanlar sizden de bıktım!
Düşününce yaşamım koca enkazlarla dolu. Hayatın bu yönünü görmeye başladığımdan bu yana birçok insanın hayatımda ve bu hayatta sahiden gereksiz kalabalık olduğu kanısına vardım. Hiç bir şeyden mutlu olmayan yeni nesil, duyarsız insanlık, şımarık ucube bedenler, dudaklarını büzdürenler, sosyal medya delileri, klavye erkekleri, kendini bir şey sananlar hepinizden yürek dolusu bıktım. Sildiklerim, sövdüklerim, yerle yeksan olanlar, hala ölüp gidip kuyruğu dik gidenler… 
Geçmişim kulaklarımı sağır edecek derecede çığlık atıyor. Bir şeyleri ittirerek, silerek ya da çoğu kez dizlerimi kanatarak açtığım yollarla gurur duymam gerekir mi? Yoksa daha nasıl hayatlara dokunabilirimin an bir an muhasebesini yapmakla geçiyor her gecem. En acısı da bunu yeni fark etmem. Kendimi kendime zehir etmek gibi mi yaptığım? 
Beynimde dönen umarsız bu uğultuyu daha önce de defalarca yaşadım. Kafayı yedirtiyor bazen düşüncelerim, ateşlere vermek istiyorum bu lanet döngüyü, bu lanet insanlığı! Gün içerisinde hayat telaşesinde gördüğüm bakan gülen yüzler, peçete satmaya çalışan o çocuklar, ameliyat parası bulamadığı için ölecek olan küçük bir kız, parası olmadığı için implant duyu kulaklığını alamayan ve duyamayan kızımız... Hepsi, hepsi beynimi kamçılıyor… Köşeye sinip ağlamak isteği uyandırıyor bunlar…
Bir hayat düşünün sahiden adil değil bu yaşam cümlesini kendi iliklerinizde hissedebilecek kadar doğru. Spiker- Sunucu Akademi günlerinden birindeyim pür telaş evden çıkma telaşesi içerisindeyim. Baştan sona evi kontrol edip koyuldum yola yol boyu yanımda oturan bir çocuğa ilişti gözüm sessiz ürkek elinde ayakkabı boyası ama bir yanı utançtan bakmıyor eller çatlak surat bin parça şöyle etrafınıza ne zaman baktınız etrafınıza nicedir. Bana soruyorlar Aslı Hanım nereden buluyorsunuz bu yavruları? O kadar çoklar ki; Gözlerinde baktığımız an, mahcup bakışlarını kaçıran sevgiye hasret nice evlatlarımız her yerde. Bir yuva özleminde yarını olmayan yarınlarımızın çocukları, Ülkemizin vazgeçilmez gerçekleri... 
O yavrularda hayatı suallerle dolu bir yargılayış var, tüm dünyayı, geçmişi, geleceği, kimsesizliğin acı kaderini. Oyuncak hayali yok onların hayat mücadelesini nasıl kazanabilirim derdindeler. Sözün bittiği yerde, ağlayan yüreklerde; geceden sessiz, geceden sağır kimselerin, kimsesi olmayandır onlar.
Çaresizlik ne kötü şey değil mi? Anne kucağı eksik, eksilerde çaresiz'' kimsesiz, muhtaç… Her şeyde hep bir şeyler eksik, hep bir şeylerde hüzün, çok şey zorda, darda, darağacına kurulmuş umudu olmayan yarınlar... Hiç bir şey yapamıyorsan bile tespit edip ilgili makamlara bildir, İlla cebinden para çıkar demiyorum. İçinden az da olsa insanlığını çıkar, konuştur diyorum. Oturduğunuz mahallede, sokakta başı okşanacak kaç yetim, kaç yoksul biliyor, tanıyorsunuz? Onlarla ilgili şimdiye kadar ne yaptınız? Ne yapmayı düşünüyorsunuz? Şimdi hep birlikte Hazreti Allah’ın bu ilahi görevi için bir şeyler yapmaya çalışalım. Bize toplumun bir emaneti olan yetim ve kimsesiz çocuklar bizim cennetimiz olabilir. Ağlayan yürekler için, muhtaç olanlar için gelin bir destekte biz olalım. Birlikten kuvveti doğurup hep beraber hayatlara dokunalım. İnadına iyilik inadına güzellik naraları atalım…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.