GÜÇLÜ DURMA GÜÇLÜ OL - ASLI MERCAN SARI

18 Aralık 2017 Pazartesi 10:04

(UÇURUM DEĞİL DİRİLİŞ)

Hava puslu mu puslu… Yoldayım Yağmur, “umarsızca ıslatan” türünden çiseliyor… Fonda yine derin kapanmaz yaraları anımsatan müzik… Birden dalarım uzaklara. Mevsim zemheri kış… “Hangi yılın kışı” diye sormayın lütfen! Bu gece ruhumun en gizli köşesine sakladığım yaram kanar, bende yazarım... Sizlerde de oldu mu? Uçurumun kenarında hissediyorsunuz kendinizi. Sanki bir adım atsanız, düşüp paramparça olacaksınız. Dal mal da yok. Tutunacak hiçbir şey yok. İnsan kendini tutunacak hiçbir şey bulamadığı zamanlarda düşecek gibi hissediyor zaten. Düşmenin de böyle basit bir matematiği var. Derin derin iç çekersiniz “Ah o günler” diyerek…

Koşar adımlarla geliyorum evime, köşeme. Odamın sıcaklığına kitliyorum kendimi, kitaplar, kahvem. Çekmeceye yönelirim bütün geçmişim orada saklı. Kulpuna uzanıp açar açmaz dökülür fersah fersah sözler, harfler, cümleler nasıl bir savaş içerisinde… Biri ağlıyor, biri acıyor, biri ise kapat o defterleri artık bitti diyor sanki o çekmecede bütün geçmişim benimle bir bir yüzleşiyor.  Düşüncelerimin ateşini yükselten çığlıklar oluşuyor hep. Dalıp gidiyorum. Kulağımda müziğin sesi; yatağıma uzanır gibi oturuyorum ve başlıyorum tuşlara basmaya… Buruk bir gülümseme var yüzümde, zamanı geri çevirirsem ne olur diye düşünüyorum. Şimdi yazdıklarımdan çok daha kötüyüm be o zamanlar. İç sesim diyor ki hayır! Köşe adın bu olmamalı ASLI… “UÇURUM”. İçimi döksem belki rahatlayacağım ama olmayacak biliyorum. Kalbim o kadar acıyor ki. Eskiye ait hiçbir şey görmek istemiyorum. Yakamı bırakmıyorlar. Kaçıyorum. Saklanıyorum. Sesli ağlamamı kimse duysun istemiyorum. Sonra diyorum ki Kuytularda ağlamaktan bıktım. Bırak! Aksın. Özgür kalsın gözyaşlarım. Yazmak bile artık geçmiş yükümü hafifletmiyor. En çok tutunduğum dal o zamanlarda “”güçlü olmak” Hayata karşı… Evet Uçurum konusuna girmeyeceğim. Yakında Kitabım çıkacak “”UÇURUMUN KENARINDAN DÖNÜŞ” ve o kitapla geçmişin tüm izlerini sileceğim… Kapat beyni ni o unutulmaz ağrılı gecelere taşıma köşene. Hayat senin ne kadar güçlü olduğuna bakıyor. Bilemezler ne derece mücadele ettiğini, yargılarlar, dalından kopmamak için verdiğin çabayı bilmezler de nasıl da savruldu bir rüzgâr da derler.

Neyse konuyu kapattım. Unutamadıklarım var elbet. Ne çok şey biriktirmişim şu hayatta, ne çok yaşanmışlığım olmuş kısa ömrümde. Acısı tatlısı, gülmeli ağlamalı derin izler… Su gibi geçen yıllarım kalmış geride. Geriye dönüp baktığımda dünmüş gibi olan, ne çabuk geçti ne yaptım dediğim yıllar...”NANKÖRSÜN İNSANOĞLU” Bu hayatta en acısı neydi biliyor musunuz? En zayıf anlarda bile maskeli dolaşır olmak ne büyük zorluk. Ağlasanız, ben yoruldum deseniz bir tekme daha vuracak ne idüği belirsizler sırada. Ah bide acıyacaklar size kendi perişan hayatlarına bakmadan arkasından da yalnızlığı biraz daha içinizde hissedeceksiniz. Yardım eli değil uzanacak olan, aksine kaçan eller olacak çevrenizde...

Güçlü durma, güçlü ol bu hayatta!

Geçmişime elveda geleceğime saygıyla…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI