Hor görme tok acın halinden anlamaz (Kimsesiz Çocuklara İtafen) - ASLI MERCAN SARI

13 Ocak 2017 Cuma 18:19

Hava çok soğuk, kendi başıma keyif yapacağım düşüncesiyle, zifiri karanlık saat 23.30 civarı. Aldım elime kahvemi bir balkona çıkayım dedim sıcaktan bunalmıştım evin içinde, rüzgârın esişi, hırçın sesi ürkütücü sokaklarda kimse yok, loş yanan sokak lambasının altında çöplerin yanında küçük bir çocuk ilişti gözüme dikkatimi iyice verdim,  insanüstü bir çabayla kartonları ve artık çöp poşetlerini kurcalıyor. Elimde tuttuğum sıcacık fincana baktım, hemen bırakıverdim. Utandım içimden bir şeyler koptu.

Sokakta yaşayan çocukları gördüğümüzde acıma hissi duyma insanlığımızın bir belirtisi midir? Evet, ama hep de merak ederiz hayatlarını.  Sözde onları düşünüyoruz ama kimse onları bu halden kurtarmak için çokta çaba sarf etmiyoruz. Ertesi gün oldu,  yine aynı saatlerde çıktım balkonuma.  Niyetim keyif falan değil! Gün boyu aklımdan çıkmayan o ana kuzusunun bir dilim ekmek bulmak için gösterdiği çaba boğazım düğümleniyor yine… Bakıyorum ama gelmiyor. Acaba bir şey mi oldu? Aaa geldi. Tamam, sevindim,  birden ne yapacaktım? Planım neydi?  İzleyecek miydim sadece? Acıyarak mı bakacaktım? Üzüntüden aklımdan geçen deli sorular eşliğinde baka kaldım arkasından yine. Sorup soruşturdum neden bu kadar dikkatimi çekmişti. Gecenin o saatinde minicik bir çocuk olması belki de yoksa çokta garip değil günümüz şartlarında, sokakta kimsesiz evsiz barksız olan o kadar çok insan vardı ki… Bu çocuğun naylondan ev görünümlü kötü bir kerpiçten evleri varmış. Çöpleri tırnaklarıyla kazıyarak bulduğu ekmek parçalarının yarısını kendisi yiyip yarısını aç olan sokak hayvanlarına verirmiş. Çoğu kişi bu çocuğu görünce gülerek dalga geçermiş ‘’Pantolonu yırtık, Kirli çocuk'' sen doydun muda ekmeğini hayvanla paylaşıyorsun diye. Biz nasıl yetiştiriyoruz bu evlatlarımızı? Tok acın halinden anlar mı? ailede eğitimde çok önemli senin o hayvan dediğine o pantolonu yırtık çocuk kaderdaşı olarak görüyor ikisi de aç çünkü!...  Ahhlarım buradan köye yol olur ne desem boş. ‘’ Hayat hiç adil değil’’ son zamanlarda çok sık kullandığım bir cümledir.  Peki, ne yapmalı? Bu devletin sorumluluğu gözünle bakmayı bırak da ben ne yapabilirim? diye düşünmeli insan. Büyük bir kısmının hayatına dokunuş olamayacağız elbet ama bir tanesinin bile ufacık bir gülüşüne sebep olabilirsek ne mutlu bize. Bu arada yaptığını da reklama dönüştürmez isen daha hayırlı olacaktır. Reklam sağduyusuyla yapılan yardımı, şiddetle reddedenlerdenim. Sokak çocuğu da demeyin onlara doğarken sokak çocuğu değildi onlar. Nedir peki günahları bakar mısın yüzlerine her yerdeler cadde, sokak, Pazar yığınla… Bazen bir bankta yatarken görüyorum onları. Korku dolu gözlerle etrafı süzüyorlar öylece saf ve temiz… Bazen lokantaların önünde yutkunurken... Bazen düşünüyorum hepsini bir yere götürüp yemek yemekten çatlayana kadar yedirsem doyarlar mı diye ama kafam da hep bir soru işareti kalıyor ve diyorum hüzünlü bir iç sesimle  ‘doymayacaklar’. Aslında aç olan yerleri karınları değil kalpleri, duyguları. Onlar sevgiye şefkate aç.  Sıcak bir gülümsemeye. Soğuktan donmuş minik ellerinin sarılıp sarmalanmasına ve en önemlisi aile şefkatine. ‘’SUSARIM’’ yine boğazım düğümlenir.

Ne güzel bir sözdür bu  ‘’Hiç düşündünüz mü! Belki de yetim ve öksüzlerin bize değil, bizim onlara ihtiyacımız vardır. Onların kurtuluşu bizim kurtuluşumuz olacaktır.’’ Haydi, kendi çapımda varım ben elimi o taşın altına koymaya. Onarlarla ilgili tek başıma da olsa büyük bir sosyal sorumluluk projesi hazırlamaya var mısın bu yolda benimle yürümeye? Var mısınız soğuktan donan elleri ısıtmaya?

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI