İSTİSMARA YÜREĞİ DAYANAMAYAN BİR ANNE - ASLI MERCAN SARI

14 Aralık 2018 Cuma 17:56

(ÇOK YOĞUN DUYGULAR İLE)

Yine istismar, yine baharı yaşamadan kışa hapsolmuş masum bir çocuk. Geçen yılların verdiği acı iç döküş… Kalemim, yüreğim, vicdanım elvermiyor bu utanç dolu hikâyeyi kaleme almaya. Gerek maillerden, gerek özel mesajlar birçok sosyal medya hesaplarımdan haber geliyor elime. Hepsini irdeleyip doğruluk yönünü ispat edip satırlara dökmek ve bunu tüm detayları ile içim sızlaya sızlaya sizlere, köşeme aktarmak sahiden güç… Katiyen şahıs isim ve şehir ismi vermeyeceğim. Bana gelen mektup vari yazılmış bir iç yakarışı kısa keserek sizler ile paylaşıyorum:

Merhaba Aslı Hanım. Hatta kızım demek istiyorum size. Yaş kemale erdi 65’e dayadık merdiveni. Ben doğduğu günden bu yana çileler içerisinde büyümüş kaderin en büyük sillesini yemiş kadınlık cinsiyetinin ne olduğunu bilmeyen biriyim. Neden diye soracak olursanız şöyle anlatayım: 5 yaşında Babası tarafından yıllarca tecavüze uğramış ne çocukluğunu bilmiş nede ağzını tek kelime açabilmiş sığıntı olarak büyümüş biriyim. Annemin bu utanç azap verici durumdan haberi bile olmasına rağmen babamın korkusundan hiçbir şekilde ses çıkaramamış, bu azap onu kahrettiği için hayatının baharında gözlerini dünyaya yummuş. Ne okumak gördüm ne yazmak. Daha akranlarım sokakta oynarken parayla benden 20 yaş büyük kocaya satıldım. Tabi ben bunları kısaltıyorum Aslı Hanım o zamana kadar geçen süreler yaşadıklarım, sabahlara kadar gözlerime kan otururdu ağlamaktan. Hiç mi bir insan evladı yoktu beni bu hayattan kurtarabilecek? Ve böylece evlendim. Ama içimde yılların verdiği o eziklik ve utanç duygusu ile en azından kurtulacağımı düşünmüştüm evlenince.

Nafile… Bu seferde koca dayağı eve gecenin bir yarısı bilmediğim erkek gurubunun gelişi, içki kumar bu kadar şeyin içinde doğan iki evladım. Evlatlarıma sarılmıştım hiç bir şey onların huzurundan daha önemli değildi. Gözüm hiçbir olumsuzluğu görmeden bütün hayatın güzelliklerini onlara yaşatmaya çalışıyordum. Ta ki eşimin çocuklarıma istismarını fark edene kadar. Eyvah! Annemle aynı kaderimi paylaşıyordum? Onun gibi sessizce içime atıp kahrımdan ölecek miydim? Bir şeyler yapmalıydım hayatımda hiçbir zaman bulamadığım gücü işte evlatlarım için buldum. Hep nereye giderim, ne yaparım korkusu vardı içimde yıllarca. Lakin bu olgu evlat söz konusu olunca yerle bir oldu. İliklerime kadar hissetim o gücü kendimde hayat bu seferde ben seni yeneceğim dedim. Aldım evlatlarımı çıktım evden. Ayak çıplak cepte beş kuruş yok. O zamanlarda sığınma evleri yok varsa da bilen yok. Biri 4 biri 7 yaşında 2 çocuk aylarca orada burada parklarda yatarak gündelik işlerde çalışarak yurt dışına gidebilmenin bir yolunu buldum. Tertemiz bir hayat beni bekliyordu. Kaptım çocuklarımı arkama bile bakmadan çektim gittim hala yurt dışındayım. Şimdi kızım doktor oğlum mühendis. O ürkek zulme uğramış kız bildiğin canavar oldu. Bu kaderi tek başıma değiştirdim.

Kimse görmedi!

Bilmedi!

Karışmadı!

Biliyorsa da sustu, ses etmedi. Biliyorum herkes benim kadar şanslı değil, yıllarca duyuyorum çocuk istismarlarını kadın cinayetlerini. Susuluyor biliyor musunuz Aslı Hanım? Hem de öyle bir susuluyor ki bağırıyorsunuz çığlık çığlığa kimse tutmuyor elinizden. Hikâye o kadar çok uzun ki eminim benimle aynı kaderi paylaşan yüzlerce insan vardır.  Bu iç döküşümü okusa bile içinin derinliklerinde hissedip sesini çıkarmayacak. Mutluymuş oyununa devam edecek ve gün gelip bizde ana haberlerde istismar ve kadın cinayeti diye izleyeceğiz…

Hanım efendinin kelamını oldukça kısalttım şuan eşi ve babası hayatta değil ama yaşadıklarını o kadar açık ve ağır yürek parçalar cinsten yazmış ki birçok yerini sansürleyip silmek zorunda kaldım. İstismarın görünmeyen, konuşulmayan, tanımlanmayan pek çok farklı biçimi var. Soruyu buradan bakarak da sorabiliriz; hangi istismar türleri daha görünür, konuşulur oldu memleketimde insanlarımda? Neden bazı olaylar göz ardı ediliyor, neden hala bana dokunmayan bin yıl yaşasın zihniyetindeyiz? Görünürde sosyal medyada bağırmalar, çağırmalar, saydırmalar gani ama gerçekte öylemi? Kanun adalet kısmına zaten hiç girmeyeceğim acı vahim…

Ez cümlelerimi kondurayım yüreğimin sızısı ile. Çocuklara o iğrençlikle dokunmuyor olabilirsiniz, koruyor gibi olabilirsiniz ele güne karşı, çocuk istismarı size beyin yakacak kadar korkunç geliyor olabilir. Asıl olan böyle bir olayı duyduğunuzda, şahit olduğunuzda ne yapıyorsunuz? Çevrende İstismarla yargılanan şahsiyetlere davranışın nedir? Çocuğu istismara uğrayan insanların ne kadar yanındasın? Gözler görüyor yoksa sende banane deyip dönüp gidiyor musun? Bu ve daha sorulacak onlarca soru silsilesi…

Çocuk susar, korkar ama ne olur göz göre göre siz susmayın. Evim yanmadı benim, kimin yanarsa yansın demeyin!

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.