KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE (AŞK) - ASLI MERCAN SARI

15 Aralık 2017 Cuma 10:23

Büyük üstat Neşet Ertaş “Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen?” diyerek vururken bağlamanın tellerine, acaba günümüzdeki şıpsevdi aşkları görseydi yine bu unutulmaz dizeleri dillerimize plesenkte eder miydi? Günümüzde oldukça gündemde olan bir konu bu “Sanal aşklar, yalan aşklar, kimin eli kimin cebindekiler…” Birçok Sosyal paylaşım sitelerinde (burası da dâhil) tanışıp, birbirlerine âşık olanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Şıpsevdi aşklara ne demeli peki? Kimin eli kimin cebindekilere hiç girmeyeceğim. Başıma ne geldiyse ondan geldi. Dürüstlük başa bela, sus bir kere de arkadaş! Durmaz ki ağzın, illa ki doğruları konuş ASLI! Aman dokuz köyden kovulmak mı? Ne münasebet, hepsinden teker teker, eze eze ben gittim. Burada kahkaha attım. Bu ilişkiler, güven barındırmayan, yalnızca klavyedeki tuşlardan ibaret olan ya da gönül eğlendirmelik birlikteliklerdir. Ben de bu konuyu ele almak istedim.

Geçen günlerde çok tatlı yaşlıca bir teyzeciğimle sohbet ettik. Ona kendi zamanındaki aşkları sordum. Teyzemin bam teliymiş, başladı güzel güzel anlatmaya… Aşk… Yavrum, aşk diyerek çekti içini. İnsanı ayağının altından titretip, beynine kadar sarıp sarmalayan, günlerce karnında karıncalanmaya sebep ne tarifi ne de resmi var dedi, devam etti. Tabi ben pür dikkat dinliyorum zevkle. O kadar şirin anlatıyor ki kendi şivesiyle yazsam mı? Yazmasam mı? Diye de düşünmedim değil! Aşk, insanoğlunu bedeninden sarsacak kadar büyük bir şiddete sahipti zamanımızda lakin ömrü çok az olan bir duygudur diye de ekledi. Aşkta ne var biliyor musun yavrum? Ne var teyzem? Aşkta çok çabuk solan güllerin güzelliği var. Âşık olduğunuz kişinin ilk elini tuttuğunuzda ilk dokunuşunuz da hissettiğiniz duyguları bilmem kaçıncı dokunuşunuz da hissedemiyorsunuz, o kişinin gözlerine aynı anlam yüküyle bakamıyorsunuz. Tabi ne olursa olsun bizim zamanımızda daha ebediydi aşk da sevgi de dedi. Şimdilerde öyle mi? Telefonunu aradım, açmadı haydi bitti. Dışarı çıktın arkadaşlarınla, haydi bitti yine. Eskiden aylarca mektuba karşılık beklerdik, dedi. Tatlı tatlı bir anlatışı var,  yazarken bile gülümsüyorum. Sevgiyi sor hele, dedi. Elbette dedim. Sevgi de öyle değildir. Hep hissedersin sevgiyi; gerçektir, yalansız sadakatlidir. Sevgi de üzerine bir şeyler koydukça, bir şeyler ilave ettikçe sürekli olarak çoğalır, büyür, içinde ölene dek yeşerttiğin kocaman bir duygudur. Bir ömür geçirebileceğiniz, bir ömür güvenebileceğinizden emin olmak, ne kadar güzel ve özel duygudur değil mi yavrum? Evet, teyzeciğim evet dedim. Aklımdan ne kadar çok şey geçti bir bilseniz… Günümüzde “AŞK da SEVGİ de” ne kadar basitleşti. Sanal, yalan, ne olduğu belli değil. Dokusu yok, kokusu yok, huzuru yok, yok da yok…

Hiçbir zaman biz, nerede o eski aşklar, diyebilme ayrıcalığına sahip bir kuşak olamayacağız. Teyzemin de dediği gibi, kibrit kutularına sıkıştırılmış pembe kokulu kâğıttan mektuplarımız hiçbir zaman olmayacak bizim. Bu zamanda Gece yarısı atılan kısa mesajdan daha kısadır aşk ve sevginin ömrü. Sadakat ise nedir biliyor musunuz günümüzde? Sil adını telefonundan, çıkar sosyal medyadan, engelle tuşuna bas… Akabinde işte zamane aşklar bundan ibaret. Ne diyelim şimdi teyzeme teşekkür ediyorum ve söylediği, anlattığı bende saklı olan kendisinin zamanında yaşadığı, güzel güzel anlattığı nükteli aşkı gibi bu zamanın aşkı saf ve temiz olmayacak…

 


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI