Onun adı bir Mertcan, onun adı bir çocuk - ASLI MERCAN SARI

11 Ocak 2019 Cuma 09:54

Bir insan sizden yaşça çok büyük diye her yaptığını olumlamaya çalışamazsınız, böyle bir dünya yok, kanun yok, saygı yok. Ne bir yaşındaki ne de yirmi yaşındaki bir bireyi dayakla istediğiniz insana çeviremezsiniz. Kızım, oğlum ses etme;  "büyüktür yapar o, büyüktür o döver de sever de, büyükler en iyisini bilir senin iyiliğin için yapıyor, tecrübelidir" diye diye düşünemeyen nesiller yetişmesine neden olan neudiği belirsiz ebeveyn. Haberlerde izlediğiniz, sokakta denk geldiğiniz o tacizciler, sapıklar, ailesinde gördüğü her şeyi normal karşılayan ve bunu kendi kurduğu yuvada da devam ettiren, haldur huldur sürekli küfür vari homurdanıp duran asabi tipler, oğlu olunca "neslim devam edecek" diye gözleri fal taşı gibi parlayan tek dişi kalmış canavar, türünün son örnekleri, cahiliye devrinden tek farkı kızları gerçek anlamda diri diri toprağa gömmeyen akıl yoksunu tipler de, o tipler de "yetişkin" ve o tipler de maalesef ki baba.

Ülkemde balık hafızalı olmayan bir ben kaldım zannımca. Benim de lanet olsun içimdeki insan sevgisi temalı şu polyannacılığı bırakmama az kaldı! Hatay’ın İskenderun ilçesinde babası tarafından dövülerek öldürülen 6 yaşındaki Mertcan ve sevgi evlerine yerleştirilen kardeşinin velayetinin anneye baskı ile suç makinesi babanın alması. Ölüm tehditler ve bir sürü korkunç entrikalar ile altından aile içi psikolojik şiddet çıktı. Anne “Beni, çocuklarımı ve ailemi öldürmekle tehdit etti. Anlaşmalı boşandık hâkim tek celsede bizi boşadı ama onun sabıka dosyasına bakılmadı” dedi. Şimdi sorarım size sizce en az istismar kadar çok konuşulacak bir mevzu değil midir? Aile içi psikolojik şiddet ve ebeveynlerin psikoloji bozukluğu! Tam tanıma bağlı kalarak literatürde Aile içi şiddet, aile içinde gerçekleşen şiddet türüdür. Kan bağıyla bağlı olsun ya da olmasın aynı evde yaşayan insanların maruz bırakıldığı her türlü şiddet buna dâhildir. Yani aile içi şiddet olarak şunlar sayılabilir: karı koca arasında şiddet ve saldırganlık, anne babaların çocuklara ve çocukların ise anne babaya şiddet göstermesi. Ayrıca biyolojik çocuk olmasa bile saldırganla birlikte yaşayan ve ailenin parçası olan her kişi bu şiddetin mağdurlarındandır.  Nasıl bir psikolojidir ki bu düşünün artık. Cani baba, arkadaşlarına, "Mertcan annesine benziyor, ona bakınca annesini hatırlıyorum" diyerek bu nedenle Mertcan'ı aylarca acımadan ağzına peçete tıkayarak dövdüğünü söylemiş inanın bu satırları yazarken bile kanım donuyor.

Çocuklar ölmemeli hiçbir yerde. Dayak yememeli. Ne olursa olsun sebep ne olursa olsun o masum evlatlar yaşamalı, oynamalı, sevmeli, gülmeli. Ağlayan bir çocuk bile görsem dayanamam ben, uykularım kaçar evladım gelir gözümün önüne. Ama her gün mutlaka böyle onlarca haberler alıyoruz artık. Daha ben şeker toplamaya çıkıp dönemeyen Kayserili 3 çocuğu, akabinde Leyla ve Eylülü unutamamışken, şimdide Mertcan yüreğimi dağladı. Her geçen gün artarak gidiyor böyle.  Nereye kadar? Ne zamana kadar?

Kötü ebeveynliğinin acısını yine çocuğundan çıkaran baba. Adı üstünde onun, onun adı bir ÇOCUK. Çocuğu şımarıktır, doğru dursun adam akıllı olsun diye döver güya kendi adam. Başta çocuğu şımartan kendisidir. Çocuğu başarısızdır, notu düşük diye döver. Adama sorarlar acaba niye başarısız? O ana kadar çocuğa okulu sevdirmek, ders çalışmaya özendirmek için hiçbir şey yapmamıştır. Çocuğu dikkatsizdir, suyu döktü diye döver. Bardağı çocuğun kolayca çarpıp devirebileceği yere kendisi bizzat koymuştur. Çocuğu inatçıdır, söz dinlemiyor diye döver. Çocuğunu karşısına alıp da adam gibi hiç konuşmamıştır. Kendi yanlışlarını, çocuğu döverek düzeltebileceğini sanacak kadar hiç af buyurmayın sahiden aptaldır. Çocuklarınız sizin malınız değil, size emanet olan bir can sadece. Öğreteceğini öğretir, senin kontrolün dâhilinde yaşamına izin verirsin. Ve en önemlisi çocuk sahibi olmadan önce soyum yürüsün değil! Şunu sormalı insan kendine: bu sorumluluğu kaldırabilecek donanıma sahip miyim?" Yaşadığım dünyayı sorguluyorum hep, ama bunları görünce yaşanabilir bir dünya olmadığına inanmıyorum tekrar tekrar. Sayacağım hakaretlerle sinkaf dolu cümleler yetmez boşuna parmaklarımı yormayayım. Olan ölen o minicik yavruya olmuş, hak etmeyen bir aileye evlat olarak gelmiş bu dünyaya. O yavruyu doğurtabilmek için yıllarca mücadele eden ne aileler var. 

Son satırımı yazmak gelmiyor içimden çünkü bu elim ve vahim psikolojik dengesiz aile profilleri her yerde. Yeniden şiddetin ne demek olduğunu tarif etmek ihtiyacı duyuyorum. Şiddet; güç ve baskı uygulayarak insanların bedensel veya ruhsal açıdan zarar görmesine neden olan hareketlerin tümüdür. Kaldı ki bu şiddetin kendini savunamayacak durumda olan bir çocuğa karşı uygulanması akıl alır gibi değil. Her yerde bas bas bağırıyorum biraz araştırsanız biraz okusanız Türk Ceza Kanununda, bu tür suçlar vücut dokunulmazlığına karşı işlenen suçlar olarak nitelendiğini göreceksiniz. Unutmamak gerekir ki şiddet her ne şekilde olursa olsun suçtur. Aile bireylerinden biri olsa dahi diğerine asla şiddet uygulayamaz. Anayasamızda da, bireylerin yaşama hakkı en temel değer olarak kabul edilmiştir. Kanunda, bir başka kişiye karşı kasıtlı olarak zarar veren, onun sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişinin cezalandırılacağı net bir şekilde ifade edilmektedir. Bu eylem, ‘üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı’ yapılmışsa ceza daha da artırılır.

Korkmayın! 

Korkmayın!

Korkmayın! 

Bu gibi durumlarda yani şiddete maruz kalındığında derhal emniyete ya da savcılığa giderek şikâyette bulunun.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.