Suçun yok kızım kopsun kıyamet - ASLI MERCAN SARI

26 Nisan 2019 Cuma 10:13

Yaklaşık 2 yıl önce yine Gazette Gazetesi köşemde paylaştığım bir makalemi üzülerek paylaşıyorum hem de hiç metni değiştirmeden üzerine katmadan, eksiltmeden… Değişen hiçbir şey yok ve o kadar kalemdaşımızın kaleme almasına rağmen hiçbir şeyi değiştirememek utanç verici. Unutulan Leylalar, Eylüllerden sonra 5 yaşında kızımız, evladımızın İstanbul Büyük çekmece’ de 5 kişi tarafından istismara uğrayıp gerisini devam ettirip tuşlara basamıyorum… Bir türlü düzeltilemeyen düzene haykırışımdır. KOPSUN KIYAMET!

Yine kalemim parmaklarımın arasında süründüğü, gözlerimden yaşların aktığı, ıstırapla kaleme aldığım, satırlara ar duyarak döktüğüm çok zorlandığım bir konu ‘ÇOCUK İSTİSMARI’.

Son zamanlarda, artık günübirlik denecek kadar sürekli manşetlere düşen vaka-i adiyeden alıştırılan çocuk istismarı, cinsel şiddet ve tecavüz, konusu kime yönelik olursa olsun kabul edilemeyecek, özrü ya da hafifletici nedeni asla olmayan, mide bulandıran bir suçtur; bir de savunmasız küçücük çocuklara yönelik olduğunda bir tür vahşettir bağnazlıktır, dilimin kemiğini yitirdiği en ağır sinkaflı küfürlerdir. Diğer bir tanımı ise, psikososyal gelişimini tamamlamamış küçük bir çocuğun bir yetişkin tarafından cinsel doyum için kullanılması olarak tanımlanır. Yazarken bile klavyeyi hunharca parçalamamak için zor tutuyorum kendimi. Cinsel istismarı gerçekleştiren - ben onlara af buyurun insan demeyeceğim, siz koyun adını- yazar çizgimden kaymamak, bu konuda o kadar zor ki… İşte o müsvedde faillerinin adı da pedofilidir (sübyancı cinsel sapkın). Son zamanlarda Türkiye’de bu vahşetin yaşandığı pek çok olayın haberini sıklıkla alır ama her yeni olayda bir öncekini unutur olduk. Toplum kadın ölümlerini ve tecavüzü adeta alışmışken, erkek egemen toplumda bir iktidar aracı ve şiddet eylemi olan tecavüz ve kadın bedeni üzerinde iktidar kurmadan sonra,  3 yaşındaki çocuğa tecavüz edeni mi, eşi kanserle boğuşurken 4.5 yaşındaki öz kızına tecavüz eden babayı mı, yoksa 17 yaşında kanseri yenmiş bir genç kızı tecavüzden sonra öldürüp gömen üvey babayı mı kaleme alayım? İçimden bir yandan çığlıklar atmak istesem de ağzıma geleni sayıp sövüp vicdanen görevimi yerine getirmiş sayıp hayatıma devam etmek istemiyorum. Ben de idam gelsin, hadım edilsin annelere verilsin parçalayalım uçkurlarından asalım linç edelim vs. birçok şeyi düşünüyorum. Fakat mesele bu değil esas mevzu millet olarak el ne der hâkimiyetinde yaşıyoruz.  Asla bunun önüne geçemeyeceğiz. Erkek egemen ve kapitalist toplumda, bu sisteme karşı net tavır sergilemekle bitiyor iş. Buda çok zor. Sebebi; ataerkil bir toplumuz, bu dikte ediliyor küçük yaşta. El duymasın diye hep susup normalleştiriyoruz. Kabullenmek Aman çocuğun adı duyulmasın diyerek baskılamak... Zaten araştırmalar neticesi, istismarın yüzde çoğunluğunun aile içinde olması, yani çocuğun aile fertlerinden biri veya akrabaları tarafından tacize uğraması yerini alıyor. En ağır aşılması zor cinsel istismar türü. Aile içi cinsel istismarında Sürekli aynı ortamda olması nedeniyle çocuk her an tacize uğrama korkusunda. Akrabalık bağı nedeniyle çok rahat davranma fırsatı buluyor sapkın ruh. Çünkü kimse ondan şüphelenmiyor sapkın çok rahat. Çocuk, uzun süre kendisinin maruz kaldığı bu durumun ne olduğunu farkına bile varamıyor. Beklemediği bir kişiden beklemediği bir davranışla karşılaştığı için nasıl tepki vereceğini ve olayı kiminle paylaşacağını bilemiyor. Utanıyor, sıkılıyor, suçu kendisinde buluyor. Hoş anlatsa ne olacak? Çoğu bulaşıcı boykot furyasına katılıp bağıra bağıra idam istiyor. Klavyede herkes bir şaheser, icraata gelince mükemmel sessiz bir izleyici. Buna çanak tutan, susan, örtbas eden aileler yüzünden bu haldeyiz. Susmayacağız diyorsunuz, ben çok değil dört gün veriyorum dört günden sonra gündemde yine öpücük öpücük kalp, Sahte mutluluk fotoğrafları, yeme içme paylaşacağım diye kendisinden geçen bireyler…

Ez cümlelerim şunlardır: Ailelerin vahim bu durum karşısında susma ve baskılama, çocuğun içinde bulunduğu durumu normalleştirmesi, emin olunmalı ki en az tacize uğraması kadar ağır bir travmadır. Evet, çocuk istismarı kadar görünür bir yara ve iz bırakmadığı için istismar kadar dikkat çekmez, fark edilmez ve çoğunlukla da aileler yerin kulağı vardır diyerek kendilerinden bile saklarlar bu ağır şoku. Fakat susmak, çocukta istismar kadar uzun ve kalıcı hasarlar bırakır. ‘S-U-S-M-A-Y-I-N’

Duyarlı, susmayan, korkmayan her bireye selam ile…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI