Çok gezen mi bilir doğru okuyan mı? - AV. ENES ŞAHİN

2 Kasım 2018 Cuma 12:22

Yıllardır alışılagelmiş tipik bir münazara konusudur; “çok gezen mi bilir çok okuyan mı?” konusu… Bence asıl konu çok gezenin karşısında çok okuyan değil de, doğru okuyan mı olmalıdır. Okumak insanın bilgi birikimini arttırıcı, konuşmalarına akıcılık ve kelime doğarcığını geliştirerek anlatıma genişlik katan en faydalı aktivitedir. Ancak bilgi birikimini arttırmak bakımından ise, çok okumaktan daha çok, doğru okumak daha doğrusu doğru kaynakları okuyarak doğru bilgilerden yararlanmak en daha yararlı olandır.

İnternet çağında yaşayan bir toplum olarak artık bilgilere erişim daha hızlı ve pratik bir hal almaya başlamıştır. Ancak bu kadar geniş ve yaygın olan bir çerçevede kirli bilgilerle karşılaşmak ise yadsınamaz bir gerçek olmuştur. İnternette bir konuyu araştırırken, o konunun adını girdiğimizde o konu ile alakalı milyonlarca link karşımıza çıkmakta olup, bu linklerin yarısı birbirlerine benzerlik gösterirken, en azından dörtte biri de yanlış ya da hata payı yüksek bilgileri karşımıza sunmaktadır. Bunun sonucu olarak da, o konu hakkında okuduğumuz yazılardan, yanlış bilgileri de kendimize katmış oluyoruz. Bunu nasıl engelleyeceğimiz sorusunun asıl yanıtı ise, bir bilgiyi araştırırken onu sadece tek bir kaynaktan görüp okuyup kanılara varmamalı, onu birden fazla kaynaktan araştırarak en doğru bilgiye erişilmelidir.

Gezmek, araştırmak, incelemek dokunmak, hissetmek tabi ki de insanın aklında kalma açısından okumaya kıyasla daha etkili bir yöntemdir ancak bilgi ve internet çağında bir toplum olarak artık okuyarak ve okuduğumuz kaynaklarda ki görsellerden, gezmek kadar hissiyata ulaşıp o atmosferi yaşayamasak da, görselde görmenin ve okuyarak harmanlamanın etkisiyle akılda kalıcılığına bir nebze de olsa katkıda bulunabilmekteyiz. Örneğin gezerek mavilikleri gezmeye giden bir insandan yola çıkarsak nihayetinde suyun h2o elementinden oluştuğunu düşünürsek, tuzluluk oranına göre buna bir tuz formülüde eklenir diye düşünsek, okuyarak gördüğümüz her suda farklı bir elementi varlığı ile görürken, gezen biri için su her yerde tuzlu ya da tatlı su olarak kalmaktadır.

Bir şeyi yaşayarak anlamak ve okuyarak anlamak arasında kalıcılık ve kavramak yönünden büyük fark vardır. Ancak okuyarak yaşayacağımızdan daha çok şeye ulaşabileceğimiz ise en büyük hakikattir. İnsan ömrü kuş misali geçmekte olup, her bilgiyi gezip tozup yaşayacak kadar fırsatımız olmayacağından varsayarsak, okuyarak bilgilere ulaşmanın kolaylığından faydalanmanın kimse daha kötü olacağını savunmamalıdır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI