PUHUDEPA - AV. MELİS ATICI ÖZKAYA

30 Aralık 2019 Pazartesi 09:01


Ülke olarak kanayan yaramız…

Kadın cinayetleri…

Milletçe dokundukça büyüyen yara…

Hemen her gün en az bir kadının öldürüldüğü…

Her hafta bir yenisi daha…

Dünya çapında yaygınlaşan ve tüm toplumları etkileyen bir konu haline gelen şiddet;  özellikle kadına yönelik şiddet, son yıllarda ülkemizde sık sık  gündem olmakta, kadına karşı şiddet bir türlü bitmemektedir.

 Kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri eğitimli-eğitimsiz, genç-yaşlı demeden sistematik bir şekilde artmaktadır.

Geçenlerde topluluk içerisinde televizyon açık izliyoruz…

Kocası tarafından… Gerisi aynı zaten…

Yanımda ki bayan soruyor; sebebi ne acaba?

Bir kişinin yaşam hakkının elinden alınmasının sebebi olamaz…

Kimsenin böyle bir hakkı yoktur…

Sonra merak ettim yıllar içerisinde kaç tane yaşanıyor diye; baktığımda sonuc korkunç…

2017 yılında 409 kadın öldürüldü.

2018 yılında 440 kadın öldürüldü.

2019 yılının sadece ilk 8 ayında 299 kadın öldürülmüş..

Bunlar ağırlıklı olarak ; Ankara ,İstanbul, İzmir de görülüyor..

Bu kadınların kimisi boşanmak istemesi yüzünden,

kimisi barışma isteğini reddetmesi yüzünden,

kimisi arkadaşlık isteğini reddetmek istemesi yüzünden,

kimisi sadece o an orada olduğu için tecavüze uğrayarak,

kimisi de kendi kararını almak istemesi yüzünden,

kimisi de sebebsiz öldürülmüş

Bunlar sadece onların öldürülme sebebleri olarak gösterilen…

Neden bu zamanda bu kadar çok çoğalıyor diye araştırmaya koyulduğumda,  karşıma çıkan bilgilerden  eski medeniyetlere kadar bilgiler bulabildim…

Kadının yeri her dönemde çok önemli, bizim bu zamanımız hariç…

Öyle ki 4 bin yıllık zamanda…

Devletin başında kraliçenin görev alması gibi...

Kadın ve erkek eşitliğini kanıtlayan evlenme ve boşanma mukaveleleri karşılıklı anlaşma esasına göre düzenlenmiş

Evli kadınlar, kendi adlarına anlaşma yapabilmişler, onları mühürleyebilmişler...

 Birçok borç belgesi karı-koca tarafından mühürlenmiş...

 Alacaklı, borçlunun eşini de borçlu sayar, onun garantisi isterlermiş

 Kadınlar, evli veya bekâr olsunlar, kontrata dayanan anlaşmalara ve hukuki işlere karışırlarmış...

Bir de şimdi…

Sonra karşıma Anadoluda yaşamış  hatta doğum yeri Çukurova olarak ispatlanan bizim topraklarımızda doğmuş ; Pududepa bir Hitit kraliçesi…

Savaşın değil, barışın timsali PUHUDEPA…

Hikayesi de şöyle;

 

Hitit Devleti MÖ 14. yüzyılda imparatorluk dönemine girerken yönetimde kraliçeler de aktif olarak görev almaya başlar.

Kraliçe Puduhepa da, döneminde önemli bir politik kimliğe sahiptir.

Puduhepa çocuk yaşlarında tıpkı her çocuk gibi bol bol hayal kurar…

 Birgün Venüs gezegeni olarak bilinen İştar yıldızına bakarak kendine şu sözleri verir:

“Ben Puduhepa. Kimseler bilmezken ben okuyacağım. Bilge insanlar gibi ben de yazacağım. Büyük insanlar gibi düşüneceğim. Yoluma çıkan engelleri aşacağım. Yıldızlar şahidim, sözüm söz olsun”.

Puduhepa’nın çocukluğunda Anadolu’da savaşlar yaşanır. Bu dönemde baharın gelişi büyük bir bayram coşkusuyla karşılanır ve 1 ay sürecek kutlamalar yapılır.

Purilli bayramı olarak bilinen bu bayramı halk büyük bir neşeyle, şiirle, müzikle, dansla kutlar. Puduhepa da Purilli bayramında kendine verdiği o sözü hatırlar.

Puduhepa, hayata imzasını atmak ve yeryüzüne bir iz bırakmak ister. Bunun için yapması gerekenleri çok iyi anlar. Okuması, yazması, öğrenmesi ve düşünmesi gerekir.

Yıllar içinde Puduhepa okuyup düşünerek artık bilge bir kadın haline gelir. Tam da o günlerde Hititlerle Mısırlılar arasında Kadeş Savaşı yaşanır.

Savaştan dönen Hitit kumandanlarından biri Puduhepa’nın ailesinin evine konuk olur. Kumandan, bilge Puduhepa’nın düşüncelerine hayran kalır ve rüyasında onun yıldızını görür.

Doğruca koşup Puhudepa’nın ailesine rüyasını anlatıp kızları ile evlenmek istediğini söyler… Evlenmeyi kabul eden Puhudepa ve kumandan rüyası için bir işarettir ve kendilerine bir söz verirler: Tüm hayatları boyunca barışı sağlamak için çalışacaklardır.

Puduhepa’nın evlendiği kumandan Hattušili Hitit kralı, Puduhepa da Hitit kraliçesi olur ve savaştan 15 yıl sonra Kadeş Barış Antlaşması’nı imzalarlar.

Kadeş Antlaşması’nı Puduhepa kendi mührüyle imzalar. Puduhepa, tarihte kendine ait bir mührü olan ilk kadındır.

Devlet işlerinde, kocasını bir kenara itip, elini kolunu sıvayarak şahsi, resmi her şeye  kendisi bakmaya başlar.

Eski çağlarda önemli bir devlet antlaşması üzerine kral yanında mühür basabilen tek kraliçe odur.

Kadeş Savaşı'ndan 16 yıl sonra III. Hattuşili ile Mısır Firavunu II. Ramses arasında imzalanan ve dünyanın ilk eşit devlet anlaşması olan,  bir kopyası New York'taki BM binasında asılı antlaşma metninde, Mısır kaynaklarının yazdığına göre Hattuşili yanında Puduhepa'nın da mühür baskısı yer almaktadır.”

Çukurova doğduğu ispatlanan PUHUDEPA hikayeside herkese hele de şu dönemde ülkemize ders olacak hikâye…

Umarım eski tarihlerdeki bu hikâyeler günümüze ders olur…

Geleceğin anneleri, ailenin temel yapı taşı, çocuklarımızın ilk öğretmeni, pedagogu, daha birçok öneminde bahsedebilinicek kadınlarımızın yaşam hakkı kendilerinde kalır…

Umarım kanunlarla daha da ağır cezalara hükmeder…

Ne kimse annesiz…

Ne de kimse evlat acısı yaşamaz…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI