Büyü - BARIŞ SANIGÖK

15 Kasım 2019 Cuma 00:16

Büyü (sihir) lügatte sebebi gizli ve üstü kapalı olan şey demektir. Asıl mânâsı, bir şeyi hakikatinden başka bir şeye çevirmektir. Örfte sihir denilince, başkası üzerinde meydana getirilen bir tesir, kişinin özgür iradesi dışında onu hareket ettirme, yönlendirme, aldatma ve zanna düşürme, kişiyi  zarara uğratmak diye yorumlanır. 

İslâm’a göre ilim muhteremdir, her türlü hürmete lâyıktır ve öğrenilmesi yasaklanan hiçbir bilgi yoktur. Ancak hiçbir zaman ilmi kötüye kullanmaya müsâade edilmez. Bu sebeple sihir yapmak haram kılınmış, hatta küfür olarak kabul edilmiştir.

Gıyaplarında ve gaflet ânlarında insanları tesir altına alarak büyük zararlara uğrattığı için sihir son derece veballi ve cezası büyük olan bir günahtır. Onunla ancak Allah’tan korkmayan ve inancı zayıf kimseler meşgul olur.

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“(Ehl-i kitaptan bir tâife) Hz. Süleyman (a.s)’ın hükümranlığı aleyhinde şeytanların uydurup okuyageldiği iftirâlara tâbi oldular. Hâlbuki Hz. Süleyman (a.s) sihir değil aksine mucize göstermiştir. Lâkin şeytanlar ve şeytanın yolunda yürüyen kişiler kâfir oldular. Çünkü onlar, insanlara sihri ve Bâbil’de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirilen bilgileri öğretiyorlardı. Hâlbuki o ikisi: «Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın öğrettiğimiz bilgileri sihir yapmakta kullanıp da kâfir olma!» demeden hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. İşte bunlardan, kişi ile hanımının (eşlerin) arasını ayıracak şeyleri öğreniyorlardı. Fakat onlar, bununla, Allah’ın izni olmadan hiç kimseye zarar verecek değillerdi. Kendilerine faydalı olanı değil de zarar veren şeyi öğreniyorlardı. Şânıma yemin olsun ki onlar, sihri satın alanların Allah’ın kitabını bırakıp sihirle meşgul olanları âhiretten nasibi olmadığını çok iyi bilirler. Kendilerini fedâ ederek karşılığında satın aldıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!” (Bakara, 102)

Bu ifade, sihir ile küfür aynı derecede kötü bir günah olduğuna işaret eder ki, sihir ve büyünün çirkinliğini göstermeye kâfîdir. Hârut ile Mârut’un, sihir öğrettikleri kişilere; “Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın öğrettiğimiz bilgileri sihir yapmakta kullanıp da kâfir olma!” diye îkazda bulunmaları da, sihrin küfre götüren sebeplerin başında geldiğini göstermektedir. Çünkü sihir ve büyüde Allah’ın irâde ve kudretinin üzerinde işler yapma iddiası vardır. Hâlbuki “Büyücülerin her şeyi bildiği, başaramayacakları şeyin bulunmadı­ğı” tarzındaki inançlar İslâm dinine ters düş­mektedir. Allah c.c sihirbazlara bir yere kadar mühlet verir ve sihir de emrindedir.

Kabbala büyüsü en ünlü sihirlerden biri olup, Kitêbu Simê ise günümüzde sihirbazların ve büyücülerin elinde olan kitaplardandır.

Buna örnek Asif ibin Berhiye hadisesidir. İfrit cinlerinden biri hani Belkîs'ın tahtını sihir yapıp getirmişti ve onların sihirine karşılık mucize ile karşılık vermişti. Belkîs'ın tahtı hadisesini daha sonra sizler için kaleme alacağım.

Ayrıca kendilerine sihir yapılmış kimselerin bunun tesirinden kurtulmak için, bu işi meslek edinmiş samîmiyetsiz kimselere mürâcaat etmeleri doğru değildir. Her şeyden evvel Allah’a sığınmak, Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyt'ine çokça salavat getirmek, Kur'ân okumak, ibadet ve dua etmek ve yoksullara sadaka vermek gerekir. Âlim, takvâ sahibi ve güvenilir bir kimse, sihir yapılan insanlara yardımcı oluyorsa ondan istifade etmek de mümkündür.

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere nefes eden (sihirbazların) şerrinden ve hased ettiği vakit hasedcinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!” (Felâk, 1-5)

Sevgili Gazette okurları;

Kur’ân-î Kerim'den süreler ve ilâhî isimlerden bazı şeyler yazıp teberrüken asmak ise, bu hükmün hâricinde tutulmuş ve câiz görülmüştür. Nitekim tarihte birçok hükümdar bile böyle dualar takardı. Her ne olursa olsun Allah'a sığınmak en doğrusudur.  Zira şifâyı veren ve kötülükleri defeden ancak Allah Teâlâ’dır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI