Cemre Nedir ve Tarihçesi - BARIŞ SANIGÖK

24 Şubat 2020 Pazartesi 00:31

Geçtiğimiz günlerde Adana son yılların en şiddetli soğuğunu yaşamıştı. Büyüklerimizden öğrendiğimize göre bu sene yaşadığımız şiddetli soğuk bundan yaklaşık 90 sene önce olmuştu. Soğukların yerini teslim alacak sıcak iklimin habercisi Cemre Dünyamıza düşmeye başladı. Cemrenin dünyamıza inişine Mitolojik bakış açısına sahip bilim dünyası, bu konu hakkında net bir bilgi henüz sunmamaktadır. İlerleyen zamanlarda bilim konseyinden konu hakkında bilgi beklemekteyim. Elimde bulunan, okuduğum tarih kitaplarında olsun, rahmet ile andığımız atalarımızın bize aktardıkları bilgi ile Cemre hakkında sizleri aydınlatmaya çalışacağım.

Cemre, İlkbahar başlangıcında yedişer gün arayla; önce havada sonra su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık artışına sebep olur. Arapça olan sözcük kor durumunda ateş anlamına gelir. (Mina Vadisi'nde Arafat'tan gelecek taşlarla oluşan yığınlara da "cemre" adı verilir.)

Türk ve Altay halk kültüründe ve mitolojisinde İmre (İmere veya Emire) adı verilen cinin neden olduğuna inanılır. İlkbaharda görünüp titrek ışıklar saçarak göğe yükselir. Sonra buzların üzerine düşerek onları eritir. Oradan da yere girer. (Daha detaylı bilgi; Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt, Türkiye, 2011, -OTRS: CC BY-SA 3.0-)

Cemrenin düşmesiyle birlikte ısınan topraktan buhar yükselir. Emire baharın gelişini temsil eder. Bulgarlarda Zemire olarak yer alır. Anadolu Türkçesindeki Arapçadan gelme Cemre sözcüğünün aslında bu adın benzetme yoluyla değişmiş hali olduğu söylenebilir. İlk cemre 20 Şubatta havaya ve yedişer gün arayla da toprağa ve son Cemre de suya düşer. Zemre ise Kumuk Türkçesinde nem, buhar gibi anlamlara gelir. Tasavvuftaki kor ve ateş kavramlarının mecazi anlamları vardır. Temizlenmeyi ve yeniden doğuşu temsil eden ateş aşk kavramının yakıcılığıyla da yakından ilgilidir.

Türkiye ve Azerbaycan Türklerinin yaratılışla ilgili eski inançlarından kaynaklanan ve Nevruz Bayramından önce, yılın son Çarşamba gününde yapılan "boz ayın dört çarşambası", uygulamasını ifade eden "Cemle" sözcüğü de "Cemre" ile aynı kelimedir. (Daha uzun ve geniş bilgi için bakınız; Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Celal Beydili, Yurt Yayınevi, sf.263)

Cemre Arapça bir kelimedir. Türkçe karşılığı kor halindeki ateş anlamını taşımaktadır. İlkbahar başlamadan önce hava ikliminin değişeceği haberinin ilk sinyallerini verir. İlkbahardan hemen önce birer hafta arayla ilk olarak havaya, suya ve son olarak toprağa düşmektedir. Baharın müjdesini veren cemre toprağın hareketlenmesini de sağlar. Cemrelerin yerküreye düşmesiyle beraber buz kütleleri yavaş yavaş eriyip ardına sıcaklıkların artacağını haber verir. Kor anlamına geldiği için, dünyaya daha fazla güneş ışığının yayılmasını müjdeler. Düşmek tabiri güneş ışınlarının dünyaya ısısının anlatılmasıdır. Bilimsel olarak yeryüzü, güneş ışınlarını yutarak öncelikle kendisini ısıtmaya başlar. Daha sonra atmosferi ısıtır…

Büyüklerimiz bilir; eskiler 365 günlük yılı 'Kasım' ve 'Hızır' günleri olarak ikiye ayırmışlardı. Kasım günleri 179, Hızır günleri ise 186 gündü. Yılın Kasım kısmı yani kış devresi 8 Kasımda başlar, 6 Mayısa kadar sürerdi. 6 Mayıs'ta da Hıdırellez kutlamaları ile birlikte yaz devresi, Hızır günleri başlardı. Kasım ayına Kasım dememiz oldukça yenidir. 1945 yılında ilgili kanun yürürlüğe girene kadar, Kasım ayına 'Teşrin Es-sani' denilirdi. Kasım adı Arapça 'bölen' anlamındadır. Yılı böldüğü için bu ad verilmiştır.

Kasımın kırk altısında, kırk gün anlamına gelen 'erbain', seksen altısında da elli gün anlamına gelen 'hamsin' başlar, böylece kışın en soğuk zamanları olan "Zemheri" doksan günlük süre geçmiş olurdu. Arapça'da kış anlamına gelen “zem” ile Farsça'da uğultu olarak adlandırılan “harir” kelimelerinin birleşmesi ile ortaya çıkan Zemheri, halk arasında kış ayının en yoğun yaşandığı kara kış dönemi için söylenir.

Kasım günlerinin ortasını geçip yüz gün arkada kalınca halk arasında zorlu kış günlerini arkada bırakmanın bir ifadesi olarak 'geldik yüze, çıktık düze' denilirdi.

Kasım'ın yüz beşinde (19-20 Şubat) birinci cemrenin havaya, yüz on ikisinde (26-27 şubat) ikincisinin suya, yüz on dokuzunda da (5-6 mart) üçüncü cemrenin toprağa düştüğüne ve yedi günlük aralıklarla düştüğü bölgeyi ısıtır.

Her ne kadar bilim dünyası Cemrelerin dünyaya düştüğü günlerini gözlemlediği halde henüz göremese de, ilk Cemre Miladi takvim 20 Şubat, Rumi takvim 7 Şubat'ta havaya düştü. Sırasıyla Suya düşmesi Rumi 14 Şubat, sonuncusu ise toprağa düşeceği tarih ise Rumi 21 Şubat olarak bilinmektedir. Bu tarihlerden sonra hava sıcaklıkları yükselir. Baharın gelişinin müjdeli haberini vermeye başlar. Cemrenin toprağa düşmesiyle birlikte ısınan topraktan yükselen buharımsı dumanlar etrafa mis gibi bir kokuyu bu yüzden yayar. Kış boyunca oldukça sert olan toprak ise kırılıp bölünür ve yumuşar.

Meteorolojik sıralamaya göre ise ısınma evvela topraktan başlar. Sonra sırasıyla hava ve su olarak devam eder…

Cemre her ne kadar alışılmış bir inanış olsa da, cemrelerin aralarındaki günlerde hava sıcaklıklarında az da olsa yükselme yaşandığı görülmektedir. Cemreler Türk Dünyasının kültürüne de konu olmuş, birçok padişah döneminde kendilerine şiirler bile yazılmıştır. Doğanın da sıcacık gülümsemesini sağlayan cemre, böceklerin ve bitkilerin de canlanmasında katkı sağlamaktadır. Cemrenin birbirinden farklı açıklamaları ve inanışları mevcuttur. Halk arasında sıcaklıkların ve baharın gelmesini belirten en önemli etkenlerden biridir ve asırlık kültürümüzün önemli bir parçasıdır. Eskiden beri kıştan bahara geçmeyi anlatan en önemli dönüşümdür. Buna göre badem ağaçlarının çiçek açması da, düşen cemrenin yaz mevsiminin habercisi olduğunun en önemli kanıtlarından biridir.

Sevgili Gazette okurları;

Hangi mevsimi yaşatırsa yaşatsın, Cemrenin düşmediği yürek kalmasın. Küslerin, kırgınların arasına daha çok düşsün ki, birbirinize muhabbeti, dürüstlüğü, huzuru ve barışı getirsin...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI