Hz İsa’nın Miladı - BARIŞ SANIGÖK

4 Ocak 2020 Cumartesi 21:16

6 Ocak 24 Kenun el Evvel Hz. İsa (a.s)'ın miladı.

Hz. İsâ (a.s), Yahyâ (a.s)’ın yeryüzüne gelişinden altı ay sonra Kudüs’te dünyâyı şereflendirmiştir. Hz. İsâ (a.s), İsrâîloğulları’na gönderilen peygamberlerin sonuncusudur.

Peygamberler içinde en yüksekleri olan ve kendilerine “ulü’l-azm” denilen beş peygamberin dördüncüsüdür. Kendisine “Rûhullâh” denmesi, bir tekrîm ifâdesi olmakla birlikte, Allâh-u Teâlâ’nın, Hz. Adem’i yarattığı gibi O’nun da nurundan yaratması sebebiyledir.

Hz. İsâ (a.s)’a otuz yaşında peygamberlik gelmiş, kendisine kitap olarak İncîl gönderilmiş ve otuz üç yaşında da di­ri bir şekilde göğe kaldırılmıştır.

Kıyamet yaklaştığında dünyaya inecek, “Hz. Mehdî” ile buluşacak, İslâm’ı bütün cihâna hâ­kim kılacak ve Medîne-i Münevvere’de tekrar göğe yükseleceği bildirilmiştir.

Hz.İsâ (a.s)’ın annesi Hz.Meryem, Davûd (a.s)'ın neslindendir. Annesi Hunne, babası İmrân’dır. Yani peygamberler peygamber neslinden gelmektedir.

Kaynak eserlerde bahsedildiğine göre, Hunne’nin çocuğu ol­muyordu. O da:

“Ya Rabbî! Benim bir çocuğum olursa, onu Beyt-i Makdis’e hizmetçi yapacağım!” diye nezirde bulundu.

Hunne, bu nezirde bulunduktan sonra hâmile kaldı. Ayet-i kerîmede buyrulur:

“İmran’ın karısı şöyle demişti: "Rabbim! Karnımdakini azadlı bir kul olarak sırf Sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz niyazımı hakkıyla işiten ve niyetimi bilen Sen’­sin!" (Al-i İmran, 35)

Bir müddet sonra bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Adını Mer­yem koydu:

“O’nu doğurunca, Allâh, ne doğurduğunu bilip durur­ken: "Rabbim! Ben O’nu kız doğurdum. Oysa erkek, kız gibi değildir. O’na Meryem adını verdim. Kovulmuş şeyta­na karşı O’nu ve soyunu Sen’in korumanı diliyorum!" dedi.” (Al-i İmran, 36)

Hz. Meryem’in odasına yalnız Zekeriyya (a.s) girerdi. Bu, on iki yaşına kadar devam etti. Zekeriyya (a.s), O’nun odasına girerken anahtarı ile kapıyı açıp girer, çıkarken de kilitlerdi. Her gün, bir günlük yiyecek bırakırdı. Fakat içerde değişik meyveler görüp hayret ederdi. Nereden geldiğini sorduğunda, Meryem, Allah (c.c) tarafından gönderil­diğini söylerdi. Bu yiyecekler arasında, yazın kış meyveleri, kışın da yaz meyveleri bulunurdu. Allah-u Teâlâ buyurur:

“Rabbi Meryem’e hüsn-i kabûl gösterdi; O’nu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriyya’yı da O’nun bakımı ile vazifelendirdi. Zekeriyya, O’nun yanına, mabede her girişinde ora­da bir rızık bulur ve: "Ey Meryem! Bu Sana nereden geli­yor?" der, O da: "Bu, Allah tarafındandır. Allah, dilediğine sayısız rızık verir!" derdi.” (Al-i İmran, 37)

Sonsuz kudret sahibi olan Cenab-ı Hak, azametinin muktezası olarak Hz. Adem (a.s)’ı annesiz ve babasız bir şekil­de topraktan; Havva validemizi annesiz olarak Hz. Adem’­den; Hz.İsâ (a.s)’ı da babasız olarak Meryem validemiz­den yaratmıştır.

Hz. İsa (a.s)'ın yeryüzünde zahir oluşu ile Hz. Adem’in yaratılması arasında bir benzerlik vardır ki, bu, her ikisinde de yaratılışın "Kun! = Ol!" emri ile gerçekleşmiş olmasıdır. Cenab-ı Hak bu hakikati ayet-i kerimede şöyle bildirmektedir:

“Allah nezdinde İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibi­dir. Allah O’nu topraktan yarattı. Sonra da O’na 'Ol!' dedi ve O da oluverdi.” (Al-i İmran, 59) Bütün bu güzel özellikler bizleri yeryüzünde kendini ilahlaştıran ya da peygamber sanan kişilere karşı ayırdedici bir özellik taşır. Eğer ki geçmişte, gerçek peygamberlerin yeryüzüne nasıl zahir oldukları hakkında bir bilgiye sahip olmazsak şayet geçmişte olduğu gibi günümüzde de birileri bizi, Allah muhafaza "sirata'l mustekim" yolundan saptırma girişiminde bulunabilir.

Hz. İsa (a.s) döneminde de putperestlik mukimdi. Hristiyan halkı tevhid dinine çağırdı. Ona iman eden kişi sayısı çok az idi. Ölü diriltme, gökten pişmiş etli yiyecekler indirme ve o pişmiş etli yiyecekleri Allah'ın izniyle konuşturması ve tekrar eski haline döndürmesi ve yiyyecekten yiyen hasta 3500 kişiyi iyileştirmesi mucizeleri göstersede;

Neticede Hz. İsa (a.s)’ı öldürme­ye, Onu yok etmeye karar verdiler. Hem İsa (a.s)'a, hem de etrafındaki­lere zulmetmeye başladılar.

Öyle ki, maruz kaldıkları zulümler karşısında havarilerden Yudas, Ishar ve Yot (Yehuda) irtidad etti. Üstelik içlerinden Yehuda, Zekeriyya ve Yahya (a.s)’a zulmetme girişimde bulunan zalimler Hz. İsa (a.s)’ın bulunduğu yeri haber verdi. Ancak Cenab-ı Hakk’ın gazabına uğrayanlardan oldu ve yaptığının cezâsı ola­rak, bu olaya karışan zalimin yüzü Hz. İsa (a.s) suretinde gösterildi ve çar­mıha o gerildi. Hz. İsa (a.s) ise, göğe ref’ edildi.

Sevgili okurlar,

İptali günlerinden biri olan 24 Kenun el Evvel Rumi tarihte yeryüzünü şereflerinden, Ahmed (s.a.a) gelecek müjdesini veren Hz. İsa (a.s) adına milad kabul edilmiştir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI