Mihrican - BARIŞ SANIGÖK

1 Kasım 2019 Cuma 01:15

Farsça kelime olan Mihrican, Farisiler döneminde kutlanan bir bayramdır.

29 Ekim Nisf Teşrin Rumi Teşrin el Evvel 16 gününe denk gelen Mihrican, dini bir bayram telakki şeklinde kutlanır.

İran, güneş yılının yedinci ayı olan Mihr’in 16. günü (geceyle gündüzün eşit olduğu gün, sonbahar ekinoksu, 21 Eylül) başlayıp 21’ine kadar devam eder. Kaynaklarda Nevruz’la (ilkbahar ekinoksu, yılbaşı bayramı) aralarındaki gün sayısı konusunda 167, 169, 174, 194 gibi farklı rakamlar verilir. Bunun sebebi muhtemelen İran (Farisiler) güneş takviminde bir yılın 360 gün olarak kabul edilmesidir. (Catholicisme, IX, 1310; New Catholic Encyclopedia, IX, 983; EI2 [İng.], VII, 17).

Mihrican günü kışın başlangıcı yaz ayının bitişi de denilir. Yani sıcak soğuktan ayrılır ve soğukların başladığını bildirir.

Eski İran’da mevsimler yaz ve kış (Osmanlı Türkçesi’nde Hızır ve Kasım) olarak ikiye ayrılıyor, önceleri 'yılbaşı bayramı' yazın değil kışın ilk günü kutlanıyordu. Eski döneme ait efsanelere göre ise bu günün bayram sayılmasının sebepleri farklıdır. Meselâ Ferîdun, Biyûresb de (Bîveresb) denilen Dahhâk’i o gün meleklerin yardımıyla Rey yakınlarındaki Demâvend (Debâvend) dağına hapsetmiş, böylece dedesi Cemşîd’in intikamını aldığı gibi Dahhâk’in bozduğu Mecûsîliği de eski haline getirmiştir. Bunun için o güne Mihrican (vefa sultanı) adı verilmiştir (mihr “vefa”, can “sultan” demektir; Kalkaşendî, II, 449).

Hadisleri yalanlama merkezi İsrailiyatta ise Mihrican bayramını kutlamak tamamen yanlış sayılmaktadır.

Mihrican ile ilgili asıl gerçek olan hadise ise İran takviminin iki büyük gününden (Nevruz, Mihrican) ikisinin önemli olduğu hususuna değinen İranlı şair ve edipler görüşlerini bildirir. İslam dininde önemli bir isim olmasına rağmen her nedense pek bahsedilmeyen, ömrü boyunca hiç puta tapmamış Selmân-ı Fârisî’nin, “İslam dini daha açıklanmadan önce İran’da şöyle söylerdik: Allah kulları için Nevruz’da Yakuttan, Mihrican’da Zebercetten birer ziynet çıkarmıştır ki onların diğer günlere üstünlüğü bu kıymetli taşların diğer taşlara üstünlüğü gibidir” sözü (a.g.e., a.y.) Nevruz ve Mihrican günlerinin kıymetli olduğunu göstermektedir.  İlkçağ ve Ortaçağ’da en kıymetli taş olarak Yakut kabul edilir.

Mihrican’ı daha fazla öven birçok şair ve yazar vardır. Bunlar sonbaharı ilkbahardan üstün tuttukları gibi Mihrican’ı da Nevruz’a tercih etmişler, bu görüşlerine Aristo’nun, İskender’in aynı konudaki bir sorusuna verdiği cevabı delil getirmişlerdir. Aristo’ya göre kışın uyuyan kötülükler ilkbaharda yeniden ortaya çıkıp gelişir. Sonbahar onların gitmeye başladığı zaman olduğu için ilkbahardan daha faziletlidir.

Mihrican, toplumsal bütünlüğün, kardeşliğin ve barışın simgelerinden biridir.

Bugün insanların birbiriyle hediyeleşmesi, akraba bağlarının kuvvetlendirilmesi, küslerin barıştırılması, dostane olarak biribirlerini ziyaret etmesi ve kardeşlik bağlarını kuvvetlendirmesi önemlidir.

Her ne kadar Mihrican birçok yerde festival şeklinde kutlanılsa da bu bayram İslam dinine uygun olarak mevsimlerin, iklimlerin düzenleyicisi, yaşamın ve varlıkların yaratıcısı, istediği her şeye ol emri ile emreden Allah c.c ve Hz. Muhammed (s.a.â) ve Ehl-i Beyt zikredilip dualar edilmelidir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI