Suların Altında Kalan Nuh a.s Kavmi - BARIŞ SANIGÖK

10 Temmuz 2019 Çarşamba 00:37

“İsyanları yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah’tan başka yardımcılar bulamadılar” (Nuh 25) Bu olaydan sonra Allah da ona bir gemi yapmasını emretti ve bu gemiye inanan insanlarla birlikte her hayvandan birer tane çift almasını emretti.

Aldıktan sonra büyük bir tufanla sular her tarafı kapladı. Bu helaktan sadece bir avuç inanan insan ve gemideki hayvanlar kurtulabildi.

"Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara Rasulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı." (Tevbe 70)

Hz. Nûh (a.s) kavminin helâk olmasının sebeplerinden kısaca başlıcaları şunlardır:

1) Kibirliydiler. fakîrlere “reziller” diye hitâb ediyorlardı. Hikmet sâhiplerini de küçük görüyorlardı. Hakîkaten, kibirleri yüzünden fakîrlerle oturmayı isteme­mekte, helâk olan kavimlerin kötü hasletlerinin başlıcalarındandır. Zenginlerle oturup, "bakınız zenginler hem bizim soframızda oturuyor hem de bizimle beraber yürüyorlar. Onlar bizim putlarımıza inanıyor, ilahlaştırdığımız insanlara tapıyor, sizler nasıl bizim ilahi gücümüzü görmüyorsunuz" deyip fakirleri aşağılar ve hor görürlerdi.

2) Dünyâ lezzetlerine çok düşkündüler.

3) Nûh’u (a.s.) küçümsüyor, âsî olup O’na eziyet ediyorlardı.

4) Küfür içindeydiler. Peygamberlerini, haşri ve neşri inkâr ediyorlardı.

5) Kadınlarında edeb, iffet ve hayâ yoktu.

6) Putlara tapıyor, insanları ilahlaştırıyor ve şirki teşvîk ediyorlardı.

7) İnsanlara iyilik yapıyor gibi görünüp, halkı bölmeye karşı kışkırtıyorlardı.

8) Şükretmiyorlardı. Hâlbuki Cenâb-ı Hak, verdiği nîmetlere şükredilmesini ve nankörlük edilmemesini emretmektedir.

Birçok hadîs-i şerîfte şükür ve sabır ehli şöyle tavsîf edilmiştir:

“İki haslet vardır ki, bunlar her kimde bulunursa Allâh onu şükredici ve sabredici olarak yazar. Bu iki haslet kendisinde bulunmayan kimseyi ise şükredici ve sabredici olarak yazmaz:

Her kim dînî hususlarda kendinden üstün olana bakıp ona uyar ve dünyevî konularda ise kendinden aşağı olana bakıp, Allâh’ın verdiği nîmetlere hamdederse, işte böyle olan kimseyi Allâh, şükredici ve sabredici olarak yazar. Dînî hususlarda kendinden aşağıda olana bakan, dünyevî konularda ise kendinden üstün olana bakıp elde edemediklerine üzülen kimseyi de Allâh şükredici ve sabredici olarak yazmaz.” (Tirmizî, Kıyâmet, 58)

Nûh (a.s) çok şükredici bir Rasul idi. Allâh Teâlâ onun bu husûsiyetini, bütün in­sanlığı İlâhî nîmetler karşısında şükredici olmaya teşvîk için şöyle hatırlatır:

“Şunu bilin ki Nûh çok şükreden bir Rasul idi.” (İsrâ - 3)

Nitekim Hz. Nûh (a.s) bir şey yiyip içilmesinden elbise giyilmesine  kadar, her hareketlerinde insalara dâimâ Cenâb-ı Hakk’a hamd etmeleri hususunda hatırlatmalarda bulunurdu.

Hz. Nuh (a.s)'da dünyaya zahirinden göğe yükselmesine kadar, dünyada geçirdiği zaman boyunca her şeye şükretmiştir.

Giyinirken, yerken “besmele” çeker, yediğini bitirince veya giydiğini çıkarınca da “elhamdûillêh” derdi. Bunun için Cenâb-ı Hak ona “Abden şekûrâ: "ibadet eden şükreden” ismini vermiştir. (İbn-i Hanbel, ez-Zühd, s. 50)

Değerli okurlar;

Görüyoruz ki günümüzde bazı insanlar geçmişten ders almak yerine aksine geçmişte yapılan hataları yüzünden helak edilmiş kavimlerin yolunda gitmekte ısrar etmektedirler.

Elbette insan hata yapabilir ve günah işleyebilir.

Nitekim Kur'ân-î Kerim'de Rabbimiz hatalarından dolayı Allah'a yönelen ve tevbe eden kullarını affedeceğini bildirmektedir.

Tevbe kapıları kapanmadan istiğfar eden, yüzünü Allah'a dönen ve O'na sığınan kullara selam olsun.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI