ABD-İran Gerginliği ve On Küçük Zenci - CAN UĞURATEŞ

9 Ocak 2020 Perşembe 10:05

Başlıktan yola çıkarak, tüm okuyucuların aklına, kuvvetle muhtemel Agatha Christie’nin klasikleşmiş cinayet romanı geldi. Roman bu günlerde Türkiye’de oldukça popüler ve tanınmış oyuncularla, tiyatro sahnesinde de yerini alıyor.

Romanı okuyanlar, küresel gelişmeleri izlerken, acaba, ben bunu bir yerlerden hatırlıyorum diyor mu?

ABD, küresel boyutta oyun kurgular ve bu oyun sürecinde önceden belirlediği veya oyuna dâhil olması için yarattığı, kimi zaman kahramanlaşan, kimi zaman kahraman iken bir an da hain olan, kimi zaman ulusal bağımsızlık savaşçısı olarak sahneye çıkan ama bir an da katliamlarla ve terörle anılmaya başlayan; kimi ulusal, kimi bölgesel, kimi küresel figürleri kendince cezalandırarak, ortadan kaldırmaktan çekinmiyor.

Gerekçesi hep aynı: Hepsinin, gizli ya da açık insanlığa karşı işlenmiş suçları var. İnsan sormadan edemiyor. ABD başkanlarının odasında, birbirlerine zimmetle teslim ettikleri, ortadan kaldırılması gereken suçluları temsil eden, küçük zenci bibloları mı var? Saddam, Kaddafi, Mübarek, Mursi; Bin Ladin, Bağdadi; Süleymani gibi figürleri temsil eden biblolar, Beyaz Ev’in penceresinden bahçeye atılarak kırıldı mı? Daha da önemli soru: Masada kaç biblo kaldı, yeni bibloların yapımı devam ediyor mu ve ülkeleri temsil eden biblolar da var mı?

Ve en önemli soru: ABD, insanlığa karşı işlediğini çok iyi bildiği suçlar karşısında, kendini de cezalandıracak bir sistem kurmayı akıl etti mi? Peki, , BOP ve GOKAP bölgeleri mi, Geniş Avrasya mı, Ortadoğu ve Asya Balkanları olarak anılan bölge mi, Zenci Adası olarak kabul edilen coğrafi konum neresi?    

Adını belirttiğim figürler, bakış açısına göre değişken toplumsal değerlerle anılırken, halen, küresel coğrafyanın jeostratejik konumlarında konuşlanmış önemli figürlerin varlığı da devam ediyor. Birçok topluma ve uluslararası etik değerlere göre, ABD, en önemli suçlulardan olduğu halde elini kolunu sallayıp dolanırken, kendince suçlular tespit edip, onları kendince cezalandırmaktan vazgeçmiyor. Daha da kötüsü, bunu kendince hak olarak görürken, “Güç haktır” söylemine de haklılık katıyor.

Küresel coğrafyada büyük bir satranç turnuvası devam ederken, ABD, değişmez oyuncu, oyun kurucu olarak konumunu değiştirmektense, rakiplerini önem sırasına göre seçip, birer birer mat ederek, yoluna devam etmeyi tercih ediyor. Bunu yaparken de diğer masalarda devam eden oyunları dikkatlice takip ediyor. Gerekli gördüğünde, ileride kendine rakip olacağını değerlendirdiklerinin rakiplerine, suflelerle yön veriyor. Daha da önemlisi, diğer masalarda devam eden oyunlara doğrudan müdahaleyle, kazananı kendi belirlerken, kazananın, kendini, kendi değerinden daha fazla algılamasını sağlayarak, müteakip oyunlara cesur fakat bilinçsizce atılmasını sağlıyor. Bu durumda da kazanan, her şartta, doğrudan kendi oluyor. Çünkü oyunu/oyunları ya kendi kuruyor ya kurulu oyunlara çok konuşkan yancı konumunda müdahil oluyor ya da oyunlara kendince haklı gerekçeler öne sürerek, doğrudan dâhil oluyor.                                

ABD’nin son hamlesinin ardından, rakibi olan İran da bir hamle yaparak, ABD’nin Irak’ta bulunan iki hava üssünü füzelerle vurdu ve bu saldırının ardından, ABD tarafından suikastla öldürülen General Süleymani’yi defnederek, kendi halkına şu önemli mesajı verdi: Toprağa vermeden, intikam alındı. Ancak, Süleymani’nin ölümüne karşılık yapılan hamle, İran için yeterli olacak mı?

Şimdi merakla beklenen, bu gerilimin tırmandırılmasıyla, büyük bir kaotik ortamın yaratılıp yaratılmayacağı ki her iki ülkenin de mütekabiliyet esası arkasına sığınmasıyla bu inatlaşma sürdürülürse, olan yine bölge halkına olacak.

Peki, insanların topluca ölüme sürüklenmesinde, yollara dökülüp göçlerle sefalete sürüklenmesinde, ailelerin dağılmasında, çocukların ölmesinde gerçek suçlu kim ve en son kimi temsil eden biblo, kim tarafından kırılacak. İşte en önemli soru da bu.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI