AKIL TUTULMALARI YAŞANIRKEN - CAN UĞURATEŞ

11 Ocak 2018 Perşembe 10:24

Günümüzde, geçmişten gelen ve giderek sayıları artan yeni akımlarla birlikte, giderek daha fazla taraftar bulmaya başlayan düşüncelerin, inanç yapılanmalarının, akıllarla alay eder seviyede fikirlerle ortaya çıkması, endişe verici hale geldi.

Din üzerine farklı yorumların yapılmasına alışkanlıkla, elindeki indirilmiş kitabı okumaktan uzak bireylerin, kimi zaman akıllara durgunluk veren çıkışlarla, bin beş yüz yıl öncesinin Bedevi düşünce yapısını dine atfederek yaptığı söylemler bir yanda durur ve Kur’an’ın apaçık ve anlaşılır halde gönderildiğini beyan eden ayetleri de mevcutken, kimi bireylerin, muhtemel şahsi kazanımlar uğruna, şifre çözme merakıyla ortaya çıkıp, bilimsel her gelişmeyi veya yaşanan her toplumsal, küresel olayın daha önceden bildirildiğini, rakamlarla oynayarak elde ettiği sonuçlara dayandırdığı verilerle, indirilmiş dinde bulunduğu iddiaları ve “Kur’an, bir açıklayan olmadan anlaşılmaz” algısının ezici baskısıyla, ruhban sınıfının, gücü elde bulundurma ve kazanım isteği devam ediyor.

Herhangi bir dine mensup, önemli sayılacak çoğunlukta insan, mucize beklentileri içinde varlığının anlamını çözmeye çalışırken, gerçek mucizenin, evrenin oluşumuyla bütünleşen, kendi varlığını kapsadığının farkındalığından uzak. Bu kişiler, tüm bilimsel gelişmeleri ret ederek, indirilmiş dinlerin, indirildiği dönemlerdeki yaşam standartlarını uygulamanın doğruluğu düşüncesinde ama günümüz teknolojisinin imkânlarının, pahalı ve erişilmesi güç olanlarının, zevkinin doruğunda olmanın çelişkisinde, anlamsız varlığını sürdürüyor. Bu yönde evrilen düşünce yapıları, dinlerin ortaya çıkmasıyla birlikte faaliyetlerine başlarken, bir çoğu, ezoterik yapılanmaya günümüzde etkinliğini sürdürüyor.

Şimdilerde Dünyanın düz olduğu, uzay çalışmalarının insanları aldatıcı olduğu ve NASA tarafından kurgulandığı söylemleri yaygınlaşır ve bu konuda sosyal gruplar kurulurken, temel esas olarak hiç de hak etmediği halde, yine din kitaplarının retorikleri gösteriliyor. Üstelik ABD ve diğer uzay çalışması yapan farklı din ve ırka mensup ülkeler, hali hazırda uzay misyonlarında önemli çalışmalara imza atmış, önemli verilere ulaşmış olmasına rağmen. Sadece İslami düşünce sahipleri değil, diğer dini inançlara mensup bireylerin de bu tür akımların etkisinde olduğu ve çok daha kapsamlı misyonlar yürüttükleri, tarihsel yaşanmışlıklarla ortada.

Yüz yıllar öncesinden, insanın, yaratılış özelliklerinden olan merakının peşinde koşturmasıyla ortaya çıkan bilimsel çalışmaların, sonuçları doğal olarak hızlı bir gelişme gösterirken, biat kültürünün esaretinde yetiştirilen beyinlerin, yüz yıllar, hatta binlerce yıl öncesinin düşünce yapısının dahi gerisinde kalıp, felsefeden uzak, gelişmeleri benimseyemeyerek, her şeyi ret eden bir anlayışa sürüklenmesi, kendi benliğini dahi kabul etmeyerek, boşluğa düşmesine neden oluyor. Dünya genelinde muhteşem bir zihinsel bozukluk yaşanır veya yaşatılırken, ortaya çıkanlar, uzman psikologları şaşırtacak seviyelerde.

İnsanlık, kimi dönemlerde, kuvvetle muhtemel bazı misyonların güdümünde ortaya atılan, beyinlere gayet insancıl ve cazip gelen ama her şeyden vazgeçmişliğe sürükleyen bu davranış şekillerini sahiplenip, sergilemekten kaçınmazken, kendi varlığını inkâr ettiğinin farkında bile değil. Üstelik bu akımlar, insanlara gerçekten çok cazip söylemler ve ilahi olduğu iddia edilen vaatlerle sunulduğundan, özellikle özgürlük ve eşitlik kavramlarıyla birlikte empoze edildiğinden, kabulünde zorluk yaşanmıyor.

İslam dışındaki inanç yapılarında gelişen ve genelde tarikat olarak adlandırılan bazı akımlar: 1950’lerde Moon Tarikatı, Scientology, Transandantal Meditasyon; 1960’larda Hare Krishina Dansçıları, Mansonizm, Tanrının Çocukları; 1970’lerde Erhard Tarikatı, Lifespring, Symbionese Özgürlük Ordusu, Halkın Tapınağı;1980’lerde Move, Rajneesh Foundation International, Posse Comitatus, La Rouches Politikal Network; 1990’larda Branch Davidianlar, Güneş Tapınağı, İlahi Gerçek Örgütü, Cennetin Kapısı olarak etkinliğini gösteriyor. Üstelik dönemlerinde, efsaneleşmiş müzik gruplarını ya da dönemin önemli sinema karakterlerini de müritleri arasına katmayı başarabilmişler. Dünya çapında dağılım gösterebilenleri, çiçek çocukları ya da hippilik gibi akımlarla oldukça fazla taraftar bulurken, birçoğunun toplu ölümler, uyuşturucu bağımlılıklarının getirisiyle suç işleme, inanç dışında kabul edilenlere yönelik şiddet eylemleri gibi nedenlerle son bulduğu görülürken, bir kısmı faaliyetlerini halen sürdürüyor. İslami tarikatların da neler yapabildiği, nerelere uzanıp nasıl güçler elde edebildiği ve insanların beyinlerini nasıl yönlendirdiğini, Türkiye dâhil Ortadoğu coğrafyası, yakın zamanda yaşayarak gördü ve gelişmelerle, halen görmeye devam ediyor.

İnsanlık, teknolojik gelişmelerin, inançların yanlış empoze edilen esaslarıyla yaşadığı çelişkiyi, yetiştiği çevrenin, halen bilinçli olarak biat kültürünün kontrolünde, dogmaların etkisinde kendisine empoze ettikleriyle, zihninin derinlerinde yaşarken, kendini, kolaylıkla psikolojik dengesizliklerin içinde buluyor ama bulunduğu yerin farkında da değil.

Can UĞURATEŞ

 

   

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI