Bakış Açısı ve Gerçekler - CAN UĞURATEŞ

5 Mart 2020 Perşembe 11:27

Birey, yaşam boyunca gelişen olaylar karşısında, doğal olarak, olayın kendine etki derecesiyle orantılı tepkiler verirken, yetişme tarzına, eğitimine, bilgisine ve kültürüne uygun değerlendirmelerle, yaşadığı olayı anlamaya, tanımlamaya çalışır.

İki farklı bireyin bir olay karşısında verdiği tepkiler de bu bağlamda değişim gösterecektir. Aynı olaya farklı bakış açılarıyla yaklaşan bireylerin, konumlarından görebildikleriyle, ortaya koyacağı yorumlar ve bu doğrultuda tepkileri farklı olacaktır. Konumdan kasıt, doğrusal anlamda bireyin bulunduğu yerden bakış açısı olabileceği gibi, bireyin eğitimi, kültürü ve işgal ettiği makam ve mevkiden kaynaklı bakış açısı olabilir. 

Tolstoy, Savaş ve Barış isimli klasikleşen eserinde: “Elma olgunlaşınca düşer. Peki, neden düşer? Yerçekimi yüzünden mi, sapı inceldiği için mi, güneşten kuruduğu, ağırlaştığı, rüzgâr salladığı için mi, altında duran çocuk onu yemek istediği için mi? Sebep hiçbiri. Bunların hepsi, sadece bütün hayati, organik, doğal olayın meydana geldiği şartların denk düşmesidir. Elmanın, hücresel dokusu ayrıştığı için düştüğünü söyleyen botanikçi de, ağacın altında, onu yemek isteyen ve bu amaçla dua ettiği için düştüğünü söyleyen çocuk da eşit derecede haklıdır.” Diyerek, bu konuya bir tanım getirmek ister.

Örneklemde bahsi geçen, “şartların denk düşmesi” lafzi önemlidir. Doğrudur, elmanın düşmesini sağlayan bir olay akış şeması vardır ve bunun araştırılmasıyla, elmanın düşmesini sağlayan nedenler sırasıyla açıklanabilir ki bunu başarabilmek için, bilimsel temelli eğitimle yetişmiş, sebep sonuç çıkarımını en doğru temellendirecek, dogmatik etkilerden uzaklaşmış beyinlere ihtiyaç vardır. Yapılan inceleme neticesinde, elmanın neden düştüğü tam ve doğru olarak ortaya çıkacak ve tartışmalar doğal olarak engellenecektir.  

Yani olayın geliştiği anda yorum yapan herkes kendince haklı görünse de temelde yatan bir realite vardır ve bu realite, mantıklı bir akış şemasıyla, esasen tekdir. Evet, elmanın düşmesini her birey kendi bakış açısından farklı değerlendirmeye meyillidir ve tesadüflerin etkisi dogmalarla bütünleştiğinde, yadsınamaz derecede güçlü algılar yaratır. Mesela, yağan yağmurun nedenlerini meteorolojik olarak incelemektense, yapılan bir yağmur duası sonrasına denk düşen yağışla, bunun ilahi nitelemesini yapmak, bu doğal olayı doğrudan duanın gücüne bağlamak mümkündür. Üstelik inanca dayalı biat kültürüyle yetişmiş ve dogmaların etkisinde gelenekselleşmiş bir dizi kuralla özdeşmiş toplum yapısında, idol veya lider, önder, yol gösterici olarak benimsetilmiş bir figürün yönlendirmesi, bulunulan toplumda muhteşem tepkisel etkilere yol açar. Benimsenen figürce lanse edilen söylemle oluşan algı, gerçeklerle ölçüşmese de kabul görürken, olayı bilimsel gerçeklerle açıklayan, olguya dayalı söylemler bir anda dışlanır.

Elbette doğru sonuç tekdir ama doğruya ulaşan yolların manipüle edilmesiyle ortaya çıkan sonucun, her zaman gerçeğe ulaştıracağını söylemek zordur. Bakış açısında oluşan fark, her şeyi değiştirecek güce sahiptir.

Gerçek nedir? Gerçek, TDK Sözlükte: Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat; doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan; yapay olmayan; bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel; aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici; temel, başlıca, asıl tanımlamalarıyla anlamını bulur.  

Gerçeklere ancak doğrular üzerinden ulaşılır ki doğrular da bilimsel temelli çalışmalarla elde edilir, yani sorgulamayı gerektirir. Merakla başlayan sorgulama, sadece bilimsel temelli eğitimin verdiği sorumlulukla bütünleşip, etkin bir araştırmaya dönüştüğünde gerçeklere ulaşmak mümkündür.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI