Bir Durak Var, İsmi Fark Edilmeksizin Geçilen - CAN UĞURATEŞ

14 Mayıs 2020 Perşembe 00:58

Ankaralılar, banliyö hattı ile Sincan-Ankara arasında seyahat ederken, muhtemelen çok da önemli gibi görünmeyen bir duraktan geçerler. Bu durağın ismi Behiçbey’dir. Ancak muhtemelen hiç kimse, bu sakin durağın ismini sorgulamaz. Metropolün hızlı yaşam akışında, bu çok da önemsiz görülen durağa ismini veren karakterin önemi ve değeri pek bilinmese de bu karakter, sadece Türk tarihine değil, İkinci Dünya Savaşı süresince Fransız, Alman ve Yahudi tarihine de damga vurur.

Behiç Bey, 1876 İstanbul doğumlu, 1898 Harbiye ve 1901 Harp Akademisi mezunu bir kurmay subay. Demiryollarıyla ilişkisi ise 1904’ten itibaren Selanik-İstanbul demiryolu muhafız kuvvetleri müfettişliği ile başlıyor. Behiç Bey, aynı zamanda güçlü bir lojistik teşkilatçısı ve Çanakkale Savaşları sürecinde, etkin ve başarılı lojistik çalışmalarıyla, zaferin kazanılmasına katkısı tartışılmaz. Bu süreçteki zorunlu birliktelikte, başarılarından dolayı Almanlar tarafından verilen beş adet madalyası da var. Üstelik 1918’de verilen madalya, 1.dereceden Demir Hac ve bunun bir yabancıya verilmesi neredeyse mümkün değil. Ancak, İkinci Dünya Savaşı sürecinde, Hitler Almanya’sı ve Fransa’nın Nazi destekçisi Vichy Hükümetine karşı, muhteşem bir insanlık mücadelesinde de imzası var. Bu süreçte de Fransa tarafından, Fransa’nın en yüksek nişanı olan, 1.dereceden Legion D’Honneur madalyasına layık görülmüş.

Behiç beyin, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele sürecinde yaptığı çalışmaların, Milli Mücadelenin başarılı olmasına katkısı da tartışılmaz boyutlarda. Milli Mücadele sürecinde, İsmet Paşa tarafından, kendisine, doğrudan Genelkurmay İkinci Başkanlığı da teklif edilir. Mustafa Kemal’in, Miralay Behiç Beye, “Siz orduyu cepheye taşımakta başarılı olursanız, ben cephede ne yapılacağını çok iyi biliyorum” diyerek verdiği (E. Kıvırcık, Büyükelçi, GOA Yayınları, İstanbul), özellikle Ankara’dan Batı Anadolu’ya uzanan tüm demiryolu hatlarının, mümkün olduğunca işler durumda bulundurulması talimatını başarıyla yerine getiren Behiç Bey, savaş sonrasında da Demiryollarının millileştirilmesini sağlayan kişidir. Milli Mücadele süresince, demiryolları çalışanlarının, hattın açık bulundurulması için yaptığı planlı, disiplinli, fedakâr çalışmaların, dönemin şartlarında, kimi zaman bir gecede köprü onarımı gibi fevkalade başarılarla, mümkün olduğunca hızlı intikalleri sağlanan birliklerin ve zamanında ulaştırılan ikmal desteğinin, zafere katkısı kesinlikle inanılmaz boyutlarda. Behiç Beyin başarıları saymakla bitecek gibi de değil. Cumhuriyet tarihinin ilk kurumsal özerkleştirmesini yaparak, İTÜ’yü özerkleştiren, Demiryolları işletme lisanını Türkçeleştiren, İTÜ derslerini Türkçeleştiren, ilk demiryolları mektebini kuran, Milli İstihbarat Teşkilatının on üç kurucu isminden biri olan Behiç Beyin, günümüzde pek bilinmeyen ve çok da dile getirilmeyen ancak insanlık tarihi için çok büyük önem içeren bir başarısı ise İkinci Dünya Savaşı süresine denk geliyor.

Behiç Bey, soyadı kanunuyla birlikte Behiç Erkin olarak anılmaya başlar. Behiç Erkin, önce İstanbul Milletvekilliği ardından Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanlığı, bu görevin ardından Budapeşte Başkonsolosluğu yaptıktan sonra, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından, 1939 yılında, kendisine Berlin Büyükelçiliği teklifi yapılırken, Fransa’da, Paris’te daha başarılı olabileceğini beyan ederek, kendi istemiyle, 01 Ağustos 1939’da Paris Büyükelçiliğine atanır. Bu görevi süresince yaptığı çalışmalarla, 20.000 kadar Yahudi’yi, Hitler Almanya’sının yaptığı soykırımdan kurtarır. Üstelik kurtardığı Yahudilerin naklini de ağırlıklı olarak demiryolları üzerinden sağlar. Çok geniş kapsamlı ve önemli sayıda insanın hayatını kurtaran bu başarılı çalışmanın, İkinci Dünya Savaşı süresince yaşanmış, bu denli teşkilatlı ve kapsamlı başka bir örneği yoktur.

İşte birçok Ankaralının, hemen her gün, önünden muhtemelen en az iki defa geçip de çoğu kez farkına bile varmadığı durağa verilen ismin sahibi olan bu karakter, teşkilatçı Milli Mücadele kahramanı, komutan, TCDD’nin kurucusu ve ilk genel müdürü (1920-1926), milletvekili, bakan, büyükelçi ve insanlık kahramanı, İstiklal Madalyası sahibi Behiç Erkin’dir. “Hiçbir koşula bağlı kalmaksızın, özgürce karar alabilen” anlamına gelen Erkin soy ismi, kendisine, 08 Şubat 1935’te, bizzat Atatürk tarafından verilmiştir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI