GEÇMİŞLE BARIŞMAK - CAN UĞURATEŞ

16 Ağustos 2019 Cuma 09:33

Ne kadar aksi yönde açıklama yapılsa da baş yastığa değdiği anda, geçmişle bir hesaplaşma başlar. İstenmese de beyin, hafızanın etkisinde kontrolü ele alarak, bireyin geçmişindeki, bir şekilde istenilen şekilde sonuçlanmamış her yaşanmışlığa, bireyi mutlu edip doyuma ulaştıracak bir çözüm getirmeye çalışır. Sonuç, her defasında artan bir öfke ve yapılanların yanlışlığında hayata küsme ile moral bozukluğu ve özgüven kaybı olur. Bu sonucun ortaya çıkardığı davranış şekli de doğal olarak bireyi mutsuzluğa, huzursuzluğa sürükler.

Esasen yapılması gereken tek şey, geçmişi, mevcut yaşanmışlığı ile olduğu gibi kabul ederek, ileriye, tecrübeli gözlerle bakabilmektir. Yani, geride kalan yaşanmışlıklardan ders alıp, etkin bir vizyonla, geleceği daha sağlam temellendirerek, teminat altına alabilmek gerekir. Birey, ancak bunu yapabildiği, başarabildiği takdirde mutluluğa ve huzura ulaşabilir.   

Toplumsal yapılanmalar da esasen o yapıları oluşturan bireylerin duygusal dünyalarının kontrolündedir. Siyasiler bu gerçeği çok iyi bilir ve kullanır. İdeolojisi ne olursa olsun, siyasilerin hemen her toplu erişimde iletişim vasıtası olarak kullandıkları enstrümanlar incelendiğinde, toplumun hassas noktalarına özellikle dokunulduğu gözlemlenir.  Doğru ya da yanlış, toplumun anlık davranışlarına doğrudan etki edebilecek güce sahip olduğu değerlendirilen her söylem, siyasilerce, kendi çıkarları doğrultusunda pervasızca kullanılır. Amaç, bir nevi tüme varımla kazanımdır.

Ancak bu realite, entelektüel beyinleri, siyasilerin söylemleriyle, başka bir gerçeğe ulaştırır. Toplumu yönetenlerin, her vaka karşısında geçmişe dönüp, benzer fakat farklı bir yaşanmışlığı gündeme getirmesi, üstelik hemen her kullanımda bundan kazanım elde etmesi, toplumun da geçmişle bir türlü barışamadığını gösterirken, önemli bir sonuca da ulaştırır: Toplum, cehaletin esaretindeyken, geride kalan yaşanmışlıkları, gününün konjonktürüne uygun perspektifte değil, yaşamakta olduğu dönemin şartlarında değerlendirir. Ancak, günümüzden, eksik bilgiler ve yanlış perspektifle bakılan yaşanmışlıklar, doğal olarak farklı ve çoğu kez hatalı ya da yanlış olarak değerlendirilir.

Siyasiler, toplumun evrilmesindeki temel esasları kendi çıkarları doğrultusunda düzenlemeye çalıştıklarından, ufak dokunuşlarla ve kendi ideolojileri doğrultusunda doktrinsel faaliyet gösteren toplumsal yapıların desteğinde, bireylerden başlayarak, toplumu, bu duygusal zaaflarının yoğunluğunda kolaylıkla yönlendirir.

Oysa olması gereken, bilimsel temelli eğitimin vazgeçilmezliğinde, tüm yaşanmışlıkların güçlü bir hafıza olarak kullanımında, alınan dersler, kazanılan tecrübeyle, geleceği daha etkin ve insanlığın gelişimde verimli planlamaktır. Bu da şu anlama gelir: Bireylerden başlayarak, toplumsal huzura bir an önce ulaşabilmek için, geçmişle barışmak gerekir. Geride kalmış, tarihin sayfalarında yerini almış tüm yaşanmışlıklar, günümüzü bir şekilde aydınlatır. Kimi loş bir ışık yayar kimi parlak ama gören gözler için, her daim, geleceğe yönelik bir projeksiyon vardır.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI