Herkese Aynı Mesafede Olmalıydı Hukuk - CAN UĞURATEŞ

8 Aralık 2015 Salı 08:45

İçimizde pek sıradanlardı. Hepimiz gibi davranır, pek farklı şeyler yapmazlardı. Çok fazla çalışmaz,  bizimle top koşturur, hovardalık yapar, çılgınlıklara katılır ama hiç yakalanmazlar, yakalanmışlarsa bir şekilde kurtulur, kurtuluşlarına anlam veremez geçiştirirdik, “helal olsun herife yırttı”, “kedi gibi herif, dört bacağı üstüne düştü yine” ve kıskançlığın da verdiği hırsla uzayıp giden bir dolu söz dizerken üstlerine. Her zaman başköşede olurlardı, mahallede, okulda, iş yerinde. Oysa onlarda sıradanlardı ve yoktu bizlerden bir farkları ama onlar, hep bir başkaydı.

Onlarda bizler gibi, aslında sıradan okullara gitti. Sonra yine bir farklılıktır başladı. Bizler, okul sonrasında bin bir zorlukla iş peşinde koşarken, her nasılsa onlar hiç açıkta kalmadı. Onlar hiç de umulmayan yerlerde dolgun maaşlarla, yönetici seviyesinde çalışmaya başlayıp, bizi kıskandırmaya ve bizimle aralarında yapılan kıyaslamalarla, midemizin ağrımasına sebep olmaya devam ettiler yıllar sonrasında da.

Babamızda para yok, para olmayınca imkân yok, imkân olmayınca iş yok. Kısır bir döngü oluşmuş. Kırmaya çalıştık, pek de başarılı olamadık.

Bir eksik vardı, bir yanlış vardı bir yerlere ama anlayamadık, anlamlandıramadık.

Yıllar geçti aradan ve bir şekilde, hepimiz bir yerlerde, bir iş sahibi olduk.

Bu kez de işyerlerimizde, yine hep o sevmediğimiz ama bizden üstün olduğuna inanılan, inandırılan, yaptıkları ne kadar saçma da olsa gurur duyulan ve her zaman, baş üstünde tutulan, zaman içerisinde edindikleri konumlarından dolayı, yüzlerinden ukalalık eksik olmayan, bu özel sıradanlarla yeniden karşılaştık.

Onların, her zaman arkalarında bir destekleyen varken, biz hep yalnızdık.

Aklımız ermedi, artık konumlarıyla bizden farklı görünüp, kendini çok farklı sanan tiplerin, nasıl olup da başarısızlıkla sonuçlanan gelişmelerin ardından dahi, bıkmadan desteklenmelerine. Özelliği olan avantajlı görevlerle, yurt dışındaki, hem gelişime açık hem de maddi olanakları fazla olan görevlere hep onların gönderilmesine, iş yerimizin en rahat, en konforlu, en kazançlı, kendini geliştirmeye ve yükselmeye en çok olanak veren departmanlarında, hep onların görevlendirilmesine aklımız ermedi. Şaşırırdık, görev yerimizde, üstlerimizce sevilmedikleri yüzlerine söylense de, ilk çıkan özel görevlere ve yurt dışına onların gönderilmesine. Zaman geçtikçe, onlar hep kaymağını yedi yapılan görevlerin amiyane tabirle, biz ise hep ücra köşelerdeydik. 

Bir eksik vardı, bir yanlış vardı bir yerlerde ama anlayamadık. Anlamlandıramadık.

Sonradan öğrendik ekipler kurulduğunu, bu tiplerin başarısızlıklarında dahi, çıkarlardan dolayı bu ekiplerle desteklenerek korunduğunu. Okulların başından itibaren ve hatta ailelerinin çevreleri veya soy ilişkilerinden itibaren, onların hep bir adım önde olduğunu. Soy isimlerinin aynı olduğunu gördük bir kısmının, aklımız erdikçe, tarih boyunca devletin içinde önde gidenlerle ve hatta sarayın bir şeylerinin başıydı bir kısmının babası, atası. Onlar hep öndeydi. Hep yöneticiydi onlar ve hayatları hep bizden daha güzeldi. Onlar, ihtiyaçlar hiyerarşisinin hep üst seviyelerindeydi, biz ise birkaç kademe ilerleyebilmiştik tüm çabalarımızla ve aptal da değildik aslında.

Bir eksik vardı, bir yanlış vardı ama anlayamadık, anlamlandıramadık.  

Biz hakkımızın gasp edildiğini düşünerek hukuk aradık yıllarca. Oysa yoktu sanki hukuk ve biz hep kaybedenlerden olduk. Yoktu hukuk, okulda öğretmen vardı. Çocuksu hatalarımızda herkesin içinde tokatlandık kimi zaman. Onlarsa hiç tokatlanmadı, sadece babaları veya anneleri arandı çekinilerek, nazikâne ve çok zorda kalındığında. İş yerimizde amir vardı, amirin talimatları vardı. Amirin çekinmeden verdiği cezalar vardı bizi anlamadan, dinlemeden. Oysa onlar dinleniyordu, yaptıkları hataları başkalarının üzerine gayet rahat, çekinmeden yıkarlarken. Onların uyguladığıydı bizim için en geçerli hukuk. Ailelerinin çevreleriyle kabul gören çocuklarındı, ataları köklü ailelerden, yıllarca bir yerleri fütursuzca işgal edenlerin ardından gelenlerindi, kanun koyucunun yaptığı kitaplar dolusu hukuk. Arkalarında destek olanların başarılarıydı, evrensel kabul edilen hukuk. Bizlerse sıradan insanlardık.

Oysa tarafsız olmalıydı ve bir gün işler döndüğünde, gelişmeler farklılaştığında, insanlar kim olurlarsa olsunlar herkese aynı mesafede olmalıydı hukuk.

Can UĞURATEŞ

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI