KADİM DEVLETLERİN YÜKSELİŞİ - CAN UĞURATEŞ

29 Eylül 2017 Cuma 18:06

Küresel coğrafya, giderek hızını artıran bir ivmeyle, güç dengelerinin değişimini yaşıyor. Binli yılların ilk yarısından itibaren başlayan, emperyalist hareketliliğin etkisiyle şekillenmiş olan Dünyada, bu gün, kadim devletlerin yeniden yükselişiyle, yeni bir şekillenme mücadelesinde, mevcut güç odakları, elde ettikleri ve uzun süredir ellerinde bulundurdukları inisiyatifi kaybetmemek için, tüm imkânlarını seferber etmiş durumda.

Dünya yeniden şekillenirken, küresel ısınmanın etkisiyle değişim göstermeye başlayan ticaret yolları, değişimle uygun koşulları yaratan habitatlar, coğrafyalardaki endemik değişimler, Dünyanın bu günkü yapısını hazırlayan ve hoyratça kullanmaya devam eden kapitalist güçleri içeriden vurmuşa benziyor. Çünkü endüstriyel konumlarıyla, atmosfere yıkıcı etkileri kabul edilemez boyutlarda olduğundan, uluslararası antlaşmalara imza atmaktan imtina edenler de yine onlar. Bu bağlamda Kyoto Protokolüne imza atmayan küresel bir güç var: ABD. Neden içeriden vuruluyorlar? Çünkü Dünya iklim dengesini bozarak, bulundukları coğrafyaları yıkarken, uzak coğrafyaların yaşanılabilirliğinin artmasını etkiliyorlar. Aslında bu da geçici bir durum ve Dünyayı her şekilde kirleterek, yok etmekten vazgeçmiyorlar.

Tarihsel süreçlerinde, kendinden emin ve çok da hızlı olmaksızın, fazla da gürültü çıkarmadan ilerlemelerine devam eden, kapitalist düşüncenin kontrolündeki emperyalist eylemlerden en çok etkilenen, Uzakdoğu’nun kadim halkları, bu gün, teknolojik seviyelerinde elde ettikleri başarılarla göz doldururken, uzaya açılan çalışmalarıyla ve küresel konumlarının değişen stratejik önemiyle dikkatleri üzerlerinde toplayarak, tüm güç odaklarının ilgi alanlarının, Pasifiğin kuzey batısına ve Hint Okyanusuna çevrilmesine yol açtı. 

Devam eden süreçte; kuzey suyollarının kısa ticaret ulaşımına imkân vermesi, iklim değişikliğiyle oluşmaya başlayan, en elverişli yaşam alanlarının ve enerji kaynaklarının kadim devletlerin bulunduğu coğrafyalarda olması, asimetrik olarak başlatılan ve genelde vekâlet savaşlarıyla devam eden mücadelenin, çeşitli bahanelerle kanlı kavgalara dönüşeceğinin sinyallerini veriyor. Bu yönde önemli bir atışma, Kuzey Kore ile ABD arasında çoktan başladı ve Çin ile Japonya’nın tedirginliği, stresi artırmak üzere. Ayrıca Myanmar’da başlatılan ve Bangladeş istikametinde ilerleyerek, Hindistan’a sıçrayabilecek potansiyele sahip bir kaos devam ediyor ve bu süreçte küresel güç odaklarının, Ortadoğu coğrafyasında her daim yaptıkları gibi, hedefleri doğrultusunda, “Yaratıcı Kaosu” çekinmeksizin ve etkin olarak kullanacağı da önemli bir realite.

Değişen dengelerde, Çin ve Hindistan, elde ettikleri teknolojiyle, ABD ve Rusya ile doğrudan rekabet içindeyken, Ortadoğu coğrafyasından İran, binlerce yıllık devlet geleneğiyle, ben de buradayım demek için her fırsatı zorluyor. Bölgede, Türkiye’nin de tüm müdahalelere rağmen kalıcı, sağlam ve devlet geleneğiyle güçlü olduğu görünümüyle, güç odaklarının, bölgesel enerjileri kullanımında rahat hareket edebilmesi için, burada bir peyk devlet yapılanması oluşturması gerekliliği ortaya çıkıyor. Bu bağlamda, Suriye kuzeyinde YPG/PYD doğrudan desteklenirken, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından yapılan referandum dikkat çekiyor. Yangını kontrol altına almak için, yeni fakat kontrollü yangın çıkartmak gibi bir girişim.

Küresel güç dengelerinde, kim, kiminle birlikte hareket ediyor belli değilken, uluslararası ilişkilerdeki temel ilke, her yönüyle anlamını buluyor: Ülkelerin kalıcı dostları veya düşmanları yoktur. Önemli olan çıkarlarıdır.

Gelişen Dünyada, kadim devlet gelenekleriyle binlerce yıldır varlıklarını sürdüren, emperyalist sistemin etkisinde baskılanarak demografileri, inançları ve eğitim sistemleriyle oynanmış ancak mücadeleden vazgeçmemiş toplumlar, yeniden oluşan dengelerde küresel güç olma yolunda, ağır ağır ilerlemeye devam ediyor.

Dünya yeni değişime ayak uydurmaya çalışırken, eğitimin etkinliği ve iyi eğitilmiş beyinlerin kontrolü, giderek önemini artırıyor. Çünkü yeni küresel düzenin hedefleri kapitalist istemlerin karşılanması iken, temel dayanağı, bilimsel eğitimle ulaşılan teknolojik gelişmeler.


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI